13 Haziran 2014 Yay Dolunay Etkileri; Sil Baþtan
  


13 Haziran 2014 Yay Dolunay Etkileri; Sil Baştan


Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın…

Erdem Bayazıt (1971)

13 Haziran 2014 Tarihinde, TSİ. 07.11’ de ikizler/Yay aksında, Yay Burcunun 22°06’ 3.ev ve 9.ev konularının hâkim olduğu hakikatin peşinde, gerçeklerin gün yüzüne çıkacağı, emek verilenlerin karşılığının görüleceği güçlü bir Dolunay cereyan edecektir.

Dolunay fazında, Ay’ın bulunduğu burç, o burcun niteliği ve tabiat unsuru üzerinden yeryüzüne iner iş-oluş- düşünce ve emirler, Yay burcu biz insanlar âleminin dokuzuncu yaşam sahnesini kapsar, nedir şu dokuzuncu yaşam sahnemiz, hani hepimize düşen on iki dilimli pastadan oluşan şu pay bir bakalım.

Dokuzuncu Ev, üçüncü evin karşısındadır, üçüncü evde ham olan, dokuzuncu evde pişmiştir, olduğu olacağı ne varsa payına düşen, eğitim-öğrenim-maneviyat-felsefesi- bilgisi-görgüsü-ahlakı-erdemleri dokuzuncu evde tamam olur, bir bakıma yaşam sahnemizin bu noktası, olgunluğumuza tekabül eder. İçinde konaklayan gezegen var ise, kişinin +/- olgunluğunda kâmil insan olma yolunda bir çeşit ön karnesinin ipuçlarını da taşır. Dokuzuncu eve doğru yol alırken, tabakadan tabakaya binen insan, sırasıyla dört, beş, altı, yedi ve sekizinci yaşam sahnelerinden geçer, her sahnede dünya ve öteler görüşünü ilgilendirecek olaylar yaşar, tecrübe kazanır, bir bilgi sahibi olur. Dokuzuncu ev tüm bunların havuzudur.  Bu evin üzerindeki vekil yönetici Müşteri yani Jüpiter gezegenidir (yavaş yavaş lügatimden gezegen ve yıldızların Latin isimlerini kaldıracağım bilginize emi, alıştırma yapıyorum).Müşteri yıldızı (gezegen tabii ki ama ben yıldız olarak bahsedeceğim bunlardan bu da bilginize),  insana ve doğaya nasibince inen, rızıktan, idrakten, geniş görmekten, bilgi sahibi olmaktan, dünya hayatına adapte olan maneviyattan, moralden, iyimserlikten ve lütuflardan sorumludur (lütuf = şans).Yay ateş unsurundandır, ateş unsuru, girişken, dinamik, harekete geçiren, yeni başlangıçlara her zaman hazır olan, sezgileri bir kıvılcım gibi aniden çakan bir unsurdur,  Ateş unsuru yüksek olan insanlar etrafına, yaşamın canlılığını getirirler, yıkılmak, ölmek, bitmek lügatlerinde yoktur haliyle, her zaman yeni bir başlangıç yapma kuvvesine haizdirler. Öfkeleri yakıcı olsa da, gönül yapmayı bilirler, ne kadar dalsalar da umutsuzluğun girdabına, kendi labirentlerini en iyi onlar bildiklerinden, her vakit güneşe doğru uzanan yolu bulur ve aydınlığa çıkarlar.

İş bu nedenle, Ateş unsurlarından olan Koç ve Yay’da gerçekleşen Ay Fazları, ne kadar gerilimli bir işaret taşısa da, iyimserlik, yeni bir başlangıç ve içinde binbir renkte açmış umutlar taşır. Bir Ateş mensubu olan Aslan’da böyledir lakin Aslan’da gerçekleşen ay fazları sabit işaret unsuru ve Arş’ın dört kapısından biri olduğu için dramatik halleri çoğalttığından, umutlar kaotik bir yapıya dönüşür, sabit yapıyı kırmak zordur, çözüm önerilerini reddeden bir tabiat öne çıkar, biraz zorlar, bu nedenle şimdilik ocak dışıdır.

