4 Mayýs 2015 Akrep Burcu Dolunay Etkileri: Amaç vs. Araç
  


4 Mayıs 2015 Akrep Burcu Dolunay Etkileri: Amaç vs. Araç

“…Benim hiçbir zaman şapkam olmadı
ne beyaz ne kara
sevmediğimden deyip geçiyorum.
Geçsem iyi-kara şapkalar çalıyorum düşlerimde 
Kaç çocuksu yakalıyorum kara şapkalar altında beni
Sonra nasıl yoruluyorum, anlatamam
Sevmediğimden deyip uyanıyorum
Bakıyorum benim saçlarım hiçbir zaman olmamış
ne beyaz, ne kara 
sevmediğimden deyip ıslık çalıyorum….”

Yılmaz Gruda (Rüstem Abi)

 

4 Mayıs 2015 Tarihinde TSİ 06:42’ de Boğa/Akrep aksında, Başlangıç-Kapanış, Kıymetli olan-Kıymetsiz olan, Korunan-Bozulan, Acziyet ve Kudret, Huzur-Kriz, Sahip olmak-Sahip çıkmak, Benim Olanlar-Senin Olanlar, Derinlik-Sığlar, Değişim-Dönüşüm, Azad etmek- Saplantılar, Takıntılar, Güç Kuruntuları-Ömür Törpüleri : ) (tamam tamam vurmayın, bu latife ), Cesaret-Korkaklık, Sadist-Mazoşist, Soyut-Somut, Üstünü örtmek-Üstünü açmak, Üzerine gitmek-Uzaklaşmak, Ölüm-Doğum, Vedalaşmak-Yapışmak, Karar Almak-Karara Zorlanmak gibi temalarda yoğunlaşacağımız, düşüncelerimizin kıvrımlarına, elektrik tellerine süzülen buna benzer duygularla karanlığımıza dalış yapacağımız, bir süre şöyle kenara çekilip, dış seslere kulağımızı kapatıp, kendi egomuzdan, nefsimizden ileri gelen söylemleri bolca duyacağımız, sorgulaması bol bir dolunayı, Akrep Burcu 13 ° de karşılayacağız.


Boğada Güneş, Akrepte Ay, Ay yanan yoldan yeni çıkmış, yorgun, bitkin, e kolay değil, milyarlarca insan var, bir o kadar aldıkları etkilere göre bilinçaltlarına kayıtladıkları var, tepkilerin stratejisi var, yani zor haliyle, hayat okulu bu, bir defa ayağın tökezleyip düşmemeye gör, kalkmak biraz zaman alıyor, Kalkılıyor kalkmasına da, bir süre yaralar bereler kendini sızlayıp, kanayıp hatırlatıyor,  e ne yapalım, bebek yarayla bereyle düşe kalka yürümeyi öğreniyor. Müstahak bize.(şikâyet asla yok!) Ruhsal fiyakalar lazım insana… Bakar mısın insanların çoğu Olympos kaçkını, eee zaman başladığı yere dönüyor, bir çıkış, bir iniş. Saçmalık değil hı, biraz uzaklaş şu tanrıcıkların yapay gündemlerinden farkedeceksin. Fazla da düşünüp kaptırma kendini,  showa mowa dökme, anlatacağım diye,  ispat diye yorgun düşme,  bil, anla, geç…


Gelelim şimdi şu sahneye, "tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın" çalsın arka fonda, her biri insanın bir sahnesine denk düşen şu Akrep sahnesinden yeryüzüne neler yağıyormuş yine bi pencere açalım, bakış atalım mı? Amma öncesinde bir hatırlayalım mı? Boğa/Akrep/Ay/Güneş/Dolunay karışımının geçmiş yıllardan harmanını bir savuralım mı?


