Neptün Balýk Geçiþi (2011-2025)- Aslýna Rücû Etmek (Arþiv)
  


Neptün Balık Geçişi (2011-2025)- Aslına Rücû Etmek (Arşiv)

 Leyladan geçme faslındayım,

Mevlayı bulma yollarında…

 

NEPTÜN’ün Keşfi

 

Satürn ötesi (transdental) gezegenlerin ikincisi Neptün’dür, Uranüs’ün keşfi ardından, Uranüs ‘ün tuhaf hareketlerinden, yörüngesine etki eden başka bir gezgenin varlığını araştıran bilim adamları İngiliz J.C. Adams ve Fransız Urbain J.J. Le Verrier adında iki gök bilimci tarafından 23 Eylül 1846 yılında kova burcunun 25’derecesinde yeri belirlenmiştir.ilginç bir hikayesi vardır Neptün keşfinin, bu iki gökbilimci birbirinden bağımsız Bode Kuralını kullanarak Neptün’ün yerini keşfetmişlerdir. (Neptün’ün keşif literatürünü buraya yazmıyorum,uzun yazılardan sıkılıyorsunuz bilimsel olarak tarihini araştırabilirsiniz.) Oysaki Neptün keşfedilmeden ve Neptün ismini almadan, ilerde keşfedilecek daha pek çok gezegen gibi, yerküreye etkilerini vermekte idi. İsmi Neptün oldu, denizlerden sorumlu olan Poseidon’un adını aldı. Uranüs Kova’nın, NEPTÜN ise hem konumu hem de yörüngesi itibariyle balık burcunun oldu ki etkisi zaten Balık Burcuna özgüydü. İnsan daha önceden tanzim edileni keşfetti ve yerini aldı zodyakta.

Neptün tam turunu 165 yılda tamamlar ve her burçta 14 yıl kadar kalır. Transdental gezgenler, yaşanılan çağa etki eden tarihi olayları ve bu zaman diliminde dünyaya gelen insanların paylaştığı kişisel özellikleri etkiler. Bu yüzden Neptün’ün ev konumu çok önemlidir.  Neptün insan ruhunun inceliklerini, yapısını ve insanda var olan kaçma isteğini gösterir. İnsanın kendisiyle yarışması, kaçışları, yaratıcılık kabiliyetleri, sezgileri ve ilhamları yönetir. Sevgili Abim Burak A.nın dediği gibi” cismim ruhuma dar” ya da “ruhum cismime dar” ikisi arasındaki belirsizlikleri yönetir. Yaşam haritamızdaki konumuna göre, majörler ile minörlerin savaşını başlatan güçtür Neptün. Mecazi manada bildiğimizin aslında hiç bilmediğimiz olduğunu bize gösterir, Majörlerin cüce, Minörlerin yüce olduğunu anlayınca o an ki şaşkınlıktır Neptün.

 

Neptün Neleri Yönetir

Soyut şeylerle ilgilidir, görünenin ardındaki güç, aldatıcı, açığa vurucu, iyi ve kötü insan arasındaki insanüstü güçlerin etkisi, tamamlanmamış duygular, belirsiz durumlar, duygularda yanılmalar, sezgileri güçlü insanlar ve doğaüstü olaylar, deniz ve denize yakın olan bölgeler, sıvılar, petrol, anestezi, trans hali, uyku ve rüyalar, renkler, resim, fotoğraf, film, müzik, şiir ve edebiyat, mistik özellikler, idealler, düşkün, yaşlı ve sahipsizler, zihinsel olarak özürlü doğumlar, idealizm, alkolizm. Neptün etkisi aynen burcu gibi çift etkilidir, bir yönüyle kişide Yaratanla bir olma halinin tezahürlerini sergileyen kabiliyetlerin açığa çıkışı, insan-ı kâmil olma yolunda dirayetli duruş, diğer yönüyle ise kendinden, gerçeklerden kaçış, her şeyi flu görme, hem aldanma, hem de aldatılma halidir, aşkın en üst hali, aşk ile kaybolma halidir.