Kâinatın varlığıyla takdir ipi bir düğümlenmiş şu yıldızlı gökyüzü tarlasından yeryüzüne tohumlar inerken, Ay ve Güneş insan ve doğa yaşamında bu denli önemli bir faktör iken,  Yay konağından o burçlarla süslü gökyüzünden bakalım neler iner şu yeryüzüne…

Zorluk ve kolaylık içiçe bir yaşamın içindeyiz, topu topu öteler zamanıyla bir vakit aralığını bile bulmayan insan ömrü, şu rüyada kâh kâbus kâh güzel düşler içinde düşe kalka yürüyoruz. Her zorluğun içinde bir kolaylık önümüze kadar geliyor, bazen bu kolaylığı kabule egolarımız engel oluyor, bazen de o kolaylığı dahi çiğ yanlarımızla öyle zora koşuyor, kendimizi ne çok yıpratıyoruz. Basit ve sade bir yaşam, ölçüsünde insanı yormayan bir yaşam, ama işte insanız hırslar galebe geliyor, şaşasına ermek için, o güzel gönlümüze nice buğz oluyoruz farkına varmadan, ne çok yoruluyoruz.

Olana şükrden uzak, olmayana isyan kıyılarında şu dar-ı dünyada, bir kalın tabaka darlıkta kendimiz ilave ediyoruz. Yay ise yöneticisi Müşteri’den dolayı, geniş bir işarettir, gönül genişlemesi denilen, gönle inen sekine denilen kavramlar Yay’da vücut bulur. Bu dolunay etkisi, şu dönemler gönlüne tıpa tıkamamışlar adına serin serin kendilerini ferahlatacak nice muştuyu barındırıyor içinde. 

Yeni, taptaze hayatı kolaylaştıracak, gönlümüzü teskin edecek, nefsimizi ehîleştirecek  vesileleri barındırıyor içinde. Herşey zamanında işte bu da zamanı, ya şimdi ya çok bekleyeceksin ya da hiç görmeden geçip gideceksin. Bu ilimde hatırlatmak için yok mu? Nakıs yönlerimizi törpülemek, kör gözlerimizi açmak, tedbire tedbir, güzel olana sarılmak, hayırlı olana yönelmek için yok mu?

Utarit Retro dönemine denk gelen bu yenilikçi, zafere odaklı, iyimser Yay dolunayında, bitişlerin içinde olan başlangıçlara adım atmada biraz zorlanabiliriz. Amma insan aklı muazzam bir muhakeme ve öngörü gücüne sahiptir, akıl insana verilen en büyük kolaylıktır. Tecrübeler, evvelki yaşanmışlıkların bellekteki yerleri,  bir işin başından sonunun belli olmasına yardımcıdır elbet, şimdi tecrübelerimizi gözden geçirme zamanıdır. Yay bilge işaretidir biliyorsunuz, Müşteri bilgedir, bilge olmak tecrübeyi gerektirir, şimdi yepyeni başlangıçları göreceğimiz bir büyüteç var elimizde,  kırıkları, acıları bunların denenmiş bilgilerini bir yere tecrübe diye kaldıralım, o büyüteci önümüzdeki işlere, elimizden gelenlere tutalım, büzüşüp kalmak yerine yerimizde hadi şimdi aklımızla, bilgeliğimizle, kendimize insan olarak güvenimizle atağa geçelim. Tam zamanıdır. Yay gerilsin, ok yerine gelsin ve hedef tahtasını vuralım. Artık hayatlarımızdaki başlangıç gerektiren konular her ne ise, kiminin madde boyutundadır kiminin mana boyutunda, bismillah de YA HAKK de (burası birşeye gönderme hoşuma gitmişti ne yalan deyim) at okunu hedefine.