“Sabit burçlarda gerçekleşen ay fazları, yerkürenin kabuğuyla ilgilidir, İstatistiklerle kavilenmiştir. İlmi olarak Dünya hayatı Boğa, Ahiret yurdu asıl vatan ise Akrep ile sırlanmıştır. Yerin yüzü ile yerin altı arasında bu burçlar köprü vazifesi görürler. Boğa’da tohumla başlayan yaşam, Akrepte ulaşacağı en üst sınıra gelir, Boğa’da ergenlikten olgunluğa adım atış, Akrep’te olgunluktan ihtiyarlığa geçiş. Birinde doğum vardır, diğerinde ölüm, birinde bir şeye başlamanın heyecanı, kök salma, temel atma töreni vardır, diğerinde bir şeyin sonu, cenaze merasimi vardır. Doğum ve Ölümü, Dünya hayatı ve Ölümden sonraki yaşamı hatırlatma görevini üstlenmiş iki burç. Boğa’da biriktirmek, Akrep’te mirasa dönüştürmek…

 

Dolunayın gerçekleştiği Akrep Burcu, yer altını, karanlık yerleri, mezarlıkları, ölüleri, bilmediğimiz âlemleri ve bu âlemlere ait olan varlıkları, cezaevleri, kapalı ve mutsuzluk veren mekânları,  madenleri, terk edilmiş viran yerleri, sırları, yatak odamızı, korkularımızı, derin takıntılarımızı, o başak burcunda hafif olan, Akrep’te artan vesveselerimizi, henüz olmamışların derdini, olmuşların kabullenilmeyişini, kontrol etme, baskı altına alma, duygusal olarak bağımlılık yaratma, sadist duygular ve kendimizi tükettiğimiz saplantılı duyguları yönetir.

 

Olumlu yönüyle hani şu Kartal olma yolculuğunda vardığı son nokta ile sadık, karizmatik, ketum, ilkeli, adil, cesur, korkusuyla yüzleşen ve yüzleştiren, acıtarak şifalandıran,  dolaylı anlatımlarıyla kişileri uyandıran, hizaya getiren, sıfırdan başlayabilen, sabırlı, dikkatli, iyi bir stratejist ve ileri görüşe sahip olan, sezgileri kuvvetli olan bir karakter verir. Vücudumuzda, üreme organımız, dolaşım sistemimiz, kanla ilgili olan konular Akrep burcu alanına denk düşer. Yöneticisi Klasik astrolojide Mars, Modern Astrolojide aynen kendi doğasına uygun düşen, varlığı bir inkâr edilen bir onay gören, bir görünen bir yok olan, insanoğlunun şimdilik uzayda ulaştığı en uzak son gezegen/ya da değil başka bir şey olan karanlık ve gizemini hala koruyan Plüton’dur. Akrep’in metali, yöneticisi Mars’tan dolayı, Dünyanın manyetik alanında etkin olan Demir’dir.

 

Ay Akrep Burcunda düşük değerdedir, Ay’a haiz pozitif özellikleri, e biraz da abartıya kaçarak sergileyen, Akrep’in karşıtı olan dünyevi Boğa Burcunda güçlü konumda olan Ay,  Akrep burcunda zarara çalışır, Ay, insandan ayrı olmayan, insanın beşeriyet halinin ürettiği, coşturduğu, küstürdüğü, zor olsa da imkânsız olmayan, yaratılışın da gereği olan, ehilleştirdiği, eğittiği,  kölesi değil efendisi olmayı başarabildiği nefsimizin işaretleriyle doludur. Akrep nefs makamlarının en altındaki geçilmesi aşılması zor, mükâfatı bi o oranda büyük olan nefs-i emmarenin meskenidir.

 

Beslenmemiz, büyümemiz, duygusal kararlarımız, sahiplenme ve aidiyet duygularımız, koruma ve korunma yollarımız, güvenliğimiz, korkularımız, sırlarımız, aile/yuvamız, doğurganlık ve neslimiz, geçmişimiz atalarımız, köklerimiz, bilinçaltında henüz yüzleşmediğimiz bizde vücut bulmuş daha nice duygularımız üzerinde etkin olan Ay, Akrep burcunda, hazcılığı işkenceye dönüşen, sevgisi öldürmeye, nefes aldırmamaya dönüşen, korkuları paranoyaya dönüşen, yüzleşmeleri inkâra dönüşen, beslenmesi dramatik ve kaos ortamlarından olan, doğurduğunu reddeden, annelik duygusundan kaçan, aile kavramının içinde pek çok krizle büyüyen gelişen, güvensizlik, yetersizlik, çeşitli komplekslerle kendine ve sevdiklerine zarar veren farkında olmayan, güç, liderlik, bir çeşit unvan takıntısı içinde, acziyeti, kulluğu tanımayan, reddetmeye yönelik bir iç âlem içinde bireyi dönüştürür de dönüştürür. İnsanız biz bu haller hepimizde mevcut lakin Ay Akrep membaıdır bu hallerin, Ay Akrep dışında diğer ay burçlarının nefs halleri ayrı ayrıdır en çetini olan, Ay Akrepten kısa bir kesit idi.

