30 Ekim 2016 Akrep Burcu Yeni Ay Etkileri; Ahsen-i takvim vs. Bel hûm edal
  


30 Ekim 2016 Akrep Burcu Yeni Ay Etkileri; Ahsen-i takvim vs. Bel hûm edal

“İnsan ara vermeden en fazla yirmi saniye gülebilen ve yine ara vermeden saatlerce ağlayabilen bir hayvandır. Doğduğumuzda ilk yaptığımız işin ağlamak olmasının bir anlamı olmalı. 'Oku' diye başlar Kuran ve 'Önce kelime vardı' diye başlar Yuhanna'ya göre İncil. Eğer bir ahir zaman peygamberi olsaydım ve yeni bir din yaymak için kullansaydım sözcükleri 'ağla' diye başlardım. Ağla... Ağla, çünkü; ağlamadan anlayamazsın…”

Ali Lidar (Tepebaşı Dükü)

 

30 Ekim 2016 Tarihinde, TSİ.20.38’de Akrep Burcu 7°’de, Güneş ve Ay’ın kavuşumu ile, 0 km. bir Yeni Ay oluşacaktır. Sabit burçlarda cereyan eden ay fazları etkisini daha somut ve daha hızlı gösteriyor. Bir anda, aniden temsili olan konularda önce kolektif sonra bireysel olarak hayatımızın hangi yaşam alanında akrep isek, o konularda bir ivme kazandırıyor. Sabit işaret sahipleri; Kova İnsan, Boğa Dünya edinimleri, Aslan Dünya sahnesi, Akrep insan olarak doğmuş olanın her şeyin sonunda yalnız başına kaldığında, kabir denilen mezarına çekildiğinde, tüm bunlardan sonra, tüm yaşadıklarının muhasebesini yaptığı, bir olgunluğa eriştiği, faydalı-faydasızı, iyiyi-kötüyü, değeri ve değersizi ayrıştırdığı, yalanı ve gerçeği tüm çıplaklığıyla gördüğü uyanmış, perdesi kalkmış, kendinden yeniden doğmuş İnsanı temsil ediyor. İşbu nedenle, Akrep alanı, yeniden doğuşu, ölümü, krizleri, en ilkel güdüleri ve bir o kadar en yüce insanı içine alabiliyor. Günaha batmadan, acıyı tatmadan, güçlüyken aciz duruma düşmeden, çeşitli korkularla ve insanlarla sınanmadan nereye olgunluk nereye kartal olmak…

 

İnsan olarak dünyaya gelmiş isek ki geldik, yeryüzüne halife olarak seçilmiş isek ki seçildik, bildiğimizin ötesinde bilmediğimiz bir anlamı olmalı yaşamımızın.

 

İnsan nedir? Bir parça toprak, bir parça nutfeden oluşan varlık, ruhu olmadan soğuk bir ceset, kalbi, gönlü olmadan sert bir taş, beyni olmadan bir hiç. İnsan nedir? Duyguları, tepkileri olan, etkilenen, etkileyen hem faydalı olabilen hem de zararlı olabilen hem iyiliği hem de kötülüğü içinde aynı anda barındırabilen, ağlayan, gülen, sorgulayan, fikir üreten, harekete geçen, geçiren… insan nedir? İlk yaratılıştan bu yana fiziksel ve ruhsal pek çok erozyona uğrasa da, seven, nefret eden, öfkelenen, öldüren, koruyan, sahiplenen, acımasız olabilen, kibirli, bencil, zorba, istekleri olan, doyumsuz, nankör vb. kavramların hiç değişmediği bir canlı türü. İnsan nedir? En güzel şekilde yaratılan ahsen-i takvim üzere en güzel özelliklerle donatılan, dünya hapishanesinde, aşağıların en aşağısında esfel-i safilin çukurunda, ilk yaratılışında kendisine verilen o mükemmel özelliklere, öze dönmeye çalışan, çabalayan, tüm sancıları bu öze ulaşmak olan hem aciz hem şerefli varlık. İnsan nedir? Krizler, imtihanlar, kayıplar, acılar, hastalıklar, hüzünler, yaralar bereler içinde yürümeye devam eden, mecazi pek çok kez ölen yeniden dirilen, yaşadığı ve yaşattığı her bir deneyimle olgunlaşan, acıyla ballaşan…

 