 

Sinir hücrelerine özellikle beyine etki eden virüsler, kayıp olan insan ve yerler. Gizlenmiş esrarlı duran konular, deprem, tsunami, virüsle, dini temalı savaşlar ile olan toplu ölümler. Maneviyat, ruhsal aydınlanma, Yaradan bilinci, tasavvuf ve din. Neptün hiçlik okyanusunda yüzen, yüzdüğünden bihaber, en nihai faniliğini idrak etmiş insanın ulaşabileceği en üst merhaleyi temsil eder. Egolar erimiş, çözülmüş, kul acziyetini idrak etmiş, varlığın sırrına yoklukta erişmiş.

 

 

Sağlık alanında medikal astrolojide Neptün, görme ve işitme duyularımızı, zihinsel gizli içsel akımları, kişinin nefsini terbiye etmesiyle şuurunda açığa çıkan olayları ve yine kişinin hazır olmadan bilinçsizce daldığı içsel okyanusta el almadan yol yordam bilmeden yapacağı bu yolculukta yediği vurgunların yansıması olan, aklı denge bozukluğunu, esirik varlıkların esiri olma hallerini, omurilik sinirlerini, uyku bozukluğunu, bel kemiğine ait kolonları, beyaz kan hücrelerini, beyin epifizi ve ayakları, Uyuşturucu madde ve ilaçları, kişide geçici trans hali, bilinç kaybı yaratan sıvıları(yeşil peri ya da diğer adıyla absenth gibi) yönetir.

 

Neptün’ün Global Astrolojik Etkisi 
1847-1861 yıllan arasında balık burcunda seyreden Neptün ‘ün ilk etkileriyle tanışmış oldu astroloji dünyası. 1848 devrimleri olarak bilinen olaylar patlak vermişti. Patates hastalığı adı altında yaygın bir hastalık çıkmıştı ve pek çok insan ölmüş, büyük bir kıtlık dönemi hakim olmuştu. Krallıkla yönetilen pek çok Avrupa ülkesinde ihtilal olmuş, krallar düşmüş, cumhuriyet ilan edilmişti.1848 devrimleri 19.yy için en büyük kitlesel huzursuzluk dönemi olarak tarihe geçti.

 

"Sınıf farkının uçuruma geldiği, ekonomik değişimlerin yarattığı memnuniyetsizlik, yönetici ve işçiler arasında bir gerginlik, ülkelerin çalışan kesime köle muamelesi, nüfus artışının olması, Neptün-kova’da iken insan gücüne az ihtiyaç duyulan icatların yapılması, işsizlik, sınırların yetersizliği, göçler Avrupa’nın pek çok kentinde halkı devrime kışkırtmıştı. Neptün balıktaydı ve Allah’ın kulları eşitti. İmkânı olanın imkânı olmayanı ezmeye hakkı yoktu.  Kendini kurban görenlerin, kurtarıcı misyonunu üstlenmişlere tepkisiydi 1848 devrimleri, örgütlenmeden her şey kendiliğinden gelişmişti, idealisttiler ama neyin idealizmi belirsizdi, bir gayeleri yoktu kendileri de emin değildi ve Neptün gibi belirsiz, Neptün gibi bir anda, Neptün gibi çözülme, Neptün gibi dalgalı, Neptün gibi hayalin gerçeği… Yine de Neptün’ün balıkta ki transitiyle Avrupa halkı yöneticilerinden, krallarından, almaları gereken kısmen almışlardı. Fransa 4 yıllığına cumhuriyet ile yönetilmişti. Avusturya-Macaristan imparatorluğuna bağlı olan bölgelerde ayaklanmalar başlamıştı, çeşitli milletlerden olan halk bağımsızlığını istiyordu ve ilk olarak Macaristan ilan etmişti bağımsızlığını fakat Rusya’nın yardımıyla bu ilan sona ermiş Macar kralı Osmanlıya sığınmıştı."