 

"Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefs, var gücüyle kötülüğü emreder. Rabbimin rahmet ettiği müstesna.  Muhakkak ki Rabbim Ðafûr'dur, Rahıym'dir. " Yusuf/53

 

Bu haller dişi ve erkekte ayrı ayrı tezahür eder, bu hallerin kimi, çemberin içinde dönüp dururken insan, aynı noktalara her geldiğinde geçtiği imtihanlarca, bu imtihanlardan öğrendikleriyle, acısıyla, kaybıyla, adına deneyim ve tecrübe denilen hatırlayışla şer iken hayra dönüştürebilir. Nefs her insanda olan bir hayvandır, gözle göremeyiz, ama gözlere yaptığımız fiillerle görünür kılarız. Vurdum öldü, yaktım bitti, kırdım oldu, çaldım tamam vb. cümlelerle GÖRÜNÜR nokta olur. Ademiyet halinden uzaklaştıkça insan, beşeriyet halinin esiri oldukça nefs insanın iç dünyasında egemenliğini ilan eder. Artık yaptığı her şey gözüne hoş görünür, o hatasızdır, öyle olması gerekir, kaderdir, Hakk yazmıştır, Hakk dilemiştir onun öyle yapmasını gibi kendini manen de haklı çıkaracak argümanlara başvurur. Hızla esfele safiline doğru yol almaya başlar. İç âlem zenginleştikçe, iç âlem rahmetle yıkanmaya başladıkça, iç âlem, dışardan gelen imtihanlara gösterdiği sabır ve olgunlukla, iç âlem Hakka sığındıkça, onun zikrini kalbine yerleştirdikçe, kısaca tevbeye durdukça, tevbe ettikçe, ademiyetin iradesini kazandıkça, hızla düştüğü yerden yeniden yükselişe geçer, ruhuna verdiği eziyetler rahmete dönüşür, insan iç âleminde yaşadığı miraç ile her nefsin her katında bir tortudan da kurtulur, ölmeden ölmek deyimiyle, ölü olduğu bu âlemde, vedalaşarak ölülerle, dirilişini gerçekleştirir. “

 

Buraya kadar tamam isek devam edelim,  bunları aldık yolluğumuza, bi kaç parça daha ekleyelim, çıkalım artık yola.

Gökyüzündeki Tabloya baktığımızda dolunayın etkisini büyüten aslan burcunda yer alan Müşteri ile T-Kare oluşturduğunu görüyoruz. Diğer yandan Yay burcunda seyrine devam eden Zühal’in, İkizlerde yer alan Utarid ile birbirine zıt baktığını karşı çıktığını, karşıtlıktan bir uzlaşı parıltısı olacağını söylemek mümkün görünüyor. İkisi de değişken sonuçta, Balıkta seyreden Neptün birkaç derece ile Boğa/Akrep arasındaki bu dolunay enerjisine, tam ortalamada dramatik etkileri yumuşattığını belirsizliklerin çözülmeye başlayacağını, insanın önce düşüncesinde sonra gerçeğinde somutlandırdığı ne varsa destek timi olarak hazırım diyor. Bu kolektif olarak da ele alınmalı. Ayy hadi yine iyiyiz bazı zombilerin kalplerine gökten merhamet yağacak gibi : ) Sabit ve değişkenlerin bir uzlaşısı var gökyüzünde, daha bir empatik, daha bir anlayışlı, biz ne yapıyoruz ya böyle, biz insanız biraz fren bu gaddarlık kötü bir hastalık gibi bulaştı hepimize, bi soluklanalım bi dinlenelim, biraz daha yavaş demek mümkün akil insanlar için elbet. Sivrisinek saz olayı bir de mühür olayı var ya onlara yapacak bişi yok, onların işi Halklık değil, Hakk’lık, biz gelemeyiz zaten haklarından, gelsin Hakk,  işimiz yoldakiyle: )


