22 Aralýk 2014 Oðlak Yeni Ay Etkileri; Duvarlar
  


22 Aralık 2014 Oğlak Yeni Ay Etkileri; Duvarlar

ben bir duvarım hiç güneş görmedim

sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar

yüzümüz benek benek tahtakurusundan

ve sinemiz baştan başa ak üstünde karalar

- kelepçeden kahroldu kahroldu bileklerim

- sıyrılıp çıktım artık ölüm korkusundan

- dilim dilim sırtımdaki yaralar

ben demirbaşım sığır siniriyle dayak yedim

biz de duvarız dinleyen duyan düşünen duvarlar

bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk

ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar.- Attila İlhan

 

22 Aralık 2014 Tarihinde TSİ 03.35’te sabrın, disiplinin, sorumluluk duygusunun, engellerin, yavaş işleyen işlerin, sınırların, maddesel güvenliğin ve emniyetin, statünün, onurun, toplumdaki konumun,  Boğadaki tohumun, Başaktaki faydalı faydasızın ayrıştığı ve nihai dünya pazarına en son halimizle çıktığımız alan olan 10.evin ve son Toprak unsurunun üyesi zamanın nasıl geçtiğinin sağlaması olan Oğlak Burcunun başlangıç derecesinde bir YENİ AY doğacak.

Yeni Ay dönemleri, yeni başlangıçları getirir beraberinde,  hangi burçta doğmuş ise o burca haiz konularda, bireysel olarak doğum anımızda talihimize isabet eden o inişli çıkışlı yolculuk haritamızda doğduğu yaşam sahnemize isabetiyle o alanlarda bir hareket kazandırır. Çoğu zaman ilk anda, bazen bir hafta öncesinde ve bazen de tam 1 sene sonra Güneş o noktadan geçtiğinde dönüp bakarsın deja vu dersin, bu sahneyi daha önce yaşamıştım, bu daha evvel aklıma gelmişti, bu adımı o an atmalıydım vs. 1 sene önce düşünceye gelen, yaşamında kendini gösteren,  belli belirsiz kalmış olan olmuş, geçmiş, bitmiş gitmiş.

Arşiv Linkler;

4 Ocak 2011 Oğlak Güneş Tutulumu

24 Aralık 2011 Oğlak Burcunda Yeni Ay Etkileri- ARÞİV

11 Ocak 2013 Oğlak Burcu Yeni Ay Etkileri Sebep - Felek

1 Ocak 2014 Oğlak Burcu Yeni Ay Etkileri- Amentü Gemisi

Her Yani Ay ile hayatımızın farklı alanlarına dokunuşlarıyla bir dünya yılının daha geldik işte sonuna.  Ben-Sen- Biz, Onlar, Benim, Senin, Onun, Fikirler, Harekete geçtiğimiz Hayatımızı ilgilendiren girişimler, Başlangıçlar –Bitişler, Evlenmeler-Boşanmalar, Evlat sahibi olmalar, Ailemiz, kayıplarımız, kazançlarımız, işimiz, aşımız, emeğimiz, kardeşimiz, arkadaşımız, dostumuz, yâremiz, yârimiz, devâmız, hastalıklar, doğumlar-ölümler, vazgeçişler, asılmalar, alışkanlıklar, bıkkınlıklar, yıkılmalar, doğrulmalar, içsel ameliyatlar, dışımızdan ameliyatlar, korkular, yüzleşmeler,

2014 senesinin bu son ay fazında, kışı, baharı, yazı, son baharı beraber yaşayıp, geldik işte yine yeni bir senenin kışına. Bu Yeni Ay Oğlak Dönencesiyle kavuşum üzerine doğacak, Oğlak vasıfları hepimiz için sanırım gözle görülür ölçüde hayatlarımızda etkin olacak.

Anadolu’nun bazı yerlerinde hala kısmen de olsa devam eden bir adet-gelenek artık her ne ise adı bir DUVAR vardır, yeni evli çift ebeveynlerinin yanında birbirine yabancı gibi durur, ebeveynlerle yaşayan çiftler/ kendi hanelerinde dahi ebeveynlerin yanında yeni doğan bebeklerini, biraz büyümüş çocuklarını alıp kucaklarına sevemez, öpemez, koklayamaz. Hala vardır günümüzde kadın-erkek birbirine ismiyle hitap edemez ve hatta eşinden bahsederken bizimki der, o der. Sevmek ayıp mıdır? Bu duvar neden vardır? Abes midir evladını öpüp koklamak sarılmak, abes midir eşine ismiyle hitap etmek, ya da eşiyle sevgi selini dışarı taşırmak? İşte Duvarlardan sadece bir örnek.

