ASTROLOJİSTİK
  


"Yıldız ilmi, her şeyden öte kendimizi bilme yolunda önemli bir yerdedir, kader düşünceden oluşur, eylem kaderi gerçekleştirir, iyi düşünen, kendini iyi tanıyan eylemlerini ona göre ayarlar.Astroloji bu bağlamda gerek iç gerekse dış dünyamıza ilişkin yaşamın içine dâhil olmuş her olayda, öncesi ve sonrasında nasıl hareket etmeliyiz,yaşamımızı nasıl huzurun merkezi yapabiliriz,ilkel duygularımızdan nasıl arınır, insan-ı kâmil olmaya ne kadar yakınlaşabiliriz gibi soruların anahtarıdır.

“Bu da geçer YA HU” nun öncesindeki geçiş süresinin değerlendirilmesidir. Biz kimiz, kumaşımız ne, malzememiz ne kadar, bizden ne çıkar ne çıkmaz bunun bilincine varmamızı sağlar. 

 

Yıldızlar rehberdir, çoğu zaman incir çekirdeğini bile doldurmayan şeylere öyle çok üzülürüz ki, bazen yaşam dayanılmaz bir hal olur, işin içinden bir türlü çıkamadığımız sorunlar, durumlar olur, insanoğlu tahammülsüzdür, sabrı bilmez sabrettiğini düşünür, rıza göstermez razı olduğunu düşünür, astroloji sabrı ve rızayı öğretir, tahammülü öğretir, iç dünya ile ilgilidir, iç dünyasını iyi tanıyan dış dünyada niçin korksun niçin başarısız olsun. İç dünyasını iyi döşeyen, düzenleyen, tanıyan bilen yaşamın getirdiklerine karşı niçin krize girsin.

 

Âlem vesileler zinciridir, bize bahş edilmiş akıl ve irade ile yaşamımızı koordine etmede, boşa kürek çekmemek için, astroloji vesile oluyor çoğu yerde, doğru zaman, doğru seçim ve doğru adım..."


Elif HeCe ÖZTÜRK




Regaip Gecemiz Mübarek Olsun(2021); Şahidim Ya Rab

“Fe Firrû İlâllâh “ düşe düşe kalkıp, her düşüşte dönüşümüz, firarımız, rağbetimiz O’nadır. Hakk’tır rağbetimiz, Hakkımızda Hükmü Hak, hak ettiğimizle değil iki dünyamızda da lütfuyla ağırlasın. Regaip Gecemiz mübarek olsun...


imtihan nedir, kendi elimle başıma getirdiklerim nedir, ayrımına varmış insanları severim, yanılıp, yıkılıp, her defasında hayata dönenleri, sımsıkı sarılanları, rabbim bilirim ki, bunlar bana tecrübe idi, deneyim idi, sınanma idi, geçtim, işte geliyorum sana diyenleri severim, günahın en dibine batmış, günahın içinde olduğunun farkında olup, çıkmak için çabalayanları, çığlık çığlık ben günahımdan tövbe etmek istiyorum bana bir şans, bana yeni bir hayat diye çırpınanları severim, hata üstüne hata yapan, bile bile lades diyen, bunun farkında olup bir çare bir yol diye dua edenleri severim, çaba verenleri severim.


ben kimim, neden buradayım, benim bu dünyaya geliş amacım nedir diye sorgularken, sorgulamayı aklına getirenleri severim, bu sorgulamalarda kendinin aciz bir kul olduğunun farkına varmış, kendi düzelirse şayet hayatı da düzene girer bunu dûstur edinmişleri severim.


insanız halden hale geçiyoruz, her geçişte, hallerimizin getirdiği vesileleri, bahaneleri basiret ile anlayıp, işin uyanıklığına değil, iki üç günlük kulluğa, ibadete değil, aklın ve kalbin uyanmış gözüyle hayatına çeki düzen vermek adına sebeplere yapışanları severim.
her zaman akmaz su, kesilir bir gün çeşmenin suyu, o su akarken gönlünü yıkayanları severim. geçip kardan borandan, acıdan kederden, hatadan günahtan, bunları tecrübe ettim, aklımda ey rabbim unutturma bana bunları, bırakma artık bana beni diyenleri, ayağını dosdoğru yol üzerinde sabit tutanları, hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmeyenleri severim.


kendini yücede diğer yaratılmışları alçakta görenleri değil, her an bende yeniden düşebilirim, ben de geçtim onun geçtiği yollardan, o zorluklardan, o günahlarımın, yanlışlarımın içime cehennem odu düşürdüğü yangınlardan, ona yardım etmeliyim, gözüne soka soka değil, akıl taslayarak değil, dayatarak değil, yumuşacık bir su gibi yangınına, derdine deva olmaya sebep olayım diyenleri severim.