Bizler bir vücut saatine sahibiz, nefes saniyelerimiz, düşünceler dakikalarımız, eylemler saatlerimiz, akrep ruhumuz, yelkovan bedenimiz, saat işledikçe, yaşamlarımızda cereyan eden olayların, tanışmaların, zorlukların, sevinçlerin, hastalıkların,  kimisi ilahi olan Takdir, kimisi bize bahş edilen, irade-nefs,  akıl ve kalp kardeşliğiyle kendimizin oluşturduğu haller. Yazı başka kışı başka, Akrepteki dolunay başka, Boğadaki dolunay başka. Her biri bu saatin işleyerek bir günü doldurması için programlı. Gün sona erecek, sonra başka bir gün başlayacak,  "benzemiyor geçen günler gelenlere" demiş şair, şimdi akrep dolunayındaki zamanı yaşayacağız, bir sene sonra yine buraya uğrayacağız, eksik varsa derse devam, ta ki kâmil bir insan oluncaya dek. Çok zor haritalar bilirim, adeta gökyüzündeki görevliler o insanın şu dünyaya bağlanmaması için çalışmaktadır, bir tane düzgün giden kolay eriştiği bir şeyi olmaz mı insanın, aldığı nefes için dahi bedel üzerine bedel ödeyen, hayatı krizler üzerine kurulu, sabit bir yerde dursa gelip imtihanın kendisine bulaştığı, bunlara rağmen, içindeki âlemde öyle huzurlu, öyle şikâyetsiz, öyle olgun ki tüm bunlara bakışı, karşılayışı. Böyle bir şey işte, şikâyet eder mi hiç demir ateşte döğülüyorum diye, şekil alacak güzel bir süs eşyası olacak insanların hayran hayran baktığı. (bu satırlar birilerine bireysel bişi bu, herkes alınmasın üzerine, site benim, el benim, kan benim, damar benim, burası ben’(im) kime ne: ))


Boğa vücut ise, Akrep insanın gölgesidir, kendinden ayrı olmayanıdır, dolunay zamanında Akrebin gizlenecek yeri kalmayacaktır, derinlerde olan yüzeye vuracaktır, her zaman negatif değil ya, derinlerimizde olan nice pozitif düşünceler de var, bir müddet derinlerimizde olanın su yüzeyine çıkmasına hazır olmalıyız sanırım. Ne güzel kendimizi bilmek, iyisi-kötüsü, güzeli-çirkini, insanın kendini Okuması kadar daha büyük bir nimet, daha güzel bir kitap olmasa gerek.


Þu dönem, Yay/İkizler hattında Zuhal/Utarid zıtlığında, tam da Utarid gölge fazına hazırlanırken, uçarı kaçarı, düzensiz, disiplinsiz, karmakarışık düşüncelerimiz adına bir derleme bir toparlama, daha net gören bir gözlük ile bilge bir duruşla, hayatımızı gözden geçirmeye başlayabiliriz. Zekâ durmadan işleyen vücut saatimizin bir çarkı, her aklımıza geleni fiiliyata dökemeyiz, Zekâya bir de düzen lazım, sistem lazım, strateji lazım, bak stratejik Akrep, Sabırlı Boğa, Eğitimli sistem uzmanı Yay/Satürn, harekete geçmek için sabırsızlanan, yine her yeri mikserlemeye meyilli İkizler/Utarid yönlerimiz için, bir sistem, bir düzen, daha akıllı daha stratejik gitmemiz adına düşüncelerimizi ıslah edebilir. Zıtlıklar iyidir, karşıdan görürsün eksiğini, fazlanı. Ayna da karşında durur değil mi? Sırtı aynaya dönük insan nasıl görecek kendini hiiiç yani : )


Her insanın bilinçaltında bir alanın en güçlüsü olmak yatar, bu güç bireysel olduğu gibi, toplumsal da olabilir, iyi yönde kullanmak için araç olacağı gibi, kötülük için de araç-amaca dönüşebilir. Þimdi hepimiz için, hayatının hangi alanında güçsüz ve zayıfsın, neden güçlenmek istiyorsun, amacın ne? Araç-Amaç ilişkisinde amaçları gözden geçirmek, Araçların zayıf halkasını tespit edip güçlendirmek, bunları fark etmek dönemi olabilir.