Oğlak geleneklerimizi temsil eder, ailemizden gelen gelenekler Yengeç, Toplumsal olan gelenekler Oğlak ve hepsinin toplamı yine Oğlakta birleşir, Toplum önemlidir Toplumdaki isim önemlidir el bana ne der önemlidir,  bazı yerlerde fren mekanizması pekâlâ görebilir ama aşırısı ve yaşanacak olanın da yaşanacağı gerçeğiyle ne yapacaksın? Öldürecek misin? Aforoz mu edeceksin? Hâk dahi insanın işleyeceği en büyük zulmü en büyük ayıbı bu dünyada değil ötelere hesaplaşmaya yüzleştirmeye bırakıyorken bir de kendimize insan Tanrıcığı statüsü ekleriz, Al bir duvar daha. Geç geçebilirsen içinden o Duvarın, ek içine ekebilirsen merhamet-sevgi tohumu.

Yüzümüz sürekli asıktır, eşimize, evladımıza çevremize hep toslayacak gibi bakarız, boyun ileri gözler açılmış, ürkütücü, tahammülümüz yoktur, sabırsız, kuralcıyızdır, karşımızdakini anlamak değil adeta anlamamak adına beynimizde mücadele veririz, kalp mühürlendi mühürlenecek, sevgi damarı kurudu kuruyacak, yalnızlaşırız, kendimiz de üzülürüz bu hale ama çok mu zor o duvarı aşmak, yıkmak ve sarılmak eşimize çocuğumuza, onlara sürekli sirke satmak yerine bi parça bal sunmak çok mu zor, tanrıcık parçamız mı dökülür?

(Tanrı kavramını katt’a Allah cc. İçin kullanmıyorum, Allah’a şirk koşmak, İnsanın Kendini Allah zannetmesi olarak ele alıyorum. Tanrı ilahlık hevesindeki insancıktır. Bu açıklamayı şuan yapmak zorunda kalıyorum bilen anlayan anlar ama işte bu da benim ‘el bana, Allah cc. Bana ne der’im.)

Statü sahibi olmak, Saygı görmek, Güç elde etmek ve o güçle kendimizi emniyete almak, pekâlâ insanız biz bir güvenlik arayışımız her zaman var, Teslimiyetimiz hepimiz de gelişmiş olmayabilir, olabilir zordur teslim olmak, Tedbir önceliğimizdir feraset ile bakınca, Lakin bunlar için bilmem çoğu zaman kaç tane duvar örüyoruz kendimize, hem kendimize eziyet hem de bizimle bu sahnede bir şekilde yolu birleşenlere, öyle çok duvarlar örüyoruz ki; level level üstüne. İnsan kalarak, yüzümüz sirke satmayarak, dürüst ve ilkeli şeffaf olarak da bunlara ulaşabiliriz, saygı görmek istiyoruz, saygısızca, statümüz olsun istiyoruz, torpille, iltimaslarla, hileyle hurdayla, güç elde etmek istiyoruz akışına bıraksan zaten anlayacaksın en büyük gücün kendinde olduğunu içindeki bahçeyi cennet yapmak olduğunu sonrasında dışının da cennet olacağını, asıl güç denilen kavramın bu olduğunu, ama olur mu, olmaz o gözle görülür mü görülmez, o elle tutulur mu tutulmaz, istediğimiz güçlü olmak kavramına bile ihanette bol bol duvarlarla hırsla, güçleniyoruz ama iç hârâbe, iç virân olmuş bir bahçe.