 

Velhasılıkelam, o dönem içinde sınıf farkı, yönetim biçimi, milletlerin bağımsızlık arayışı(milliyetçilik akımı),1.sanayi devriminin yarattığı iktisadi değişimlerle işçi sınıfının zorlanması, nüfus artışının olması ve köylerden kentlere göçün artması, kentlerin sıkışması daralması, sınırların yetmemesi, pek çok türden ayaklanmayı tarihe geçirmişti. Ve her şey düzensiz, örgütlenmeden, belirsiz bir heyecanla Neptün gibi dalgalı olmuş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

 

Neptün ve Sanat

Yüksek Sanat Dönemi (1850-1870)

Neptün, ilham, yaratıcılık, hayallerin realiteye dönüşümü, resim, şiir, edebiyat, maneviyat, din-inanç ve film endüstrisini yönetir. Neptün’ün balıktaki yolculuğunda insan fotoğrafın da aynen resimler gibi, duyguyu vereceğin keşfetti. O dönem bol bol, mitoloji, dini içerikli ve şiirlerin anlatımı olan, fotoğraflarla sanatta çığır açtı. Ve ressamlarda aynı temaları kullanarak ilk defa canlı birebir fotoğraf makinasıdan çıkmış gibi resimler üretmeye başladı.

 

Neptün ve Bilim

Charles Darwin, evrim teorisini geliştirerek insanlığın doğal seçme (Natural Selection) yolu ile geliştiği ve bu seçmede ayakta kalanların güçlüler olduğu düşüncesini kazandırdı. (Neptün aldanma ve aldatma idi Neptün sahte peygamberler idi Neptün bu anlamları taşırken Darwin’ de inançları zora sokan şüpheye düşüren bir teoriyle tarihe geçti, bilim adamı ya da ilim adamının her söylediği gerçek olmayabilir) hani sahte peygamberler konusunda sıkça duruluyor ya, bilen için son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’dir ve son kutsal kitapta Kur’an-ı  Kerim’dir,” Allah nurunu tamamlayacaktır “. Sahte bilim adamları, sahte mistikler, esirik varlıkların esiri olmuş, uçan, kaçan, konan illüzyonistler, kendini Mesih, mehdi ilan edenler… Hayırlısı.

Bunsen gaz lambası, asansör, Süveyş kanalının açılması, okyanusların araştırılmaya başlanması da bu yıllarda gerçekleşti.

 

Neptün ve Edebiyat

Kendiside bir balık burcu olan Victor Hugo’nun başlattığı edebiyatta romantizm 1850 lerin sonunda yerini realizme bırakmıştır, hem romantizm düşlerin kıyısında olmak hem de realizm gerçeğin tam ortasında olmak. Neptün’e özgü bir şaşkınlık bir belirsizlik düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar. Bu dönemde dünya klasikleri olarak kabul edilen pek çok eser yazılmıştır, realizm akımın ait bu eserlerde konular toplum gerçekleri, insanın ruhsal yapısı üzerine işlenmiş. Sıradan insanların sıradan olmayan yaşamları, diğerleri, ötekiler ve toplumun unuttuğu görmezlikten geldiği yaşamlar ve kadın/erkek ilişkisine ait etik değerlerin sorgulandığı, yasak, gizli ilişkilere ait konular kaleme alınmıştır.

 

Neptün’ün 2.randevusu 2011/2-2026/2

Ve Neptün tam olarak balıktaki yerine geçeceği 165 yıl sonra yeniden kendi evine dönüyor. Tarihin Neptün’le tanıştığı ilk döneme baktığımızda, günümüzle benzerliklerini anlamız adına yukarıda yazdım etkilerini. Astroloji ilmini falcılıktan ayıran istatistikî bir geçmişe sahip olmasıdır. Yani bizler falcı değiliz ve bu çok yaralıyor. Astrologlar zamanında en saygın insanlardı ve pek çok başarıya imza atan ülkenin, krallığın astrologları vardı burada hiçbir şey baki değildir, her şey fani ve sonludur, neden astrologlarla çalışmışlarda başarısız olmuşlar diyen olacaktır, dediğim gibi hiçbir şey baki değil ve astrologlarda uyarmıştır lakin kati kader tecelli edecektir.

 

Neptün’ün balık burcunda kendi konağında kendini en iyi artı ve eksi ifade edeceği bir uzun yolculuk başlıyor. Milliyetçilik akımının tavan yaptı 19.yy.a ait olayların günümüze adaptasyon olmuş hallerine şahit olacağız ki şu anda yaşadığımız süreçte böyle değil midir? Neptün sınırları kaldırır, sınıfları yok eder,

Önümüzdeki 15 yıllık süreçte, ülkelerin sınırlarında değişimler meydana gelecektir, milliyetçilik ve dinsel akım başrolde olacaktır, Haçlı seferleri günümüze adaptasyon olmuş haliyle artık savaş arenalarında değil, sanat, vizyon, mistik, iç karışıklık, halkların karışıklığa düşmesini sağlayacak etkilerle olacaktır. Ülkemizin en büyük sorunu olan ve dış destekli kürt sorunu ve bu ülkeyi bölme çalışmaları gündemden inmeyecektir. Çeşitli kültürlere ait değerler tarihten gün yüzüne çıkacak ve sanatsal anlamda bol bol işlenecektir.