savaşı kendisiyle olanları, öfkesi kendisine olanları, kendini bilenleri, aynasını içine tutanları, neşteri alıp eline kendini canlı canlı ameliyat edenleri, acı çekenleri, acı çekmişleri severim.
yolu hüzünden geçmemiş, yolu engel görmemiş, sığ bir hayatın içinde hayvan gibi yemiş, içmiş, sevişmişleri değil, bu da benim kaderim ben de böyleyim diye işin kolayına kaçanları değil, ölümü aklına hiç getirmeyenleri, yaşam hep böyle sürüp gidecek diye düşünenleri değil, güzelleşmek adına hiçbir çaba sarf etmeyenleri, yatırımı hep bedenine, yatırımı hep kendine, yatırımı hep dünyaya, çabası hep dünyaya olanları değil, ikisini bir dengede götüren, tutabilen, ölçülü insanları severim.


her şeyi bilmiş, okumuş, görmüş, geçirmiş, denemiş, her yoldan geçmiş, her durakta yeni yeni yaşamlar deneyimlemiş, süzmüş, arıtmış, hakikati anlamış, sımsıkı hakikate sarılmış, geçmişin yığınlarca hata tortularını kendi tırnağıyla eliyle kazımış, yeni bir temel üzerine hayat inşa etmiş, geçmişinden dersini almış, geçmişine bu yola ulaştırdığı için hamd etmiş, geçmişini hiç unutmamış, her zaman yeniden düşmeyeyim diye hatırında tutmuş, sınandığı zamanlarda geçmişin tecrübeleri elinden tutmuş, iradesi sağlam olanları severim. düşse de yine, yeniden ayağa kalkanları, kendini toparlayanları, umudunu hiç kaybetmeyenleri severim...



Yazının devamını oku

2021 Yılı Yeni Ay-Dolunay-Tutulum Takvimi

Sevgimle Kalın e'mi

Elif Hece ÖZTÜRK

15 Aralık 2020 - Ankara

 astrolojistik@gmail.com


Yazının devamını oku

2021 Yılı Gezegen Hareketleri (Transitler)

Sevgimle Kalın e'mi

Elif Hece ÖZTÜRK

15 Aralık 2020 - Ankara

 astrolojistik@gmail.com

Yazının devamını oku

14 Aralık 2020 Yay Burcunda Güneş Tutulması; Huma Kuşu Yükseklerden Seslenir

14 Aralık 2020 Tarihinde, TSİ. 19.13’de Yay Burcu 23’de Ay’ın Dünya ile Güneş’in arasına girip, bir süre Güneş’i örtmesi ve Dünya’nın Güneş ışığından mahrum kalmasıyla Bir Güneş Tutulması deneyimleyeceğiz. Her Güneş Tutulması aynı zamanda Yeni Ay’dır. Tutulum Güney Amerika kıtasından başlayacak(Şili-Arjantin vs.) tam tutulum 2 dakika 10 saniye ile bu ülkelerde gözlemlenecek, bir yay şeklinde devam edip, Güney Afrika’nın uç kısmında 5 saat 20 dakikada gölgesi tamamlanacak. Bu serinin ilk etkisi 2,5 ay kadar haiz olduğu konularda işleri, emirleri, oluşları yeryüzünde tezahür ettirecek, tohumları bilinçlere ekilecek, bu tohumlardan artı-eksi hangi bilinçler aldı ise önümüzdeki 5,5 sene, yer yer dünya gündeminde ekilmiş tohumların sonuçları, ürünleri görünür hale gelecek.

 

Bu etkilere az sonra değineceğiz, ama önce dilerseniz bir durum değerlendirmesi yapalım.

 