Kalbimizin odasına sığınmak istiyoruz bazen unutuyoruz o güç için duvar ördüğümüzü kalbimizin kapısını kapattığımızı, kapıdan boş dönüyoruz ve öfkeleniyoruz ona buna bir duvar daha. Dengeleyebilsek en başta, bir gönlü kazanmanın,  bir insanı tebessüm ettirmenin, ona nefes aldırmanın, onun/onların gönlündeki tahta çıkardığını, saygının korkudan değil,  sevgiden kaynaklandığını, asıl gücün, ipin ucuna, uçurumun sonuna geleni oradan alıp hayata yeniden bağışlamaya vesile olmak olduğunu, statünün kalp mimarı, gönül imaretçisi olmak olduğunu, sonraki dünyevi meslek ve statülerimizin bunlar olmadan yavanlaştığını ve soğuk olduğunu.


Duvar evet Duvarlar, Oğlak’ın yöneticisi olan Zuhal-Satürn inşaatları, mimariyi, mühendisleri, yapıları, toprağın işlenmesini, hayatlarımızda iç ve dış her türden oluşturduğumuz yapılanmayı,  dış iskelet, bizi ayakta dengede tutan hareket kazandıran kemiklerimizi, muhafazakâr, katı ve kuralcı yanlarımızı, sınırları, bazen dogmatik yanlarımızı yönetir, Aldığımız tesire göre bunlar üzerinde artı eksi bir duruşumuz, sunumumuz olur.

Bir çocuk tanımıştım, anne ve babası sürekli tartışan, her akşam, her sabah sürekli huzursuzluk çıkartan, negatif üretim trafosu bir ebeveyn, çocuk yorganının altına saklanan ve dua eden “ Allah’ım n’olur bugün olsun tartışmasınlar, bugün olsun akşam yemeğinde beraber olsak, bugün olsun neşeli şeyler olsa, babam kolunun altına alsa, annem saçlarımı okşasa, sırtımı kaşısa, Bir Çocuk tanımıştım, Mars’ı yengeçte bir çocuk şimdi kocaman. Çocuk içine kapanmayı öğrenmişti, ailesinden uzaklaşmayı, ilerde büyüdüğünde aile kurmadan korkuyordu artık, huzursuz ortamlardan kaçıyordu, huzursuz ortamlar yerine yalnız kalmayı tercih ederdi, akşam yemeğini ailesiyle yemek yerine artık yalnız yiyordu, evde nefesini bile zor duyacağı kadar sessizlik hâkimdi, hayatına birini almaya korkuyordu, aile olmaya korkuyordu. İşte bir DUVAR.

Bir çocuk tanımıştım, sürekli beceriksizlikle suçlanan, sen geri dur denilen, sen yapamazsın denilen, başarıların utanç olduğunu hisseden, takdir göreceğim, övüleceğim diye ödü kopan, İnsanlarla yakın ilişkiler kurmanın daha çok eleştiri, daha çok sorumluluk olduğunu düşünüp yalnızlığı tercih eden, işlerini gizli yapan, toplumda dikkat çekmekten kaçan bir çocuk. Sevilmekten korkan bir çocuk, insanı en çok anne/babası sever, onların sevgisinin dışa vurumu böyle ise, el olanların sevgisi kim bilir başında nasıl patlar. Bir çocuk tanımıştım sürekli ailesinin kendilerine yük olduğu hissettirilen bir çocuk, olur mu hiç evlat ana/babaya yük olur mu? Bu yüzden yük olacağım diye, gönülden kopan hediyeleri bile kabul edemeyen, birine bir şekilde yük olacağım diye fazla yakınlaşamayan samimiyetin dibinde ama o samimiyete bile bir mesafe koyan bir çocuk. İyi bir iş, iyi bir eş, rahat bir hayat, bolca çocuk, ebeveynlerinin kendisinden devamlı beklediği bu olan ve bunlara fobi geliştirip, kendisinden beklenenlerden öcü görmüş gibi korkan ve kaçan bir çocuk. İÞTE BİR DUVAR daha. Ay Yengeç- Satürn Terazi anlı şanlı kare.