Neptün bilinçaltı gezgenidir ve kontrolsüzdür, bu enerjiyle ortalık bir kültür savaşına dönüşecektir. Toplumsal etkirlin ardından, insanların şuurunda bir uyanış başlayacaktır, her birey kendine göre ne ise aslı ona dönecektir, Neptün 12.ev alanının sahibidir ve burası, koktuğumuz kaçtığımız yüzleşmek istemediğimiz kendimizin asıl olan benliğimizin yeridir, ya isteyerek bilinçli ya da bilinçsiz hepimiz kendi özümüze dönüşe yaşayacağız, kimiz neyiz artımız eksimiz, bir canavarla da karşılaşabiliriz bir melekle de, aslımıza rücu zamanı için düğmeye basılacak.

Neptün uyku halidir uyutur pembe rüyalar gösterir, kendimizi aldatırız bile bile ve ya vaatler, hayalleri yönetir, diğerlerini aldatırız, renkli rüyalar otelinin misafiri olacağız 14 sene boyunca. Ve Neptün rüyaların gerçeğini yönetir, bilinci açık olan ve hayalleri toplumsal olanların yanında olacaktır ilahi güç burada, kendimi için bireyselliğimiz için istedikçe renkli rüyalar oteli zindanımız olmaya namzettir. Adanma, merhamet ve şefkattir balık etkisi, Neptün ile birleşince bizim için kolay ama diğeri için mucize olan hayal olan bazı şeyleri verme zamanı başlayacak. Sosyal yardımlaşma en üst zirveye çıkacak. Kova-Neptün sürecinde uzak doğu öğretilerinin sahnesi olmuştu yeryüzü ve yerini her ulusun kendi öğretisine kutsal olan dinine dönüşünü sağlayacağı gibi çift etkisiyle pluto’nun oğlaktan verdiği etkiyle dini kurumlara ait ve Neptün Balık – Hz. İsa’yı simgeler, özellikle Vatikanla ilgili ait olduğu mensuplarını şaşırtacak skandal yaratacak ve gizlenmiş pek çok Hıristiyanlığa ait bilgilerde ifşa olacaktır, pluto dönüşümdür ve yüzeye çıkarmadan rahatlamaz Neptün çözendir, balık alanı 12.ev gizlerdir ve işte açılımı.

 

Pluto-Neptün etkisi.2013 de Satürn’ün akrep burcuna geçişi ve Neptün ile olumlu açısı o dönemler için insanların kendini disipline etmeyi öğrenecekleri bir dilim olacaktır. Ne ile mi? Korkuyla? Neyin korkusu mu? Savaş, toplu felaketler ve açlık... Satürn akrep alanı virüsleri yönetir, Satürn yaşlanma akrep yenilenme, Neptün-Satürn arası bu etkileşim insanlığın yaşlanmayı geciktiren genetik adına pek çok ilginç buluşa sahne olacaktır. Alternatif tıp hiç olmadığı kadar revaçta olacaktır.(Neptün ilaçları yönetir)

 

Film sektörü Neptün’ün alanıdır ve film dünyası ki çoktan girdik bu etkiye zira bir gezegen geçiş öncesi en yüksek etkisini vermeye başlar yaklaşımda, ilginç filmler, eş zamanlı gösterimler, film endüstrisinde dini ve tarih temalı ortalığı karıştıracak yapıtlar hazırız sanırım OSMANLI sarayı ile başladılar. Global anlamda filmlerde işlenen konular epey dalgalandıracaktır ülkeleri ve ilişkilerini ve belki de kötü olaylara bahane.