Müşteri Aslan, Dolunay etkisine o dev büyüteciyle, abartarak biraz dramatize ederek, kendimizin farkına varmamızı sağlayacak bir oluşumun belkemiği rolünde, Sabit Burçlarda Akrep/Boğa, Kova/Aslan 10-15 derecelerde kişisel yıldızlara/gezegen etkilerine sahip olanlar için, beli doğrultma zamanı, Değişken burçlar içinse, yine 10-15 derecelerde kişisel etkilere sahip olan, Balık/Başak, İkizler/Yay adına, Utarid/Zuhal, Neptün, Þiron etkisiyle, bu dolunay döneminde tamamen stratejik gitmeleri, aklı kalplerine kardeş etmeleriyle, rüyalarında olanın, düşüncelerinde tohumlananın filizlenme dönemi olacaktır, sanırım yani:) Allah bilir, benim ki dua yerine geçsin, zaten Balığın duası makbuldür:) ölecem egomdan ölecem: )


Daha yazacağım, düşüncelerimdeki klavyede çat çat yazan nice şey var, zaman ise değerli, bunlar boş işler, valla yazmak adına yazıyorum, bana sorarsan şayet, ne olacaksa olsun, gelenin de gidenin de gönlü hoş olsun, olacak olan oluyor zaten, biraz sabır istiyor sabırda ganiy ganiy, olmayanda da hep bir hayr oluyor, o hayrı da görebiliyor insan, hayatın tesellisi çok, teskin olmak istersen şayet. Ben zaten kara şapkaları sevmiyorum, rüyalarımda kara şapka falan çalmıyorum.Gerçekten sevmiyorum : )


Ama siz kara şapkaları seviyorsanız, bence gidin söyleyin, herkes bir olacak değil ya, insanın bir de tutku denilen duygusu vardır, hepimizin tutkuları farklı farklı, ne is tutkularınız, saplantılarınız, takıntılarınız, o akrepvari olmazsa olmaz, ya hep ya hiçleriniz işte şu dönem var ya, o tutkularınız için ya ölün ya da o tutkuyu bir daha canlanmayacak şekilde gömün, ya tutkularınızın peşinden gidin tüm sorumluluğu alıp üzerinize, ya da artık orada bırakın, olanla yürümeye devam edin. Yoksa iki de bir rüyalarınızda kara şapka çalarken yakalarsınız kendinizi. Akrep cerrahidir, yarayı deşmeden içindeki irin akmadan, şöyle bir dibi boylamadan, acıdan kıvrım kıvrım kıvrılmadan biz insanlar iyileşemiyoruz maalesef. Korkularımızla yüzleşmeden, cesaret kazanamıyoruz maalesef.


Takıntı yaptığımız çoğu isteğimiz gerçekleşmeden hayatımız için ne kadar gerekli, bizi ne kadar mutlu edecek anlayamıyoruz maalesef. Belki o kara şapka hiç yakışmayacak bize, belki alerji yapacak bilemiyoruz takmadan. Þu dönem en çok bu konularda yoğunlaşmış durumdayız sanırım, Hazır iletişim kanalları olan, Yay/İkizler aksında yer alan Utarid/Zuhal ayna olupduru, o vakit cesaretle bakalım o aynaya, Yay’ın oklarını boşluğa değil hedefe odaklayalım, Utarid’in zekâ parıltılarını haybeye değil, karanlık olan yönlerimize saçalım, ben istiyorum demekle olmuyor, hayatta her şeyin bir bedeli var, yaşamanın bedeli ölmek gibi, istediklerimiz için ödediğimiz bedelleri ve ödemeye gönüllü olduğumuz bedelleri oturaklıca gözden geçirelim, ona buna zarar vermeyeceksek, en önemlisi kendimize zarar vermeyeceksek, istediklerimiz amaç değil ulvi şeyler adına araç ise yola çıkalım. Yol gayet açık, trafik akışında, pozitif ol Kemalciğim :)