Bir Çocuk tanımıştım, sen erkeksin, sen güçlü olmalısın, sen yaparsın, sen de yapacaksın denilen. 5 yaşından bu yana babasının iş yerine çalışmaya giden, iş hayatı için yetiştirilen, para makinası haline dönüştürülen, tüm hayatı iş ve para kazanmaktan ibaret olan, sevgi yok, aşk yok, dinlenme yok, paylaşım yok, hayatın içinde alınacak lezzetler var haram olmayan onlar yok. Ve çocuk yetişkin oldu, asık suratlı, ciddi, sevgisini çocuğuna ailesine bir şeyler alarak gösteren, yüzü hiç gülmeyen, hep öfkeli, hep stresli, bedeninde sürekli ağrılar olan, 25 yaşında saçları beyazlayan 35 ine geldiğinde büyük ölçüde saçları dökülen. Baba rolü anne tarafından sindirilen, kendisine baba rolü verilen, Sürekli babanın eleştirildiği bir ortamda yetişen, babasının babası olan-olmak zorunda kalan, anne ile soğuk, anne ile uzak, anne ile sürekli tartışan ve anneye olan nefretini açıkça yüzüne haykıran. Sonuç: Sevgiyi gösterememe ve Yaşamdan tat alamamak, yaşayan bir ölüye, şartlanmış bir hamala dönüşen. İşte bir Duvar daha. Satürn Yengeç 12.Ev

Ve ebeveynlerimiz için iki yaşam sahnesi vardır, biri yengecin evi 4.ev diğeri ise oğlağın evi 10.ev, 4.ev çocukluk koşullarımız, ailemizin bize kattıkları, aileden aldığımız ilk eğitim, kavramları öğrendiğimiz yer, yapma, etme, dur, sus, uzaklaş, git-gel, öcü, cıss, doğru-yanlış, ayıp-günah-yasak-haram-helal, emniyet, korunmak, güvenmek, hayata hazırlanmak. Ama hangi hayata hangi şartlarda, çocukları nasıl hazırlamak o hayata, korkutarak mı? Utandırarak mı? Yasaklayarak mı? Başlarında her an ceza kesmek için fırsat kollayan bir trafik memuru, bir zabıta gibi mi? O hayata o çocukları nasıl hazırlamak?

Evet, onlarda ebeveynlerde çocuktu bir zamanlar, onları gördüler ve 4.evde aktarma evi, kök evi, genetik evi, nesil evi, gelenek evi, her ebeveyn olmasa da çoğunlukla toplumda ailelerin kültürel-dini,  nice şey var. Kimi olgunluk, şükr ki dediğimiz nice şey, kimi ise yük, kimi ise zorunluluk, kimi ise DUVARLAR.

Ve Oğlak 10.ev Zuhal sahnesi,4.evde bilinçaltına gömülmüş, atılmış aileden o hayatı ilk öğrendiğimiz sahne ve figürlerden ne almışsak sunulduğu, sahneye çıktığı, toplumda, sosyal ve özel yaşamımızda ve hatta profesyonel yaşam dediğimiz iş alanımızda açığa çıkan. Tanıdığım çocuklar, yetişkin şimdi, dünya sahnesindeler 10.evdeler ve Duvarlarını biliyorlar, gördüler artık ve şimdi YIKIM ZAMANI… Aşma ZAMANI. (Satürn- inşaat, yıkım, yapım, engel, sınır, var ise bir sınır piştikten o çemberden geçtikten ve dersi aldıktan sonra aşmak)

Global anlamda ise; marka olmuş ürünler, holdingler, büyük kurumlar, hükümetler, devletlerin prestiji, devlet başkanları, skandallar, toplumsal gözden düşmeler ve yücelmeler, toplumda tanınan isimler, inşaat sektörü, yapılar, sanayileşmiş, endüstriyel işler ve patronlar, finans-ekonomi dünyası ve bu bağlamda kurulan topluluklar, birlikler, ünlüler dünyası, unvan, terfi vs. bu alanlarda 1 aylık gündeme hazır olmalıyız sanırım. İşini düzgün yapan için, işi ne olursa olsun, hakkını veren için, işini aşkla yapıp, getirisine götürüsüne, karşılığında alacağına takılmayan aşkıyla çalışan, üreten için, dürüst ve ilkeliler için bir onurlandırma, şayet Satürn bu, iş her ne ise 10.eve gelmek adına statü, unvan, güç elde etmek adına hile, hurdaya bulaşanlar için ise zor günler olabilir. Ünlü hepimizin bildiği markalar, dünya çapında bilinen tanınan marka ve isimlerle ilgili, artı/eksi gündemler diyelim geçelim. 19 Aralık - 20 Ocak 2015 arası istatistikçiler görev başına: )

