14 Mayýs Akrep Burcunda Dolunay Etkileri; Yer Demir Gök Bakýr 1.Bölüm
  


14 Mayıs Akrep Burcunda Dolunay Etkileri; Yer Demir Gök Bakır 1.Bölüm

14 Mayıs 2014 Tarihinde, TSİ 22:15’ de Boğa/Akrep aksında, Akrep Burcunun 23 ° de bir DOLUNAY gerçekleşecektir. Ay ve Güneş’in karşı karşıya geldiği, zıtlıkların çarpıştığı, hayvansal güdülerimizin ön plana çıktığı (nefs+beşer), huzursuzluk, dalgınlık, çatışma, öfke, hırs, geçmişe dönme, sorgulama, fiziksel hastalıkların arttığı, büyümede durgunluğun başladığı, aklın bir süreliğine başı terk ettiği, sağlıklı düşünme kapısının kapandığı,  Güneş ve Ay’ın bir hizalanma(yeniay) ve karşıtlığında oluşan (dolunay)  güçlü med/cezir hali ile bir bahaneler bütününe daha selam diyeceğiz.

Dünyanın uydusu Ay’ın hareketleriyle, dünyada oluşan işlerden payımıza düşeni kimimiz anlayacak kimimiz es geçecek, kimimiz sakin geçirecek, kimimiz harala gürele durup dinlenmeden, taptığı oyuncakları adına savaşmaya devam edecek.Kimi birinin imtihan kapısı olacak, kimi birinin kurtuluşuna vesile…

Yıldız ilmi, yıldızlardan haber almaktan, yıldızlardan ahkâm kesmekten ziyade, daha çok Hakkın emrine boyun eğen bu ruhani varlıkların bizlerin üzerindeki etkisini okuyup, kendimizi düzeltmek adına bir vesile bilip, şaşırdığımızda yolumuzu düzeltmek için var değil mi?

"Bir de Allah bir kısım alametler yarattı. Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar." (Nahl/16)

“O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Þüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.” (Nahl/12)

Yolu bulmak, doğrultmak bildiğimiz yön (kuzey-güney-doğu-batı) kavramından daha fazlası olmalı değil mi?  

İç dünyamız darmadağın ise dış dünyamıza ister istemez yansıyor, içimizde talip olduklarımız, dışımızda uğraştıklarımız oluyor, içimizde kurduklarımız, düşüncelerimiz, dışımızda eylemlerimiz oluyor. İçimizde ne varsa dışımıza da o yansıyor bir şekilde. İç dünyasının efendisi olamayan dış dünyasında kendini oyuncak ediyor, rezil-rüsva ediyor, iç dünyasını iyi döşeyemeyen, kendinin ne olduğunu görmeyen, göremeyen, dalkavuk aynaların sözlerine kapılıp giden, dış dünyadan nasıl bir saltanat, nasıl bir şahsiyet, şeref bekler ki…

Hepimizin kendimize söz geçiremediğimiz, içimiz yana yana düştüğümüz pek çok hata ile su ve topraktan mamul olan yapımıza ateş eklediğimiz öyle çok defomuz var ki, bir çemberin içinde, dönen herşey gibi, an gelip, gün gelip bir ufak kıvılcımla yüzleştiğimiz… Her kriz insana verilen bir lütuf, her sıkıntı bir doğumun habercisi, her yanlışımız ve yanlış olduğunu kabul ettiğimiz her hatamız, her yanılışımız, kazanca dönüşmeyi bekleyen bir hediye. Ne idi “Aklımda ”dersimi aldım ezberimde!

“Bir daha o yolları aynı hevesle yürür müyüm? “

Adlarına, konaklarına, yerlerine ve yörüngelerine kasem (yemin) edilen, Hak olan o kaçınılmaz olan vaadin (kıyamet-ahiret hayatı) başlatıcıları, ölüler dünyasının dirilişiyle, kader ipi bir bağlanmış yıldızlar âlemine,  bu 1.Bölümde kısmen, şöyle bir bakalım şimdi, dünya hayatının ölüleri üzerinde nasıl dirilişlere, ne gibi halden hale geçişlere vesile olacak, idrakimizce anlamaya çalışalım.