2020 senesi göstere göstere geldi, sürpriz olmayacak kadar beklenen bir dönemin başlangıcıydı. Kaostan gelen düzen, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek deyimleri nasıl da tamamladı günümüzü. 2026 senesine kadar etkin olacak Boğa/Uranüs serüveninin astrolojik getirileri vücut buldu. Toplu toplu ölümler, doğaya karşı insanın aciz olması, doğal felaketler, yangınlar, seller, Alışkanlıkların değişmesi, hayatın konfor alanlarının sekteye uğraması, sabit, değişmez zannettiğimiz ne varsa bir bir elimizden gitmesi, değişmesi, yerini başka şeylere başka alışkanlıklara bırakması. Atalardan kalan toprakların değerlenmesi, kentlerden kaçışlar, boğaz, boyun, burun, nefes, bağışıklık sisteminin gündemde olması, Balık-Neptün serüveniyle virüsler, bulaşıcı hastalılar enfeksiyonlar, tanımlanamayan hastalıklar, sağlık alanında belirsizlikler, Jüpiter-Satürn Oğlak serüveni ve bir önceki ay düğümlerinin   Oğlak-Yengeç aksında gerçekleştirdiği tutulumlar, kısıtlanan eğlence hayatı, değişen çalışma sistemi, koşulları, korku-panik artımı, evlerin (yengeç) ofislere dönüşmesi (oğlak) devlet kanalı ile global bazda halkalara yapılacak yardım ve destekler, politik astroloji dili ile düşününce bir fotoğrafın parça parça bölümleri, pikselleri ve oluşan resmin en net ifadesi, gündemimizle tencere kapak gibi uyumlanıverdi.

Yazının devamını oku

15 Kasım 2020 Akrep Yeniay Etkileri; Derin Sular

“…hızla yükseliyorsun, her şey, ama  her şey hızlandırılmış bir şekilde, ruhunun-bilincinin bedenini terk ettiği andan en başa; dünyaya geldiğin o ilk ana kadar, her şeyi dışarıdan bir göz gibi izlemeye başlıyorsun; ama öyle hızlı ki, diyelim 38 yaşında göç ettin, 38 yıllık bir ömürde yaşadığın acı, tatlı ne varsa, o yaşa kadar gördüğün ne kadar yüz varsa, o yaşa kadar hissettiğin ne kadar duygu varsa, dünya zamanına göre belki 3 saniye, belki 5 saniye kadar sürüyor ve hızla yükselirken yaşadığın her anı görerek yukarı çıkıyorsun, bir şey çekiyor gibi. bilincinden devamlı aşk ve merhamet duygusu geçiyor, hissettiğin bu, sessiz, boş bomboş, hafif, tül gibi incecik, yumuşacık bir şey bu, aşk ve merhamet, senden bağımsız, bir anlamda bağımlı; tarifsiz, aşk ve merhamet öyle yoğun ki, dünyevi bir aşk değil bu hem de dünyadakine benzer, dünyevi bir merhamet de değil bu, verdiğin değil, gösterdiğin değil, sana olan bir merhamet bu; aldığın,  merhamet bir gıda ve süt gibi içiyorsun, besliyor bir şey seni, aşk ve merhamet yükleniyor,  değişik bir titreşim,  anne kucağı gibi, sıcak, güvenli,  yanında refakat eden birileri var hissediyorsun; ama göremiyorsun, konuşuyorsun, bir şeyler düşünüyorsun; ama ağzın kapalı, dudakların kıpırtısız, dilin dönmüyor.

 

o kadar güzel ki bu hal, öyle güzel ki hissettiğin aşk ve merhamet ama yine de bilincin istemiyor gitmeyi, ilk başta boğuk boğuk sesler çıkartıyorsun, sanki geri dönmek ister gibi, rüya içinde rüyada olduğunu düşünüyorsun, birileri uyandırsın istiyorsun, kabus, karabasan gibi bir şey olduğunu düşünüyorsun; ama değil. ne kadar bağlı ise bilincin dünyaya, ne kadar yarım kalan işler var ise bilincinde, ne kadar eksik yaşadığın, bir gün gelip yaşayacağım dediğin şey varsa, acı verenler bunlar oluyor. ruh geri dönmek istiyor. "ölmeden önce ölmek" sözü burada devreye giriyor. Eksik yaşanan, yarım kalan, bir türlü olmayan, içinde ukde kalan, vazgeçmediğin, vazgeçmediğin, affetmediğin, affedemediğin, yapmadığın, yapamadığın ne varsa, yaşarken dünyada kapatamadığın ne kadar hesap varsa, o güzel halin içinde de olsan, geri dönmek istiyorsun, artık biliyorsun bu bir rüya değil, göç ediyorsun… burada vedalaşmalı, burada sindirmeli, affetmeli, hesapları burada kapatmalı; Bu sözün manasını şimdi daha iyi anlıyorsun.