Bireysel olarak yukarıda başta yazdıklarımıza ilaveten özetçe; Duvarlarımızla yüzleşiyoruz yine, bu ay fazları yüzleşmek değil midir? Hangi alanın hükmünde ise bu burçlarla süslenmiş Hakkın görevlileri olan bu melekler, melekeler, kendilerine düşence işte emirleri indiriyorlar bizlere, yeryüzüne. Oğlak-Satürn(Zuhal) Yeni Ayı her türden oluşturduğumuz yapılar, yapılanmalar, gruplar, nafakamızı temin ettiğimiz işimiz, aşımız, kendimize kurduğumuz ailemiz, yuvamız, aile yaşamımız, evlatlarımız, anne/babalarımız, su yüzüne çıkmış olan korkularımız, toplumsal baskılarımız, “el bana ne der” lerimiz, neyi neden yaptığımızı, neyden neden korktuğumuz, kendimize neler için sınır koyduğumuz, sınırlarımızın hayatımıza nasıl yansıdığı, tezahürlerini anlayacağımız bir Yeni ay OLACAKTIR, SANIRIM. (Ben bilmem Rabbim bilir)

Velhâsılı kelâm; işte geldik hem bir dünya yılının sonuna hem de safer ayının sonuna, şükr kazasız belasız, kalbi taşlaştırmadan, öfkelere yenik düşmeden, bol bol Allah’ım susuyorsam senin rızan içindir diye diye, yapmıyorsam- yapıyorsam senin rızan içindir diye diye evet geliverdik işte bir yılın sonuna. Kalbimizi taşlaştırmayalım, bu yeni dünya yılı miladı oluversin öyle ya her şey matematik esasıyla bu dünyada, nefes dahi sayısınca, Anne/Baba olduğunuzda çocuklarınızın başında onlara ceza kesmeye memur olan, onlara güzellikler değil sürekli kötülükler aşılayan,  onlara somurtan, onların çocuk kalbine ağır yükler olan, onların bağırlarını taşlaştıran bireyler olmayalım.

Zor değil, yeniden başlamak, hani derim ya hep, eline al aynayı, puhh de bak aynaya bir buğu oluşuyor ise hala buradasın geç kalmış değilsin, çocuklar yarının büyükleri, bizler, bizden öncekiler şuanda şu sistemde var olanlar üzerinde artılar kadar çok fazla eksi, çok fazla duvarlarla tanışarak büyüdük ve şimdi bu haldeyiz, çocuklar yarış atı değil, statü, kariyer şu bu evet amaç değil ama güzel işler için araç, neye niçin araç olduğunu anlatarak yetiştirelim onları, herkes yüksek inşaat mühendisi, yüksek mimar olacak değil ya, onlar da gereklidir ama kalp mimarı, gönüllerin imaretçisi, inşaatçısı olmanın yollarını, halimizle yaşamımızla örnek olarak onlara yetiştirelim, sonra hepsini de olurlar, o içlerindeki aşkla, o içlerindeki düzenle nizamla hepsini de olurlar, dünyanın tüm unvanları, kariyerleri, o makamları onların ayağının tozu olur : )

Bir yere bir konuma gelmişsek, o koltukların o ünvanların o gücün kölesi olmayalım, biz insanız ve  en büyük paye kimliğimizde İnsan yazılmasıdır, bunu atlamayalım, o sonradan kimliğe eklenenler çıkınca, sonlanınca, ortada bir şey kalmıyorsa, duvarlarla örülü kuru-soğuk yalnızlığımızla başbaşa kalmayalım. Önce kimliğimizde İnsan yazısını koruyalım.  Bazı şeyler, değerler, prosedürlerin de önündedir, atlamayalım. Astığım astık, kestiğim kestik, ham ahlat gibi boğazlarda durmayalım. Gücümüzün sarhoşluğuyla, kalplere hançer, düşüncelere nefret  olmayalım. Geldiğimiz konuma kendi becerilerimiz şuyumuz buyumuzla gelmeyiz, bizi getiren vardır oraya onlar bahanedir, getiren indirir de, altınızda çalışanlara, başlarında ilahları gibi değil, otorite diye başlarında Tanrı gibi değil, bir aile çatısı altında bir ekip içinde, bir saatin işlemesi için her bir parçası gerekli olan gözüyle bakalım. Otorite korkutarak değil, sevdirerek kazanılır, seven saygı gösterir, korkudan değil, sevdiğini kaybetmek istemediğinden. Bunu iyi anlayalım.  EL BAKİ HÜVEL BAKİ.

