22 Nisan 2016 Akrep Dolunayý; Kömür, Elmas, Pýrlanta
  


22 Nisan 2016 Akrep Dolunayı; Kömür, Elmas, Pırlanta

"Kömür ve Elmasın kimyevi yapısı aynıdır. Karbon atomlarının, kömürden elmasa giden yolda ilk durağı kömürdür. Daha düşük sıcaklık, basınç ve daha kısa süre kömür oluşumda yeterlidir. Elmas oluşurken yer kabuğunun daha altında ve daha yüksek basınçlar ile oluşur. Kömür, 50 bin atmosfer düzeyindeki yüksek basınçlar altında elmasa dönüşebilir. Pırlanta ise elmasın işlenmiş halidir


Hâlbuki bir pırlantaydın sen, ancak usta ellerde değeri anlaşılabilen. Parlıyordun hem de madde olduğun kadar maddeden de bağımsız. Kimi vardı ki senin parlaklığını sevdi, kimi senin gerçekten kıymetli olduğunu bildi. Senin kıymetin parlaklığından, gösterişinden değil bin yıla meydan okuyan geçmişindi. Kıymetini ancak bir pırlanta ışığını kendinde keşfeden bilebilirdi. Þimdi keşfettin mi sende senden sızan ince ince ışık süzmesinin nedenini.

 

Parlıyordun ve aydınlanıyordu durduğun yer.”

 

22 Nisan 2016 tarihinde TSİ. 8.23’te Boğa/Akrep aksında, Akrep Burcunun 2°’sinde, Güneş ve Ay’ın yüz yüze gelmesiyle, yüzleşmeleri derin bir Dolunay yaşayacağız. Her fırsatta belirttiğim üzere, kavuşumlardan ziyade yaklaşım ve uzaklaşımlar daha etkin olabiliyor. Dolunay bir şarkı ise, yaklaşımı şarkının sözleri, uzaklaşımı o şarkının hissettirdiği duygu olarak hafızaya kazınıyor. Demem o ki, etkisini bizler bir hafta önceden daha yoğun hissedebiliriz. Med-cezir ilkesi, öncesinde içe çekilim, bir müddet sonra dışa taşım, patlama güm! Ya da öncesi dışa taşım, kusmalar, bir müddet sonrası içe çekilim, süt dökmüş kedi hallerimiz. Ay ruh dünyamızla alakalı ve sıvılarla, bazı hormonlarımızla, delirium dediğimiz bu hallerimiz de, ay hallerinin dışavurumu. Kendimize özel, bir ay tablosu, ay fazlarına ait tablo tutsak, günlük oluştursak eminim kendimizi tanımaya, anlamaya yönelik ne çok bilgiye ulaşacağız öyle, aynı olaya oluşum anında tepki vermezken, neden bir süre geçtikten sonra tepki verdiğimizi, yaşayıp giderken bir düzen içinde, neden bir anda görünürde değişim yapmamızı gerektirecek önemli bir durum olmadığı halde, düzeni değiştirmek, yıkmak, yapmak gibi başlangıçlar hayaline girdiğimizi daha net anlayacağızdır sanırım

 

Kendim teslim olduğumdan ve dünyayı dokuzdan üçe boşadığımdan beri, bunca yazıp çizmeme, bilginin hamallığını beynimde yapmama rağmen, kendi doğum anımla ilgili hiç haritama bakmam, normal hayatımda bu ilmin adını anmam,  saklarım kendimi, sevmem bu konunun magazin programı gibi, sakız gibi bilence bilmeyence sünmesini, amma ve amma ay fazları başka, kendimle ilgili tek tuttuğum günlüğüm, gözleme aldığım, Allah-u Teâlâ’nın sanatsal tekniğini kendi nefsim üzerinde anlamaya çalıştığım ay fazları takvimim vardır. Sizlere de tavsiye ederim.  Lâkin kesinlikle bu bundandır gözüyle fazla takılmanızı da istemem. Bazen öyle sapıtıyorsunuz ki, her şeyi her anı, neredeyse wc. çıkış-giriş anlarınızı bu ilme bağlayacak hale geliyorsunuz. Beni çıldırtıyorsunuz. Eğleniyoruz işte, bu kadar ölüm-kalıma dönüştürmeyin e mi gençler, ağzını yidiklerim :)

 

 