 

Neptün sıvıları alkolü gaz ve petrolü yönetir, ülkemizin 10.ev alanına geçiş yapacağı 2018 li yıllarda daha da erken olabilir petrol ve gaz ile ilgili önemli gelişmeler olacaktır.10.ev ülkenin prestiji zenginliğidir ve bu yıllarda Satürn oğlak 6.ev pozisyonuyla ekonomik olarak önemli bir refah düzeyine erişilecektir. Tabi ki bunlar öngörüler etkileri, lakin o dönemin iktidarı ve dış ilişkilere göre de şekillenecektir. Tutulumlar ve o yıllara ait derinlemesine olarak analiz etmeden gördüğüm ilk etkilerdir bunlar. Zaman buldukça yıl bazında özellikle ülkemiz ve dış dünya ile etkileşimini harman yapıp daha sağlıklı ve kesin verileri yazacağım.

 

Ve şimdiye dönelim, şuanda Neptün 9.evimizde ve 2018 e kadar bu noktada olmaya devam edecek, 9.ev alanı ülkenin, maneviyatını, dinini ve dini kurumları, yasaları, yasa koyucular, yüksek mahkemeyi ve yüksek öğrenimi temsil eder. Son günlerde hem yüksek öğrenim alanında hem de alkolle ilgili bir gündemimiz oluştu. 1848 devrimleri olarak bilinen ve büyük karışıklığa yol açan ama Neptün gibi belirsizlik ve disiplinden uzak olmasıyla sonuçsuz kalan etkiye bezer bir dönem yaşıyoruz. Bu epey süre devam edecektir. Milliyetçilik akımları, Kürt olmayan Kürtlerin bağımsızlıklarını istemeleri güya tutsaklar ya ve bu adımların daha da şiddetlenip önümüzdeki 4 yıl içinde tamamen çözülmesine şahit olacağız.

 

Bireysel anlamda Neptün haritamızda hangi evde ise, kaçmayı en çok istediğimiz yaşam alanıda oradadır. Neptün evlerden geçerken ve yaptığı açılara göre, zihni berraklaştıracağı gibi bulanıklaştırabilirde, manevi olarak ihtiyacımız olan bütünlüğü o ev alanında deneyimleriz, kendimizi ve ya başkalarını kandırma yoluna gidebiliriz, istemediğimiz ama engelde olamadığımız davranışlara meylimiz artabilir. Bir belirsizlik hakimdir sürekli hayal kırıklığı yaşanıyordur içe dönüş çoğalır. Bunlar açılarla oluşur.başak,yay,ikizler burcu mensupları Neptün’ün sert etkilerini yaşayacaklardır ve bu yine öyle bir dönemdir ki, kendilerine ne kadar dürüst ve net olurlar ve dağılmadan mevcudiyetlerine göre hareket ederlerse hayallerinin gerçek olacağı bir zaman dilimi de olabilir.

 

Þuanda, Jüpiter ve Uranüs’ün koç burcuna geçişi, oğlak’ta yer alan pluto’nun sert etkisi, terazi burunda seyreden Satürn’ün hem pluto’yu he de Jüpiter ve Uranüs'ü tehdit eden ışınımı ve balık Neptün geçişi, gerek kolektif gerekse bireysel anlamda kişisine göre değişir zorlu bir süreçten geçiyoruz. Gelen etkiyi neyle karşıladığına bağlıdır astrolojik etkiler, hazırlıksız olanlar için yaşamlarında ciddi dönüşümler, sıkıntılar, baskılar, bir yanda özgürleşme isteği, zamanın sanki yavaş işlemesi, günlerin hiç geçmediği hissi, yaşamlarımızda bir belirsizlik önümüzü görmemek hali, aceleye gelmiş ilişkiler bir anda oluşan birliktelikler ve bol bol hayal kırıklıkları, beynin sol lobunun işlevsiz kalması sağ lobun dengeyi kurmakta zorlanması. Ülkeler arasında bir yandan gizli yapılan anlaşmalar diğer yandan her an patlamaya hazır pimin çekilmesini bekleyen bombalar.

 

Önümüzdeki süreçte gaz ve petrol Neptün himayesinde olduğundan,  bu konulara ait hem yeni buluşlar hem dalgalanmalara şahit olacağız. Neptün dalgalandırır ilk girişinde dünya en pahalı benzin ve petrol ile karışacak bir süre.

 

Ve yine Atlantis gibi uygarlıklara ait ilginç keşifler olacaktır, bu uygarlıklara ait somut veriler bulunacak ve ifşa olacaktır.