Hızla yukarı yükselirken, boşluğu hissediyorsun, boşlukta süzülürken renkler ve çeşitli ışıkların yaydığı geometrik desenleri görüyorsun, gezegenler, yıldızlar, meteorlar, galaksiler her şey öyle hızlı ki... Gökyüzünde kapılar var, ışıktan kapılar... Siyah, sarı, kırmızı, yeşil, mor, beyaz… Son olarak bir kapıya geliyorsun gökyüzünde ışıktan bir kapı beyaz, aşırı parlak, devasa bir kapı, girdiğin an ruh bağlantısını tamamen koparıyor, hem geçmişiyle, hem de içinde olduğu şartlarla, o kapıdan sonrası ise bir bekleyiş, yedi bin yıllık bir bekleyiş. Yanında refakat edenlerin, senden uzaklaştığını hissediyorsun, ne olduklarını bilmediğin, şeklini görmediğin o varlıkların... Girdiğin andan sonrası yok ve hayır, şimdi değil, daha değil, dönmek istiyorum diyorsun...! ve dönüyorsun. Evet şimdi değil…! Şimdi olmamalı… şimdilik buradasın…

Geçen zaman için üzülmeyelim, yarın bu eski zamanı tekrar edeceğiz. Yedi bin yaşında buluşalım.


"inna lillah ve inna ileyhi raciun...”

Yazının devamını oku

31 Ekim 2020 Boğa Dolunayı; Yüze Ayna Çok İçe Ayna Yok

kainatın dört direği, dört kapısı, gök kubbenin dörtlü sebep vekilleri; boğa, akrep, kova, aslan. boğa kapısından iner yeryüzüne insanın acziyetini anlayacağı sebepler, doğa karşısındaki çaresizlikler, sabit olan, bitmez, bir şey olmaz denilen ne varsa, hani güvendiğin dağlar var ya, karlar yağdıran sebepler. yeryüzü ile gökyüzü birbirine nikahlı bir çift, gökte ne varsa, yerde de o var. yer ile gök, kadın ile erkek, madde ile mana, ak ile kara, zıtlıkların birbirine olan muhtaçlığı, çekimi, akrebi karşısına alan boğa kim bilir daha nelere sebep işler getirecek insanoğlunun başına.

e hadi, ziyasında içimize ayna olan bir dolunay olsun. yüze ayna çok, içe ayna yok.

***
ey eski kamer, sen bizi elbette bilirsin!
annemdi o nûrunda gezen zıll-ı mehâsin,
bendim o çocuk, bendim o simâ-yi tahayyür,
bir gün ki hâzan ufka kızıl dalgalı bir nûr,
bir kanlı ziyâ haşrediyorken, onu bir yed,
bir bâd-ı haşîn aldı o rü’yâyı müebbed.

***

Yazının devamını oku

16 Ekim 2020 Terazi Yeni Ay Etkileri; Öncelikler vs. Ötelenenler

…Yoğurtlu kızartma yaparken patatesi mahsus az koyuyorum. Haliyle sıkça kabak ve patlıcan, ara sıra da patates geliyor çatalıma. Her patates buluşumda da seviniyorum. Bu da bir yerde mutluluk sayılır. Çünkü patatesi çok seviyorum. İstesem patatesi bol, kabak ve patlıcanı az koyabilirim. Hatta istesem komple patates bile kızartabilirim. Yağım var, patatesim var. Her şeyim var ama yapmıyorum. Çünkü çok yapınca bitiremiyorum. Artıyor mutlaka, atmak zorunda kalıyorum kalanını. İnsan sevdiğini atmamalı...

Hayatı ve sevdiğim insanları patatese benzetiyorum. Az olmalılar. Az insan tamam da az hayat ne diyeceksiniz. O da az insanlı hayat demek işte. İnsan sevdikleriyle arasına mesafe koymalı demek istemiyorum tabi ama az az yaşamalı her ne yaşanacaksa. Çok olunca artıyor, dökülüyor sonra. İnsan sevdiğini dökmemeli. . .

Yıllardır beklediğim bir şey vardı. Birisi diyelim hadi. Kaç yıldır hiç ses çıkarmadan oturdum köşemde bekledim. Şimdi o beklediğim ufukta belirir gibi oldu. Şimdilik hala uzak, flu ve az. Patates gibi. Ben de onun için patates gibi olayım istiyorum o yüzden. Öyle her fırsatta karşısına çıkmayayım, kabak gibi, patlıcan gibi. İnsan sevdiğini yormamalı… -

Ali’m LİDAR (dökmeden, atmadan, yormadan)

Yazının devamını oku

17 Eylül 2020 Başak Burcunda Yeni Ay; Yâ Zü'l-celâli ve'l-İkrâm



"Dosta mektup yazma vakti gelirse
Yazar postalarım kısmet olursa
Mektubumun mahiyetin bilirse
Pul yanmazsa ben yanarım sultanım"