Her acı, kayıp, hayal kırıklığı, istenip olmamışlar, istemeden olmuşlar, yenilişler, yoksunluklar, hastalıklar, kederler, ne işim var benim burda-lar, fark etmeden görünmez bir elin sizi almış da bir yere getirmiş gibi istemediğimiz ortamlar,  aldanışlar, yanlışlar, yanılmışlar, yıkılmışlar, kuyular kuyular… Hepsi birer ders, hepsi birer içinde fırsatı saklamış krizler, yeniden yeniden doğrulmak için, ayağa kalkmak için, eskisinden daha güçlü, eskisinden eser kalmadan yenilenmek, değişmek için geçtiğimiz haller, geçirildiğimiz haller… Kömür hallerimizden elmasa dönüşmek, ya da kömür kalıp yanmak yanmak kül olmak…

 

Akrep sembolü, yeraltı, madenler, dönüşüm, zorlukla elde edilen her şey, krizlerin ardından, dayanıklılık testinden geçtikten sonra ulaşılan sonuçlar, doğum-ölüm, Araf halleri, derin sorgular, korkular, cezalandırmalar, şifalandırma adına yapılan her türden çalışmalar, karanlık dünyaya ait büyüler, kara delikler,  bünyesinde toplamıştır. Âlemdeki her şey zümre zümre kendi cinsine ait tecellilerin tezahürüdür, akrep zümresi bu tecellileri içine almıştır. Sertlik, keskinlik, dayanıklılık, karanlığa cesurca dalmalar, en değerliyi bulup ortaya çıkarmalar, güçlü olmak için çabalar hepsi akrebin tabanıdır. Her insanda biraz akreplik vardır. Öyle ya bütünü oluşturan tanelerdir. Akrep’te nokta olan insanın elif haline gelmesi için gidilen yolda, geçmesi gereken bir tanedir.

 

Sabit işarete sahip olan burçlarda gerçekleşen ay fazları, diğerlerinden daha önemlidir. O taneler elif olma yolunda yürüyen insanın belini doğru, başını dik tutması için bir iskeletin en önemli parçalarındandır. Radikal kararlar, önemli girişimler, yaşam döngüsü diye yıllar sonra hatırlanacak olanlar ve geçmişle karışık düşünüldüğünde işte o idi kırılma noktam, işte o idi her şeyin başlangıcı, işte o gün olmuştu, işte o an anlamıştım vs diyeceğimiz hayat olaylarında, sabit işaretteki ay fazlarına yakın olan dönemler karşımıza çıkar hep.

 

Peki ya şimdi? Boğa ve akrep aksında güçlü bir dolunay, ay zararlı olduğu bir burçta, ay yanan yol dediğimiz alanın son sınırında. Kömür kalmak ya da elmas olmak, her halükarda, acıdan geçip doğmak. Dönüşmek ya küle, ya pırlantaya. Ama artık eskisi gibi olmamak, hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamak…

 

Peki şimdi neler oluyor, neler olmakta hayatlarımızda, hangi haldesin, hangi hale geçişin kapısındasın, neye direniyorsun, neye bıraktın kendini, ne ile yüzleşiyorsun, nelerden kaçıyorsun, nelerin farkına vardın, hangi gerçektesin, elmasından sızan kan neyin hatırası, ellerindeki kömür karası hangi yanlışın, hangi tercihin çilesi. Ahh be çocuk! İmtihan dünyası işte imtihan dünyası!

 

Boğa sağlam zemin ister, akrep istikrar, boğa geleceği düşünür, sahiplenir, biriktirir, akrep planlar yapar,  stratejiktir, boğa kazanır akrep kazancı değerlendirir. Boğa fiziksel hamallık, akrep beyinsel hamallık, elbette hamallığını yapıyorsan yaptığının seni tatmin etmesi gerekir. Þimdi bu dolunayda düşünelim, neyin hamallığındayız, neye katlanıyoruz, niçin katlanıyoruz, kaygılar, fobiler, geleceğe ait endişeler, geçmişe ait yüzleşmeler, şimdiki hale bakıp, hamallığını yaptığın, taşıdığın, kalbine, beynine o küçük omuzlarına yük olmuşların karşılığında ne bekledin, ne buldun? Bir şey beklemeden yaptın belki yıllarca, taşıdın kendi hayatını öteleyerek, kendini unutarak, şimdi aklın başına geliyor mu? Sen haşa Allah mısın ki, almadan hep verdin verdin… Zamanını, emeğini, gençliğini…