Ve ben çok ama çok şanslı bir kulum, bunu yazmazsam çok ayıp ederim, hayatımda dünyevi bir makama, ünvana, statüye, kendince helal bir mali gelire sahip olan, fakat önceliği bu olmayan, kimliklerine bunları eklettirmeyen, kimlikleri bunlardan ibaret olmayan, hem dünyevi mimar hem de kalplerin mimarı olan öyle çok güzel insan var ki, ÞÜKRETTİM ve varlıkları adına Müteşekkirim.

Bir dua ile yıllardır koruyucum olmuş, kalkanım olmuş bir dua ile huzurlarınızdan başka bir huzura ayrılırken, yeni dünya yılı Kalbime ekli olanlara, bu yolda yürüyenlere, yolun yolcusu olanlara, yoldakiyle işimiz, zaten o yoldadır karşılaşmışızdır, hepsine saadet, bereket, sıhhat ve afiyet getirsin. Öpüyorum ruhunuzdan.

Ve “Allah iyilerle karşılaştırsın, adını sadıklarının yanına yazsın, yolun yokuşa uğramasın, ayağına taş değmesin, umduklarına nail, korkularından emin olasın, çınar ağacı gibi, köklü uzun ömürlü ve insanlara gölgelik serinlik olasın”

 (Bir kalbimiz olduğunu bana ve kalbime ekli olanlara hiç ama hiç unutturma Allah’ım. O kalbin buralarda biçilmiş fiyatı yok!)


Sevgimle Kalın emi

Elif Hece Öztürk

19 Aralık 2014- Spartalucia Atölyesi

astrolojistik@gmail.com


Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca yalnızca duygularıyla soydu

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Þimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün... Sezen Aksu


(10) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Elif Hece
Teşekkürler - Selam, zamanından bir parça ayırıp, buradaki satırlara , sadırdan mısralar ekleyen her birinize teşekkür ederim. Bazılarınızla yeni, bazılarınızla uzun yıllardır beraber yolculuk ediyoruz ve bazılarınızla sadece buradan sesleniyoruz birbirimize, herhangi bir iletişim bağımız olmadan sadece buradaki yorumlardan tanışıyoruz. Her birinize teşekkür ederim, yalnız olmadığımızı orada, burada , şurada benzerlerimiz olduğunu bilmenin huzurunu duyumsuyoruz.
yeni bir dünya yılına giriyoruz, zaman kavramı işte bizlere göre şu her şeyin an'da olup bittiği alemde. 2015 yılı aynı yolda birlikte yürüdüğümüz yolcu olan bizler için hayırlardan hayrlar getirsin. daha yumuşak, daha sağlıklı, Yaradanımızla yakınlığımızın her an farkında daha kalbi uyanık bir sene olsun emi.

Ve sevgili Özlem, bu makale yazılırken, ilhan irem'in iki duvar arasında adlı eserini epey dinlemiştim:) duvarlar eskidi, sıvaları dökülüyor, yeniden sıva yapmak yerine yıkıyoruz o duvarları, güneş görsün artık o eski rutubetli odamız. bak kalbimiz rutubetten romatizma oldu, "kapılmalı, unutmalı, gitmeli", o rutubetli odalardan o sağır ve dilsiz duvarlardan o içimize içimize öğünen şartlandırılmış yapıları yıkıyoruz şimdi. öperim ruhundan.