İnsan nedir? Sabit bir taş gibi dursa da yerinde, zamanla etrafı yosunla sarılan, pek çok olayla aşınan, o taş hali kuma dönüşen, un ufak olan, çıksa bir dağ başına soyutlasa kendini her şeyden, yine gelişmesi için, değişmesi, dönüşmesi için bir imtihan kendisini bulan, başıboş olmayan, bir sahibi olan. Þerlerdeki hayra bazen kör, bazen farkındalıkla şükr edebilen, başına gelen türlü hallerin kendi gelişimi için bir sıçrama tahtası, bir uyandırma alarmı olduğunu idrak edince, her olayı vakur bir hal ile karşılayan, ne sevinçte rehavete düşen, ne sıkıntıda delalete düşen, isyana sürüklenen. İnsan nedir? Hayatını şerre koşan, bunun hayr olduğu yanılsamasıyla bir illüzyonun girdabına kendini kaptıran, bunun kader olduğunu, kaderi olduğunu söyleyerek, o nu var edenin merhametini unutan, bu benim kendi elimle işlediklerimdendir, şüphesiz ben kendime zulm ettim deme bilincinden uzakta kalıp, onu varedene sümme haşa suçlamalar isnad edebilen, kibirli, cahil, nankör olabilen.

 

İnsan nedir? Olgunluğu sadece kimliğindeki yaşı ile ölçülen mi? İnsan nedir? Dünya sahnesinde, dünya çukurunda şahit olduklarıyla bilinci büyüyen, gelişen, dünlerde ak gördüğüne, bugün kara diyebilen, dünlerde doğru bulduğunun, bugün yanlış olduğunu gören, tüm samimiyetiyle kibire düşmeden, yenilmeden gururuna, dün yanlıştım kabullendim, geçmişten dönüşümüme katkı sağlamış her zerresine şükrederim diyebilen. İnsan nedir? Yanlışında direten, hatasından dönmeyen, dönemeyen, bilincin o kalpte vücut bulmuş gözünü körelten, kendine en büyük zararı, en büyük kötülüğü kendisinin yaptığını göremeyen, kuru bir ot gibi, kökünden kopmuş bir dal gibi, savrulan savrulan…memnuniyetsiz, başkasını suçlama alışkanlığı geliştirmiş, başına gelen her şeyde onun suçu, bunun suçu diye kendisini aklamaya çalışan…

 

İnsan nedir? Hem alim, hem zalim, hem kurban, hem kurtarıcı, hem iyi, hem kötü, hem çiğ ham, hem olgun. Evet insan çok şey, iyinin iyi olarak kalmasının zor olduğu, kötü olmanın kötülüğün hiç bu kadar kolay olmadığı bir çağın içinde, iyinin iyi kalmasına müsaade edilmeyen, kötüye ise her yolun açık, her şeyin mübah olduğu bir ortamda, bir ikilem içinde, kendi yarattığı tanrılarla cebelleşen, tanrıcıklarının kendisini esir aldığı, zavallı bir mahluk.


İnsan çok şey, başından çok sonunun, yaşamdan çok, son nefesi nasıl vereceğinin önemli olduğu, bu dünyaya veda ederken kendisinde kalan bilincin, nefsin aşamalarında hangi derecede olacağının mühim olduğu, şu kainatta nokta kadar yer kaplasa da, şöhretinin akıbetinin, yüceliğinin ötelerde ne kadar yer kapladığı önemli olan, bu dünyada tarım işçisi, eken, biçen, hasılatı ötelerde olan varlık… yani toprağın üzerinden çok, toprağın altının, yerin altının önemli olduğunu çoğu zaman es geçen, unutan, bazen çok fazla anımsayıp ölçüyü kaçıran, dengesini bozan, dengeyi bir türlü tutturamayan, terazisi kırık, kafası kırık, defolu varlık… ve her şeye rağmen an gelip, derecesi meleklerden bile üstün olabilecek,(insan evet üstündür meleklerden ama dünya yaşamındaki halidir dereceden kasıt)  bir varlık. Kendisine verilen hür irade ile o iradenin gücü ile iki dünyasını da dengede yürütürse hayatı da ölümü de anlamlı olan bir varlık.

 

“lekad halaknâl insâne fî ahsen-i takvim”>“ulâike kel en’âmi bel hum edal”

 