Gökyüzünde kendi burcunda, Boğa’da  seyreden Zühre ile Akrep Burcunda artık misafirliği sonlara doğru gelen Zuhal yıldızı arasında bir karşıtlık bir muhalefet var. Karşıtlık zor enerjiler taşır, amma bak püf noktasına, Zühre hoppa bir tabiattır, Zuhal ise ağır kâmildir, hoppa yanlarımız hepimizin var elbet, hoşumuza gider bazen hoppalık, sonra acı acı öderiz bedellerini onu da yaşamamız lazımdır ya, neyse Zuhal yıldızı kader ve zamanı, felek çemberini sembolize eder, boğa ve akrep, sahip olduklarımızı, bunlardan kaynaklı krizleri, çürükleri, yeniden bir taze tohumla sil baştan başlamanın enerjilerini taşır. Bak şuracıktaki inceliğe ki, hayret ki ne hayret! Bu ikisinin arasındaki zıtlaşmanın mesajı; şuandaki mevcut durumun için başkasını suçluyordun, kader diyordun, ben ne yapayım diyordun ya hani, bak zamanında bunları bunları imtihan gailesiyle yaşadın, hani derim ya hep, çok açsın, bayılacak durumdasın, önüne hırsızlığı haramı kapsayan gasplık bir şey geliyor gelen sınav, almak ve almamak işte senin tercihin ya hani, alsan açlığın geçecek ama vicdan tutuklanacak, kalp lekelenecek, göze bir perde daha inecek, almasan açlıktan öleceksin, ölüm ise işte ne vakit olacağı asıl olan kader, onu almasan biraz yürüsen bir yerde nasibinde olan helale erişeceksin, açlıktan onu almadığın için ölsen dahi, asıl yaşama başladığında ilahi adalet tecellisi ile o sınavın takdirini, teşekkür belgesine karşılık gelen mükâfatına ereceksin ki sonsuz olan yaşam içinde. Bir anlık zevkler için sonsuz olan yaşamı yakmaya değer mi?

Bu açı kalıbı yine, memnuniyetsizlik, tatmin olmayan duyguları da artırır, Akrep ve Zuhal yıldızı, kabz eden, memnuniyetsizliği artıran, sıkıntılı durumlarla kişiyi eğiten bir okul içindeki öğretmendir. İkili ilişkiler, iş çalışma hayatımız, sahiplendiğimiz değerlerimiz için endişeyi artırır bu etki. Elimizdekilerle yetinmek güçleşebilir, kanaat duygumuz zaman zaman bizi sıfırlayabilir, kanaatsizliğimiz artabilir! Çok değil 1 hafta sonra normale döneriz, malzemem bu kumaş bu kadar, benden ancak ya bir gömlek ya bir pantolon çıkar diyeceğizdir, ha memnuniyetsizlik izleri hala yokluyor ise, elimizdeki malzemelerden şimdi farkına varamadığımız etki geçince görmeye başlayacağımız,  malzeme aynı ama pekâlâ farklı tasarımlar da yapabilirim diyeceğizdir : ) yani şu 1 haftalık sürede bir an gelen bu etkiyle aman aman ha, kendimize eziyet etmeyelim yanlış işlere meyletmeyelim, şükrümüzü koruyalım, etki geçince,  evdeki bulgurdan köfte de olur, pilav da yapılır ve hatta kısır bile: ) bilmem anlatabiliyor muyum?

 

İşte Zühre ve Zühal’in bu durumu, Boğa dünya, Akrep öteler ve bu köprüde, çoğumuz için hoppa olan, bir zamanlar yaptığımız günümüzde ceremesini çektiğimiz aşırılık ve uygunsuz olan davranışlarımızın getirilerini kendimizin oluşturduğunu anlayıp kabullenip, arınacağımız, çürüğü atacağımız, taze tohumlara duracağımız bir zaman olacaktır. Hadi nasiplenelim, sil baştan başlayalım, şu nakıs, şu hoppa, kendimize eziyetten başka işe yaramayan hallerle vedalaşalım. Yay Burcunun bilge ve hakikate erdiren nasiplerine açalım göğsümüzü.