Dolunay ile bu sorularla beynimiz bilinçaltımız epey meşgul sanırım. Durduğun zemine bakacaksın, feda ettiğin şeylere bakacaksın, neye sahipsin ona bakacaksın, öteli olsak da, ahiret hayatının dünyadan daha hayırlı olduğuna iman etmiş olsak da, buradasın, buradayız, yaşadığın an’da var olan sıkıntıların var, ihtiyaçların var, korkuların var, belirsiz bir geleceğe doğru yürümektesin, garantisi yok hiçbir şeyin, kendini nasıl emniyete alacaksın, kendini nasıl güvende tutacaksın. Bu soruların uçurumuna kadar korkmadan geleceksin, akrep bilinci yolunu uçurum kenarında görür ancak.

 

Ve rüyalar, paranormal olaylar, metafizik kapıları açıldı yine, fazla derin girmeyeceğim, yaşayanı anlıyordur zaten, yaşamayanı, farkında olmayanı, sınanmayanı ne bilsin. Bu süreçte üzerinize yapılan büyüler, negatif tesirli aldığınız etkiler, nazara dayalı üzerinize yapışmış, kalın bir duvar olmuş engellemeler vs. yine arkanızdan dönen oyunlar, kulisler, gizlenenler bunlarla ilgili gelişmelere açığız sanırım, uzunca bir süre gündemimizde bu konular olabilir, bu defa merih Retro etkisi ve pluto Retro etkisi ile yıllanmış kötü tesirli pek çok olay çözümlenecektir sanırım.  Sanırım, sanırımlı yazmaya devam… ben bilmem Allah bilir. Koyu koyu gölgelerin yok olma zamanı…


Global etkiye değinecek olur isek, yine madenler, yeraltı dünyası, finans dünyası, volkanik faaliyetler, depremler, güçlü liderler dünyasına ait gelişmeler olabilir gündemde. Enerji patlaması, enerjinin boşalması. İnsana değen nazar, göz mezara kadar koyuyor ise, dünyanın üzerindeki o kirli enerjilerimiz, gözlerimiz de yerkabuğunu sallıyor sanırım. Bilim her şeyi açıklayamaz. Bilim düşmanı değiliz haşa, çoğu şeyi vesile kılınan bilime borçluyuz amenna, ama bazı şeyler var ki, baş aklı yetmez anlamaya da açıklamaya da…

 

Velhasıl-ı kelam; Sözün Özüne gelelim, yer altımızda yine mezar eşiciliğine başladık, neyin, neden, niçin olduğunu, şuanda nasıl bir sonucun içinde olduğumuzu, nerede hata bizde, nerede haksızlığa uğradık anlayacağımız bir dilimdeyiz. Kömür gibi değersiz olan yanlarımızı, kendimizi değersiz hissettiğimiz, yalnız hissettiğimiz, kirli hissettiğimiz durumlarımızı masaya yatıracağımız, yüzleşeceğimiz, hangi tercih, tecelli, hangisi imtihan, sınanma elmasa dönüşmek için, anlayacağımız bir dilimdeyiz, değerli kıymetli olan yönlerimize bakacağımız, evet değerliyim ama durduk yere değil, hangi davranışım, hangi sardığım yaralının duası, bu değer için yaptığım fedakarlıklar, layık kalmak adına sınıra gelse de tahammülüm, hangi susuşlarım, hangi vazgeçişlerim, hangi asaletim ile bu değerim gibi sorularla, düşüncelerle, alacağımız cevaplar dilimindeyiz. Ayağımızı bastığımız yeri yoklayacağımız, zemini etüt edeceğimiz, kaygan ise, çatlak ise, sızıntı var ise, su almış ve çürüyor ise, neden olduğunu idrak edip, güçlü ve dik bir şekilde zeminimizi, geleceğimizi, emniyetimizi sağlama almak adına harekete geçeceğimiz bir dilimdeyiz.

 

Yaptığımız hamallıkların, fedakârlıkların hep zarara geçen tarafı isek, artık kara geçmenin planlarını yapacağımız, emek varsa karşılığında yemekte olacak, soframızdaki yemeğe bakıp şöyle bir, bu mudur diyeceğimiz bir dilimdeyiz sanırım.