Daha öncede belirttiğim gibi, Neptün sürecinde 29’lu dereceler dahilinde bazı ülkeler başta Japonya ve bölgesi, Amerika’nın batı ve doğu bölümüne ait ciddi denizden gelen tehlikeler ve sarsıntılarla karaları, denizler yutabilir. Neptün sınırsızdır, okyanusları yönetir ve etkileşiminde ülke sınırlarının okyanusa kıyısı olanlar, ciddi tehlikededir. Sınırları kaldıracaktır.

 

Bireysel olarak etkileşimlerine daha önce değinmiştim. tamamlayıcı olması babında isterseniz aşağıdaki linklere bir göz atın.


http://astrolojistik.blogcu.com/neptun-vurgunu/4952459

http://astrolojistik.blogcu.com/sonsuza-dek-balik-larin-aski/5469525

 

Sevgimle Kalın emi

Elif Hece ÖZTÜRK

 

4 Ocak 2011- İzmir


 


(3) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: homeros7
atlantis - Dün göndermiş olduğum aceleyle yazılmış yazıdaki cümle düşüklükleri düzeltilmiştir. Dilerseniz bir önceki yorumumu kaldırabilirsiniz. Bambaşka bir kulvardan dile getirmiş olduğunuz değerli görüşlerinizin, benim görüşlerimle ortak paydalar bulunmasına istinaden bu yazı yazılmıştır.
Öncelikle belirtmek isterim ki, Mitoloji ile fazla içli dışlı birisi olarak, gezginlere Romalı isimleri yerine Homeros ve Hesiodos’un kullanmış oldukları Helen olduğu iddia edilen, ancak kimileri Anadolu kökenli olan isimleri kullanmayı tercih etmekteyim.

Poseidon isimli ölümsüzün Akrep burcunda ve beşinci evimde bulunduğu sırada, doğumuma şahitlik etmiş olduğu kişilerden biriyim. Poseidon, Troya’lıların düşmanı olmasına ve Troya kökenli olmama rağmen, kendisi, küçük yaşlarımdan beri özel bir ilgi duyduğum bir gezgindir. Atlantis’in yeniden deniz yüzeyine çıkacağı ile ilgili görüşlerim o yaşlarımdan beri hiç değişmedi. Gökyüzündeki gezginlerin, Dünya üzerindekilere olan etkisini zorunlu olduğum zamanlar dışında merak etmedim. Çünkü bu gezginlerin yörüngeleri, hangi yılda, hangi burçta ya da evde olacağı bellidir. Gökyüzü cisimlerinin ilmini bilebilmek için, her bir gezginin ve galaksiyi koruyan burcun özelliklerini, evleri, açılarını ve bunların özelliklerini iyi bilmek gereklidir. Bu ilim ile ilgilenenler, hangi tarihler aralığında, hangi gezginlerden, nasıl bir enerji akışı meydana geleceğini hesaplamak suretiyle, hayatın akışında neler olabileceğini gözlem sonucu tahmin etmeye çalışırlar. Bütün bunları siz benden daha iyi biliyorsunuz. Burada aklıma ilk şu soru gelir:

“Hayatımızın sonuna kadar neler yaşayacağımızı bilseydik bu hayattan keyif mi alırdık, yoksa bir an önce bitmesini istediğimiz bir kabusa mı dönüşürdü hayatımız?”

Bu soruya cevap vermek kimileri için zor olmalı…

Sanıyorum ki, gezginlerin dilini okumanın benim işim olmadığını hayatın akışı bana bir nebze de olsun öğretti. En azından bunun benim için birincil derecede önem arz eden bir durum olmadığını biliyorum. Ancak Dünya’nın burç değiştirmelerine bağlı olarak, periyodik bir devinim yapması (presesyon) ve bu devinime bağlı olarak da eksen değiştirme hareketi sonucu, okyanusların kütleler halinde karalar ile yer değiştirmesi ve bunun kanıtlarını yeryüzündeki arkeolojik kalıntılar, antik kaynaklar ve Kur’an-i Kerim aracılığı ile kanıtlamak sanıyorum benim işim diyebilirim. Çünkü karşıma çıkan tüm verilerin (karma da diyebilirsiniz) beni bu yöne sevk etmesini buna bağlamaktayım.