Yazının devamını oku

Gündem: Covid-19 Corona- Wuhan Virüsü

her canlı, kendisine tanınan ömrün, ölüm adayıdır, ecel bahanesiyle gelir, bu hep böyle olagelmiştir.

biyolojik silah; insanın kendi ürettiği ölüm makinesi olan virüs veyahut sebebi başka nedenlere bağlı gelişimini tamamlamış, uygun koşulları bulunca doğal yolla ortaya çıkmış virüs olsun, bir şekilde ölümün bahanesi.

günümüz dünyası hem metafizik oyunlar, hem de fiziksel sinsi planlarla korku üretimine geçti. 3.dünya savaşı alışagelmiş şekilde olmayacağa benziyor, ki savaşın tam da göbeğindeyiz, algılarımızda oluşmuş, tarih kitaplarından öğrendiğimiz, cepheler, müttefikler, ihtilaf ve ittifak ülkeleri, tanklar, cephaneler, toplar, tüfekler artık sadece ülkelerin birbirine karşı yaptığı güç gösterisinden ibaret, şimdi adına operasyon denilen bir sonuca varılmayan, gencecik çocukların bile bile hiç nedenle ölüme yürümesi şeklini aldı.

nükleer bomba konusu ise er ya da geç bir şekilde bu çağda kullanılacak, şuanda ise hiçbir ülke bunu göze alamaz, bu da bir tür güç gösterisi, göz dağı.

ekonomi - ticari savaşlara gelelim, insan bozuldukça kapital sistem daha bir çirkin hal aldı, köleleşen insanlar, halklar topluluğuna dönüşüyoruz hızla. ekonomik savaşlar ve israflar neticesi intiharlar artmaya başladı. ecelin bahanelerinden biri daha. ülkeler birbirini ekonomi ile tehdit ediyor ve gayet başarılı olan ülkeler mevcut.

Yazının devamını oku

10 Ocak 2020 Yengeç Burcunda Ay Tutulması; Bir Anadan Dünyaya Gelen Yolcu

Niye varım, niye yok olacağım, Yok olacak bir beden isem, bende yok olmayacak kim, ne? Hem hep, hem neden hiçim? Karanlığım nedir benim? Işığım Ne? Güneş miyim Ay’ mı Yoksa tümüyle Dünya’mı? Nereden alırım ışığı, ya ben kimlere ışığım. Karanlığıma Güneş olan kimdir? Nedir? Işığımın etrafındaki pervaneler kimlerdir? Ben hangi ışığın hangi Güneş’in pervanesiyim? Kimin göğüne yıldızım, kimlere yol gösteririm. Kim benim yıldızım, yol gösterenim kim? Kimlerin etrafında dönerim, kimler döner etrafımda. Bütünün hangi parçasıyım, neye isabet eder varlığım. Gördüğüm bir rüya ise, nerede hakikatim? Dünya yurdum ise vatanım ise, neden yolcuyum? Yolculuğun sonundaki menzil nerede? Burada belirliyor isem menzili,  yok olmayacaksam, YENİDEN neyimle var olacağım…

 

10 Ocak 2020 Tarihinde, TSİ. 22.10’da Oğlak/Yengeç Aksında, Yengeç Burcu 19°’de Ay Dünyanın gölgesine girecek, Güneş’ten bir süre ışık alamayacak ve parçalı tutulma ardından dolunay yaşayacağız. Toplam süresi 4 s. 5 dk. (4 ay 5 gün), Avrupa, Asya, Afrika, Kanada’nın bir kısmı ve Avustralya’da gözlemlenecek. Ülkemizden de gözlemlenecektir. Ay yansıtıcıdır, kendine ait bir ışığı yoktur, Dünya’nın etrafında döner, Dünya ve Ay ise Güneş’in etrafında döner.  Bir sistem var âlemde, her şey birbiriyle bağlantılı, her şey kendine yüklenen filleri gerçekleştirmek için başka bir sebebe muhtaç, oluşumlar, olanlar ortaya çıkan fiillerin ardında bir birlik mevcut. Dünyaya gözünü açan insanın sebebi ana-baba, aile sisteminde baba güneş, anne ay, evlat dünya. Babanın spermi olmadan anne döllenemez, Anne güneşten yani babadan ışık almasa, aile içinde tutulmalar başlar, karanlıkta kalır yuva, çocuk yani dünya, bu karanlıkta nasıl bulacak yolunu, çalkalanmaz mı içindeki deniz, uçurumlara varmaz mı yolu o karanlıkta.


Yazının devamını oku