Yıldız haritamızın olduğu daireye kader çarkı da derler, 10 yıldızın karakter ve kaderimizde etkisi vardır, 7 yıldıza Zuhal’e kadar olan yıldızlar/gezegen/gökcismi vs,  haritandaki konumu, açıları ile dünyevi kaderinde etkin olan tesirlerdir, ve çoğu karakterin, dünyada edindiği bilincin, ve sana verilen seçim hürlüğünle şekillenir, eyleme dökülür, Sorumluluk sana aittir, Yaradan herkese eşittir, cinayeti, tecavüzü, hırsızlığı, aşağılık davranışları senin kaderine yazdığı için yapmazsın, O dünya hayatında neyin eğri neyin doğru olduğunu hatırlatacak, uyaracak kitaplar, peygamberler, rehberler göndermiştir, İmtihana tabiisindir, seçim senindir, Neyi seçersen o var olur önünde ve anlıktır her şey, iblis ile insan arasındaki savaşta ya kazanır ya kaybedersin. Seni Yaradan sana tecavüz et, çal, öldür dememiştir, Bu davranışları ilk kitaptan son kitaba kadar men etmiştir. Evet artık anlaşalım e mi, Allah neden böyle bir şeye izin veriyor, Allah neden yardım etmiyor demeyelim artık. İnancımızda zaafa düşmeyelim artık. Yeterince sevmiyor, tanımıyor, bilmiyoruz Yaradanı. Kimi insanların hayvanlığı seçtiğini, o yolda hızla hayvanlığa koştuğunu bilelim. aslında herkes özünde iyidir masalını unutalım…iyi iyidir, kötü de kötüdür. Bu girişi şunun için yaptım, ahır zamandayız her şey aslına rücu ediyor hem de hızla, küçük çocuklara tecavüzler, çok kolay insan katletmeler, helale hiç dikkat edilmeyen bu çağda, Hakk Teâlâ’nın amentü esasından biri olan Kaderi, şu hayvanlaşmış mahluk olmuş insanlardan ayrı tutalım, insanların artı-eksi aslına rücu edişlerini hayret ve ibretle izleyelim. Kur’an-ı Ker’ im de hepsinin bir açıklaması mevcut OKU’yalım..


Ve şimdi akrepvari bir sorgulamanın, tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş düşünsel mırıldanmalarından, gelelim  Akrep Yeni Ay’ına.

 

Artık öğrendik değil mi? Ay fazları hangi burçta cereyan ediyor ise o burçtan olmana gerek yok, yüklendiği konular kimine az, kimine çok, ama hepimizin hayatını etki altına alıyor. Hangi yaşam sahnemizde ise o alanda bir hareketlenme oluyor, derecesiyle açı yapan başka bir yıldız vs. var ise sebepler daha görünür hale geliyor. Akrep alanı, ortak kazançlar, ortak edinimler, doğum, ölüm, son-başlangıç, krizler, nafaka, kredi, bankalar, miras, korkular, dönüşümler, radikal kararlar, derin şüpheler, kurgular ve kuruntular, değer ve değersizlik hisleri, ikilemler, güç, otorite, hakim olmayı istemek, hükmetmek, manipülatör davranışlar, aciz kalmak, egosal durumlar, gizli işler, sırlar, dönüşüm adına verilen arınma, temizlenme çabaları, kendini çıplak görmeye başlamak, acıtırcasına kendini hırpalamak, nefsimizle yüzleşmek, dönüşmek için çaba vermek… Global; Yeraltı, mezarlıklar, madenler, zehirli gazlar, patlamalar, toplu ölümler, savaşlar, krizler, ekonomik dalgalanmalar, spekülasyona dayalı işler, ekonomik söylentiler, borsa-hisse senedi gibi konular, bankalar, faizler, altın, para kurları vs. diplomatik sırlar, ülkelerarası casusluk faaliyetleri, suçlular vb. konularda gündem ivme kazanacak sanırım.


Göğe baktığımızda, Utarit, ay ve güneş akrepte kavuşmuş, balıkta seyreden Neptün ile olumlu bir açı yapmış, Zühre ve Zuhal Yay burcunda kavuşumda, Merih, Pluto ile Oğlakta kontakta, balık Þiron ile olumlu açı yapmış. Her insan dünyaya o iç sesi dediğimiz, neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen bir vicdan meleği, bir akıl melekesi ile dünyaya geliyor. Hani kalpleri kör göremezler, kulakları sağır işitemezler, beyinleri yok akıl edemezler, kendileri mühürlemiştir kendilerini, kendi kazandıklarıyla der ya hani, akrep yeni ayında balık Neptün ve akrep Utarit kombinasyonu, iç sesini işitmeni sağlayabilir, geleceğe dair çok güçlü sezgiler, açık ve net rüyalar görebilirsin, kalbinde var olan perdelerden bir perde aralanabilir, hani moda tabirle ruhsal aydınlanma denilen hal içinde kendini bulabilirsin. Bu tuzakta olabilir, ne yaşarsan hazmet, alıp eline çanı, kapı kapı gezme, işi showa dökme! Kendini ermiş ilan etme! İlim dahi imtihan!