Atlantis’in konumu ile ilgili yazılan bir çok görüş olsa da bu konuda Platon’un Solon’dan edinmiş olduğu bilgileri, Homeros ve Herodotos’un vermiş olduğu bilgilerle birleştirilmesi sonucu Atlantis’in yeri konusunda nokta atışı yapıldığını düşünenlerden birisiyim. (Bu konuda bilgi isterseniz herhangi birisiyle paylaşmaktan imtina etmediğim görüşlerimi size de açıklayabilirim)

Son tufanda, Cebelitarık Boğazı’ndan taşan okyanus sularının, o devirde birer iç göl olan Akdeniz ve Karadeniz’i doldurmasından önceki durumuna yeniden dönmesi muhtemel iken, Ateş Çemberi Fay Hattı’nın yakınından geçtiği ülkelerde(Þili, Peru, Meksika, K.Amerika Batı Sahilleri, Alaska, Doğu Asya Ülkeleri’nin tamamı ve Avustralya) çok ciddi yıkımlar olacağı ve bir çoğunun sular altında kalmasına müteakip, Gobi ve Taklamakan Çöllerinin de, okyanusun yer değiştirmesinden nasibini alacağı görüşündeyim.

Bunlar gezginler aracılığı ile edinmiş olduğum bilgiler değil, arkeolojik kanıtlar, antik kaynaklar ve Kur’an-i Kerim’e dayanarak üretmiş olduğum teorilerdir.

Makaleniz Neptün ile ilgili, ancak size kısa bir açıklama yaptıktan sonra Uranüs ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Sorum 1 Güneş yılı yaklaşık 84 yıl olan ve bu uzun süreden dolayı etkilerini insanlardan ziyade, devletlerde hissedebildiğimiz bu gaz devinin Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum yılı olan 1923 yılı ile olan ilişkisi hakkındadır. 1923 yılından bir Uranüs yılı çıkardığımız zaman Osmanlı İmparatorluğu’na bir tokat gibi çarpan Tanzimat Fermanı’nın okunduğu 1839 yılını elde etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci Uranüs yılı ise, bugünkü cumhurbaşkanımızın başbakan olduğu yıl olan 2007 yılına tekabül etmektedir. Siyasi görüşünüzün olmadığını, makalelerinizden anlamaktayım. Siyasetten nefret eden bir kişi olarak, araştırmalarım beni ne yazık ki istemediğim bir takım gerçeklerle de karşılaştırdığı için, mecburi olarak araştırmalarıma siyaseti de bulaştırmak zorunda kaldım. Dünya, 1991 yılındaki Amerikan Başkanı’nın “Yeni Dünya Düzeni” sözlerine kilitlenmişken, Aldous Huxley, bu cümleyi 1954 yılında The Doors of Perception isimli kitabında “Cesur Yeni Dünya” olarak dile getirmişti. Aynı cümleyi şarkısında kullanan The Doors müzik grubunun isyankar solisti James Douglas Morrison ise, birinci Satürn döngüsünde şaibeli bir şekilde hayata gözlerini yummuştu. Türkiye ise, Huxley’in çıkış yıllarında tek parti monarşisini yeni yıkmış ve kendisini şekillendirmeye çalışan sömürgeci ülkeleri 50 yıl gerisinden takip ediyor ve çok partili hayatı sekteye uğratmak adına birinci darbeyi gerçekleştiriyorlardı. Jim Morrison’un öldüğü yıllarda ise, Türkiye’yi rahat bırakmayan sömürgeci ülkeler, ikinci darbeyi gerçekleştirmişlerdi. Ancak bu sömürgeci ülkeler, kuruluşuna izin verdikleri Türkiye Cumhuriyeti’ni Türklerin yönetmesine ve gelişmesine asla izin vermiyordu. Ta ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci Uranüs yaş günü olan 2007 yılına kadar.