Ve 14 Haziranda, Oğlak Plüton ve Merih Terazi arasında keskinleşecek bir zorlayan kare etki olacak, 2014 senesi yedinci ev ve onuncu ev alanıyla çokça bireysel gündem oluşturdu,  evlilik, ortak yaşam, paylaşım, toplumdaki yerimiz, prestijimiz, skandallar, gözden düşmeler, göze gelmeler, gizli saklı örtülü ne varsa ifşa olmalar, sıkıntılı gergin zamanlar. Bu alanlarla evveli olan, huzursuz bir iş ortaklığı, evliliği olanlar, yine yaptığı iş alanıyla toplumda tanınan, kendine mesleği ile ilgili bir unvan edinenler adına gergin bir yıl oldu ve hala devam etmekte, bu gergin açı patlayıcı bir etki taşıyor, etekteki taşların dökülmesi anlamına geliyor. Kimlere isabet eylemişse, kimlerin evveli var ise bu zamanlara getirdiği Allah yardımcıları olsun yine de. İlahi adalet denilen bir durum var burada, zeytinyağı gibi bu defa suyun üzerine çıkmak fayda etmeyecektir, insana yakışan kusurlarını kabul etmek, hatayı anlamak daha asilce daha erdemli bir davranış olsa gerek. Haklı olan ise kabadayılığa varmadan zira Merih/Pluto halk dilimizde anlatayım ne vakit zıtlaşsa, kötü açı yapsa, kabadayılık, vurma kırma oldukça artar, mağduru iseniz bu sahnelerin, kendinizden emin, pes etmeyeceğinizi gösteren bedensel dil ve gayet stratejik bir şekilde ahınıza neden olan sizi mağdur edenlere karşı sakince savaşın. 14 Haziran sonrası olan etki, agresif tutumları artırabilir yeryüzünde, ama burada agresif taraflar haklı olan mağdur olanlar olacaktır. Merih Terazi adalet istiyor artık!

 

 

Sözün Özeti:  Yay Dolunayı gerginlikleri çoğaltsa da, bu dolunayın fıtratındandır : ) genel intibada, iyimser, neşeli, pozitif, eğlenceli, yeni başlangıçlar için adım atmaya hevesli, cesur bir dolunay etkisine girmiş bulunmaktayız. Bunlar hep bahanesi, elbette yazdıklarım laf ola beri gele asla ve asla değil, bahaneleri kâh  eğlenceli kâh dramatik bir dil ile aktardım, bahaneleri işlemek bizim tercihimiz, ben yazdım, koydum, bakarsın bi dışına bir de o iç âlemine, bu Elif delisi böyle demişti, bir yoklayayım kendimi dersin, varsa açık, varsa yara alırsın eline, bahaneleri işlersin güzelleşirsin. O kadar. Yoksa bir yara, yoksa bir açık, sana isabet eylememiştir, güzel olan bahanelerden alırsın işine yarayanı geçersin harekete, pişman olmazsın : )

 

Sevgimle Kalın emi

Elif Hece Öztürk

11 Haziran 2014- Spartalucia – Hüzün kovan mh. (düş sokağı sakinleri)


astrolojistik@gmail.com


Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Erdem Bayazıt- Bulmak (1971)




(5) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Ýlirya Seven
İyiki varsın:)) - İyi ki varsın:)iyiki seni tanıdım iyiki:))Elif'çem öpüyorum ruhundan çok zor günler geçiriyorum,olsun... görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler:))
27 Mayıs 2015, Çarşamba, 11:22



Gönderen: nevin yýldýrým
Gerçekle yüzleşme zamanı - Elifim tespitlerin hepsini o kadar güzel sıralamışsınki....yaşıyoruz yine acı gerçekleri ama acıtmıyor gitmek yollara düşmek iki ruhlu soytarı insanlarla olmaktan iyidir..kral yada kraliçe olalım kendi hayatımızda..çürük görünen ne varsa aklayalım rabbim yenilikleri getirecek hemde güzel lutuflarıyla sen doğru isen
3 Temmuz 2014, Perşembe, 20:52



Gönderen: ayþe
dolunay beraati - Rahman ve Rahim Rabbimiz, hepsini olduğu gibi bu dolunayı ve bu yıl ki Beraat gecemizi hayırlara vesile eylesin! Beraat edenlerden olalım inş.
12 Haziran 2014, Perşembe, 22:08



Gönderen: ayfer abla
Eksik olma.. - Allah seni başımızdan, yanımızdan eksik etmesin..Merhem sürdü satırların..Allah razı olsun.
Ve..

Akrep yükselen Yay'ım ve "Medet ya Hakk" diyorum:)
12 Haziran 2014, Perşembe, 00:06



Gönderen: özlem kýlýç
Merhaba - Herşey zamanında. Vakit bu vakit. Yüce Allah'ım görerek geçip gidenlerden eylesin. Elinize ve yüreğinize sağlık.Allah sizden razı olsun.İyi ki varsınız. Sizi tüm kalbimle seviyorum........

11 Haziran 2014, Çarşamba, 23:17