Ve gelelim ülkemize, bir akrep olan ülkemize, kartal olma yolunda hızla ilerleyen, patlamalar, gümlemeler, krizler, savaşlar, ekonomik sarsıntılar vb. durumların hepsini bir bir aşıp Anadolu’nun göğünde hakimiyetinin getirdiği asalet ile süzülecek olan kartal ülkemize. Her ne olacaksa olacak, çok şey yaşanacak ama hepsi aşılacak, bu yeni ay ile beraber ülkemiz çok şerli durumların hayrına işlemiş tarafını görecek sanırım. Global manada yukarıda etiketlediğim olaylarla ilgili yoğun bir gündemin ülkemizi beklediğini söylemek mümkündür. Alışalım artık bizler Akrep enerjili bir ülkeyiz, krizler olmadan doğamayız yeniden, gizli saklı işler, büyük suçlar, cirit atan hainlerimiz olmazsa olmazlarımız olacak. hem Hatice değil, netice mühim. Olsun bakalım : )


29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Ol’sun.: )

 

Velhasılı kelam; Sözün Özü, Sabit işaretteki bir yeni ay, Akrep gibi keskin bir burçta, mecazi ölümler-doğumlar, yeni kararlar, yeni hedefler, dönüşümler, hayatı ve içimizdeki dünyayı yeniden şekillendirmeler, sahip olduklarımız, ortak olduklarımız konularında gelişmeler, gücümüzü göstermemiz gereken durumlar, acıyla şifalandırmamız gerekenler veyahut bizi acıyla şifalandıracak kişiler, olaylar, yükselen sezgiler, net rüyalar, diğer yanda imtihanlar, tuzaklar, nefsi mücadeleler, vicdanımızla ilgili derin sancılar, örtmeye çalıştığımız gerçekler, su yüzeyine çıkmak için bekleyen sırlar, suçluluk duygusu, pişmanlıklar gibi duygu durumlarına ilişkin kavramlarda, bilincimizi meşgul edecek sanırım. Kontrol etme, yönetme arzusunun aşırılığı hastalıktır, bazı durumlarda gerekir kontrolcülük ama ufak tefek işler için, mühim olmayan lüzumsuz meseleler için kontrol etme gibi bir takıntıya sahip isek bu aşırılığın başımıza ne işler açacağını görebiliriz. Asıl mesele kendimizi kontrol etmek, kendimiz üzerinde güç sahibi olmaktır. Akrep Güneş, karanlık yönlerimize ışık tutacak, gölgemizle içimizdeki nefs hayvanıyla biraz bizi sınayacak, ama Utarit-Neptün kontağı, Balık-Akrep teması oldukça güçlü ruhsal dönüşümlerle içimizi dışımızı bi güzel yıkayacak. Kül olmadan kul olmak yok, kül olmadan yeniden doğmak, zümrüd-ü anka olmak yok. Kaf dağına ulaşacak bu Yeni Ay’da pek çok simurg. Benden bu kadar, yine uzatmışım, e 15 günde o da en iyi tahminen, anca çözebiliyorsunuz yazdıklarımı, zaman size hatırlattıkça, uzun yazdım ki birkaç ay oyalasın sizleri: ) öperim ruhunuzdan…

 

 

Sevgimle kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

28 Ekim ’16- Ankara Þifahanesi iğneli olandan

 astrolojistik@gmail.com


*Bu bağda açılmış sayılı güllerden bir tanesi olan, Can Ahmedim yeni dünya yaşın, yeni yol alacaklığın hayırlı olsun. istikamet belli, sırat-ı müstakim üzere...


(3) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: çiler ceylan yüce
dönüsüm.... - yanmadan kül olmadan degısım,dönüsüm yok....en guzelıde bu
30 Ekim 2016, Pazar, 20:22



Gönderen: selin
iman - son nefese kadar iman, ki son nefeste iman..
28 Ekim 2016, Cuma, 22:40



Gönderen: Nalan
Agla agla aglamadan anlayamazsin. - Günaha batmadan, acıyı tatmadan, güçlüyken aciz duruma düşmeden, çeşitli korkularla ve insanlarla sınanmadan nereye olgunluk nereye kartal olmak…

İnsan olarak dünyaya gelmiş isek ki geldik, yeryüzüne halife olarak seçilmiş isek ki seçildik, bildiğimizin ötesinde bilmediğimiz bir anlamı olmalı yaşamımızın.Ellerine emegine yuregine saglikkk.Yazan ellerin dert gormesin.Allahim ayagina tas degdirmesin.Her iki dunyandada iyilikler guzellikler versin.Sevgimle💝
28 Ekim 2016, Cuma, 21:37