Uzan şöyle sevgilim bulut çimenlerine
Masmavi bir uyku insin gözlerine
İlahiler duyacaksın düşlerinde
Uyan ! Uyan !
İlahiler duyacaksın düşlerinde
Üzerinde bulutlardan bir gelinlik
Adını haykıracağım bir tepede...
25 Aralık 2014, Perşembe, 15:46



Gönderen: özlem
Duvarın çatlağından sızan : - Ben pek anlamam da analizimde gençlik yılların satürnün etkisinde geçmiş dediğinden çağrışımla o yıllarda en çok İlhan irem dinlerdim. Herkesi satürn sıkmış, uranüs şaşırtmış vs.. derken her duvarın arkasından sesler gelmiş bu da benden olsun hepimize.. http://www.youtube.com/watch?v=HcbHHQ8c4pk
25 Aralık 2014, Perşembe, 13:22



Gönderen: hatice
Amin - Amin. icimi isittin. Allah'ta seninkini sicak tutsun.
23 Aralık 2014, Salı, 19:04



Gönderen: Nes
Londrada guclenen cocuk - Bir cocuk tanimistim anne babasi onu yuk gibi goren. Saturn ve pluto ile guclendi. Kocaman kadin oldu bu cocuk. Halen anne babasi maddi guc ile korkutuyor onu yuk goruyor. Ama artik kendi yagiyla kavruluyor bu buyumus cocuk. Elindekilerle yasiyor ve ailesinin tum imkanlarina ragmen Allahin hosnutlugunu kazanabilmek icin yolundan vazgecmeden devam ediyor tek basina. Bu yaziyi okuyunca o gurbet ellerde guclenen kadinin icindeki kucuk kiz cok agladi cok. Operim ruhundan.
22 Aralık 2014, Pazartesi, 03:48



Gönderen: Özlem Kýlýç
Merhaba - Bir çocuk tanımıştım, anlattıklarının hepsini yaşamış,büyümüş (Mars koç) ve üstünden koca bir satürn geçmiş. Þimdi sayende satürne el sallamayı öğrenmiş.Gülmeyi öğrenmiş.(O çocuğun duvarında gülmek ayıptı.) Sonsuz teşekkürler.............. Rabbim sana hayal bile edemediğin güzellikler yaşatsın.... Sadece yeni yılda değil ömür boyu.... SENİ SEVİYORUM. Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım. Ö.A.
21 Aralık 2014, Pazar, 07:08



Gönderen: Ýlirya Seven
Balıklar! - Balıklarda ağlar ve ıslatır denizleri...
20 Aralık 2014, Cumartesi, 02:41



Gönderen: Ýlirya Seven
YILLARRR... - Bir yıl daha geçti yine sensiz:)aminn kalbine ekli olduğum( inş) seviyorum seni:)DUVARLAR...DUVARLARI EN İYİ DUVARLARA TOSLAYANLAR ANLAR:)BİRDE SIRTINI DUVARLARA YASLAYANLAR...Sen güzel bir kelebeksin kalbime konan:))
20 Aralık 2014, Cumartesi, 01:13



Gönderen: aynþinkaf
kalbimizin mimarı - çocuk, çocuk sen nasıl bir çocuksun çocuk. kalbimizin mimarı oldun sen çocuk. zeynep ablan dağıldı, öldü öldü bitti şuracıkta, kızlarımı aldım yanıma beraber okuduk. hem öldürdün haşa, hem de kalplerimizi dirilttin çocuk.bizde seni öperiz o ince, hassas ruhundan. duana binlerce amin.
19 Aralık 2014, Cuma, 23:45



Gönderen: Ahiretliðin
Yeniay - Ah elifim güzel elifim benim,nasıl hissettin gene duvarlar arasında kaldığımı,asc Aslanın ben haklıyım gururu egosu asabiyeti kapılar ardı da kaldım, amannn Allahım beterinden sakınsın ne bileyim ben bu dünyayı anlayamadım :( kurban olurum sana... Her kelimenin alt hissiyatı alındı anlaşıldı...seni sevmeyen ölsün:))
Ne güzel temennilerde bulunmuşsun kıyamam ben sana herşeyin en güzeli senin olsun sağlıkla bakan derin gözlerin hep gülsün...sevgilerimle....
***lütfen doğum haritası programı koyarmısın sayfamıza :)
19 Aralık 2014, Cuma, 22:48



Gönderen: sevil
çocukluğum - Merhaba Elif Hanım, yazınızla çocukluğuma geri döndüm, bugün hala kendini koruyan duvarlarıma tosladım. Yıkmak, aşmak zamanı diyorsanız, öyledir, öyle olmasını ümit ediyorum. Yeni yıl size ve kalbinize ekli olan bizlere, sağlık, huzur ve mutluluk getirsin e mi:)
19 Aralık 2014, Cuma, 21:44