Þimdi soruma geçebilirim: 2000’li yıllarda daha fazla dillendirilmeye başlanan bu “New World Order” söylemine Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümünün birinci Uranüs yılında başladığını söylemek sizce uygun düşer mi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci Uranüs yaş günü olan 2007’de, Uranüs’ün gökyüzündeki diğer gezginlerin konumları ile ilişkileri hakkında nasıl yorum yapabiliriz? Cevap vermezseniz ya da veremezseniz de önemli değil, demek ki daha hazır olmamış diye düşünür geçerim…

Saygılarımla,

4 Ocak 2018, Perşembe, 13:08



Gönderen: homeros7
atlantis - Poseidon isimli ölümsüz Akrep burcunda ve beşinci evimde iken doğumuna şahitlik etmiş olduğu kişilerden biriyim. Poseidon, Troya’lıların düşmanı olmasına ve Troya kökenli olmama rağmen, kendisi, küçük yaşlarımdan beri özel bir ilgi duyduğum bir gezgindir. Atlantis’in yeniden deniz yüzeyine çıkacağı ile ilgili görüşlerim o yaşlarımdan beridir hiç değişmedi. Gökyüzündeki gezginlerin, Dünya üzerindekilere olan etkisini zorunlu olduğum zamanlar dışında merak etmedim. Çünkü bu gezginlerin yörüngeleri, hangi yılda, hangi burçta ya da evde olacağı bellidir. Gökyüzü cisimlerinin ilmini bilebilmek için, her bir gezginin ve galaksiyi koruyan burcun özelliklerini, evleri, açıları bilmek ve bunların hesaplamalarını iyi bilmek gereklidir. Burada aklıma ilk şu soru gelir:
“Hayatımızın sonuna kadar neler yaşayacağımızı bilseydik bu hayattan keyif mi alırdık, yoksa bir an önce bitmesini istediğimiz bir kabusa mı dönüşürdü hayatımız?”

Bu soruya cevap vermek kimileri için zor olmalı…

Atlantis’in ortaya çıkması için gezginlerin dilini okumak benim işim değil. En azından benim için birincil derecede önem arz eden bir durum değil. Ancak Dünya’nın burç değiştirmelerine bağlı olarak, periyodik bir devinim yapması (presesyon) ve bu devinime bağlı olarak da eksen değiştirme hareketi sonucu, okyanusların kütleler halinde karalar ile yer değiştirmesi ve bunun kanıtlarını yeryüzündeki arkeolojik kalıntılar, antik kaynaklar ve Kur’an-i Kerim aracılığı ile kanıtlamak sanıyorum benim işim diyebilirim.

Atlantis’in konumu ile ilgili yazılan bir çok görüş olsa da bu konuda Platon’un Solon’dan edinmiş olduğu bilgileri, Homeros ve Herodot’un vermiş olduğu bilgilerle birleştirilmesi sonucu Atlantis’in yeri konusunda nokta atışı yapıldığını düşünenlerden birisiyim.

Cebelitarık Boğazı’ndan taşan okyanus sularının, o devirde birer iç göl olan Akdeniz ve Karadeniz’i doldurmasından önceki durumuna yeniden dönmesi muhtemel iken, Ateş Çemberi Fay Hattı’nın yakınından geçtiği ülkelerde(Þili, Peru, Meksika, K.Amerika Batı Sahilleri, Alaska, Doğu Asya Ülkeleri’nin tamamı ve Avustralya) çok ciddi yıkımlar olacağı ve bir çoğunun sular altında kalmasına müteakip, Gobi ve Taklamakan Çöllerinin de, okyanusun yer değiştirmesinden nasibini alacağı görüşündeyim.

Bunlar gezginler aracılığı ile edinmiş olduğum bilgiler değil, arkeolojik kanıtlar, antik kaynaklar ve Kur’an-i Kerim’e dayanarak üretmiş olduğum teorilerdir. Değer verirsiniz ya da kaldırır çöpe atarsınız, sizin bileceğiniz iş…
3 Ocak 2018, Çarşamba, 14:39



Gönderen: Nalan
Neptun Balik Burcunda. - Maneviyat, ruhsal aydınlanma, Yaradan bilinci, tasavvuf ve din. Neptün hiçlik okyanusunda yüzen, yüzdüğünden bihaber, en nihai faniliğini idrak etmiş insanın ulaşabileceği en üst merhaleyi temsil eder. Egolar erimiş, çözülmüş, kul acziyetini idrak etmiş, varlığın sırrına yoklukta erişmiş.Buna yapmamisim yorum.Gunesimin tam uzerinde daldim yine yeniden makalelerine.Ellerine emegine yuregine saglikkk.Sevgimle😘💕💕💕
11 Haziran 2017, Pazar, 23:38