Velhasıl-ı kelâm; sözün makbulü kısa olandır, bunu öğreneceğim inşallah. Hadi ilk deneme bu olsun, Bir dahaki yazımızda görüşmek üzere, hepimizi merhameti bol olan Rabbime emanet ediyorum, şen ve esen kalınız efenim. Bitti : )

Sevgimle kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

4 Mayıs 2015- yine yollar yine yolculuklar yine terk-i diyardan bildirdi

 astrolojistik@gmail.com

5 Mayıs Hıdırellez Günümüz şimdiden mübarek olsun, bid’at midat diyolla, insan şahitlik ettiğine inanırmış, ben şahidim: ) Her rivayet, efsane, mitoloji içinde bir sır saklar, kimi örtülür kimilerince! Kırın kapıları, açın perdeleri karanlıkta kaldık iyice: )


(9) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Fatma Simge
süper - hocam hakikaten güzel olmuş, Allah razı olsun. bu haftalar tırlatma noktasında ayrı bir kastırmıştı okuyunca biraz rahatladım. Þaban ayı güzel olur inşallah. Selamlar
16 Mayıs 2015, Cumartesi, 23:58



Gönderen: akrp10
gönlüne sağlık. - o tutkularınız için ya ölün ya da o tutkuyu bir daha canlanmayacak şekilde gömün,..... ben hiç karışmak tanrının işine , kaç ölçek kırmızı atar güle.
7 Mayıs 2015, Perşembe, 00:52



Gönderen: Ýlirya Seven
Güllü Kapı:) - Olsun tabi gugufçelerde ötsün o kapıda,fakat paylaştım yine çıkmadı güllü kapı:)) yazanın yürek kapısında bu güllerden öyle çok var ki ben o kapının kokularını buralardan duyuyorum:))gül sensin:))
5 Mayıs 2015, Salı, 11:09



Gönderen: Selin
bir Akrep - Tüm hayatımız böyle değil mi ki.. Bu dolunay tüm bunların bir sonlanması olur inşaAllah..da açılır artık güllü kapısı hayatın bize de..
Gönlümün sevdiği, sen hep yaz E mi?
5 Mayıs 2015, Salı, 01:07



Gönderen: Özlem Kýlýç
Merhaba - Akrepsen seni ezmeye çalışan birileri çıkacak ta ki 40'lı yaşlarına kadar,dönüp bakınca 40'dan geriye,şükredeceksin ezene-ezilen yerlerine.
Evet 13 derece yükselen akrebim, 40'lı yaşlarımdayım. Þükürler olsun ezene ve ezilen yerlerime..
Kalbime ekli kıymetlim iyi ki varsın. Her zaman dualarımdasın.Teşekkür ederim...
4 Mayıs 2015, Pazartesi, 21:33



Gönderen: Elif Hece
güllü kapı kapılanmıştır:) - bi' daha paylaşın, bakalım güllü kapı çıkacak mı?

4 Mayıs 2015, Pazartesi, 19:26



Gönderen: Elif Hece
güllü kapı:) - siz hiç üzülmeyin, güllü kapı fotoğrafımızı hemen yazıyı paylaşırken ilk çıkacak fotoğraf olarak ayarlıyorum:)
bir gönül bin gönüldür, gönlünüz hoş olsun mu:) bende akşam vaktinde bir gönlü hoş ettiğim için güllerle dolu bir kapıdan geçeyim mi:)

sevgiyle
4 Mayıs 2015, Pazartesi, 19:16



Gönderen: i
paylaşım - ama ama ağlarım ama facede paylaştığım bu yazının güllü kapılı resmi neden çıkmamışkine?
4 Mayıs 2015, Pazartesi, 19:21



Gönderen: Ýlirya Seven
Ayyy Akreppp'immm bennnn:))) - AAAHHHAAAAAAAHHHAHHHAAA TARZAN GİBİ BAÐIRIYORUM SSSEEESSSİİMMMM GGELÜRRMMMÜÜÜÜ İNAN! AYNEN BU DURUMDAYIM! YEMİNLE! ELİF'ÇEM GUGUF'ÇEM,TRİLEÇE'M...HEP ÜÇ NOKTA:)))BİN TEMENNAAA...
4 Mayıs 2015, Pazartesi, 16:42