 

Bir tarafımız kömür, bir tarafımız elmas, kömür yanlarımız için yapacak bir şey yok ise kabullenmeyi, varsa yapacak bir şey, elmasa dönüşecekse, dayanıklı ise, o elmasın sertliğine kavuşacak ve içimizdeki ışığı yansıtabileceksek, elmas olma yoluna gideceğimiz zamanlardayız sanırım. Elmas taraflarımızın değeri bilinmiyor ise, elmasımız işportaya düşmüş ise, ben bu oyundan, bu pazardan çıkıyorum demenin zamanındayız sanırım.

 

Evet, KADER VE TECELLİ, tecelli ayrı kader ayrı, neyin kader neyin tecelli olduğunu idrak edip, kadere râm, tecelli için aklı ve kalbi kardeş edip, dünya hanından geçip giderken, hepimize hayırlı yolculuklar, rahmâni idrâklar…


Sevgimle kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

20 Nisan ’16 – Meçhul Bir Kent?

“Yazıma eklediğim epigraf, Sevgili Selda Dinç’e aittir. Müsaade verdiği için teşekkürlerimle. Tefekkürlerine buradan- http://filhakikat.net ulaşabilirsiniz”

Yazdığım bütün yazılar Sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Her şey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır Sana bakmak Allah'a inanmaktır

Y.Erdoğan - Yeni Bir Sayfadan Sana Bakmak




(7) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Zerrin
Sevgi ve özlemle -
Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar elif elif diye



12 Mayıs 2016, Perşembe, 10:48



Gönderen: Zerrin
Sevgi ve özlemle - İncecikten bir kar yağar
Tozar elif elif diye
Deli gönül abdâl olmuş
Gezer elif elif diye

12 Mayıs 2016, Perşembe, 10:08



Gönderen: elif hece
murad bey'e:) - estağfirullah:) lutf rabbimden:) e bu fanide siz faniyi kıracak değil ya:)
maillere uzun zamandır bakmıyorum yoruldum gayri:)
yeniden sahalara döneceğim, birazcık daha dinleneyim, ilk sizin mailinize bakacağım e mi.)

sevgiler
25 Nisan 2016, Pazartesi, 17:49



Gönderen: MURAT YILDIZ
muratyildiz1979@gmail.com - bu sayfaya ulaştıgımız gibi attıgımız mailer'ede kendisi bir cevap ihsan eylese , ne mutlu ederdi bu faniyi
25 Nisan 2016, Pazartesi, 12:37



Gönderen: Nalan
Anka Kusu - Her acı, kayıp, hayal kırıklığı, istenip olmamışlar, istemeden olmuşlar, yenilişler, yoksunluklar, hastalıklar, kederler, ne işim var benim burda-lar, fark etmeden görünmez bir elin sizi almış da bir yere getirmiş gibi istemediğimiz ortamlar, aldanışlar, yanlışlar, yanılmışlar, yıkılmışlar, kuyular kuyular… Hepsi birer ders, hepsi birer içinde fırsatı saklamış krizler, yeniden yeniden doğrulmak için, ayağa kalkmak için, eskisinden daha güçlü, eskisinden eser kalmadan yenilenmek, değişmek için geçtiğimiz haller, geçirildiğimiz haller… Kömür hallerimizden elmasa dönüşmek, ya da kömür kalıp yanmak yanmak kül olmak…YASAYANİ ANLİYORDUR ZATEN.YASAMAYANİ SİNANMAYAN NE BİLSİN.
22 Nisan 2016, Cuma, 00:17



Gönderen: Biri
Hayatın dönüm noktası - Þu anda içinde bulunduğum durumu öyle bir anlatmışsınız ki hem de tam on ikiden vurmuşsunuz... 12.evinde stelyum olan biri olarak çok güçlü hissediyorum, hayatımın önemli bir dönemecindeyim.. Samimi uslübunuzu seviyorum, sağlıcakla kalın...

21 Nisan 2016, Perşembe, 21:41



Gönderen: Nalan
Pirlantaydin Sen... - Hâlbuki bir pırlantaydın sen, ancak usta ellerde değeri anlaşılabilen. Parlıyordun hem de madde olduğun kadar maddeden de bağımsız. Kimi vardı ki senin parlaklığını sevdi, kimi senin gerçekten kıymetli olduğunu bildi. Senin kıymetin parlaklığından, gösterişinden değil bin yıla meydan okuyan geçmişindi. Kıymetini ancak bir pırlanta ışığını kendinde keşfeden bilebilirdi. Þimdi keşfettin mi sende senden sızan ince ince ışık süzmesinin nedenini.Ellerine emegine yuregine saglikk.Kiymetlim.
21 Nisan 2016, Perşembe, 21:36