 

Ay Akrep Burcunda düşük değerdedir, Ay’a haiz pozitif özellikleri, e biraz da abartıya kaçarak sergileyen, Akrep’in karşıtı olan dünyevi Boğa Burcunda güçlü konumda olan Ay,  Akrep burcunda zarara çalışır, Ay, insandan ayrı olmayan, insanın beşeriyet halinin ürettiği, coşturduğu, küstürdüğü, zor olsa da imkansız olmayan, yaratılışın da gereği olan, ehilleştirdiği, eğittiği,  kölesi değil efendisi olmayı başarabildiği nefsimizin işaretleriyle doludur. Akrep nefs makamlarının en altındaki geçilmesi aşılması zor, mükâfatı bi o oranda büyük olan nefs-i emmarenin meskenidir.

Beslenmemiz, büyümemiz, duygusal kararlarımız, sahiplenme ve aidiyet duygularımız, koruma ve korunma yollarımız, güvenliğimiz, korkularımız, sırlarımız, aile/yuvamız, doğurganlık ve neslimiz, geçmişimiz atalarımız, köklerimiz, bilinçaltında henüz yüzleşmediğimiz bizde vücut bulmuş daha nice duygularımız üzerinde etkin olan Ay, Akrep burcunda, hazcılığı işkenceye dönüşen, sevgisi öldürmeye, nefes aldırmamaya dönüşen, korkuları paranoyaya dönüşen, yüzleşmeleri inkâra dönüşen, beslenmesi dramatik ve kaos ortamlarından olan, doğurduğunu reddeden, annelik duygusundan kaçan, aile kavramının içinde pek çok krizle büyüyen gelişen, güvensizlik, yetersizlik, çeşitli komplekslerle kendine ve sevdiklerine zarar veren farkında olmayan, güç, liderlik, bir çeşit unvan takıntısı içinde, acziyeti, kulluğu tanımayan, reddetmeye yönelik bir iç âlem içinde bireyi dönüştürür de dönüştürür. İnsanız biz bu haller hepimizde mevcut lakin Ay Akrep membaıdır bu hallerin, Ay Akrep dışında diğer ay burçlarının nefs halleri ayrı ayrıdır en çetini olan, Ay Akrepten kısa bir kesit idi.

"Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefs, var gücüyle kötülüğü emreder. Rabbimin rahmet ettiği müstesna.  Muhakkak ki Rabbim Ðafûr'dur, Rahıym'dir. " Yusuf/53

Bu haller dişi ve erkekte ayrı ayrı tezahür eder, bu hallerin kimi, çemberin içinde dönüp dururken insan, aynı noktalara her geldiğinde geçtiği imtihanlarca, bu imtihanlardan öğrendikleriyle, acısıyla, kaybıyla, adına deneyim ve tecrübe denilen hatırlayışla şer iken hayra dönüştürebilir. Nefs her insanda olan bir hayvandır, gözle göremeyiz, ama gözlere yaptığımız fiillerle görünür kılarız. Vurdum öldü, yaktım bitti, kırdım oldu, çaldım tamam vb. cümlelerle GÖRÜNÜR nokta olur. Ademiyet halinden uzaklaştıkça insan, beşeriyet halinin esiri oldukça nefs insanın iç dünyasında egemenliğini ilan eder. Artık yaptığı herşey gözüne hoş görünür, o hatasızdır, öyle olması gerekir, kaderdir, Hakk yazmıştır, Hakk dilemiştir onun öyle yapmasını gibi kendini manen de haklı çıkaracak argümanlara başvurur. Hızla esfele safiline doğru yol almaya başlar. İç âlem zenginleştikçe, iç âlem rahmetle yıkanmaya başladıkça, iç âlem, dışardan gelen imtihanlara gösterdiği sabır ve olgunlukla, iç âlem Hakka sığındıkça, onun zikrini kalbine yerleştirdikçe, kısaca tevbeye durdukça, tevbe ettikçe, ademiyetin iradesini kazandıkça, hızla düştüğü yerden yeniden yükselişe geçer, ruhuna verdiği eziyetler rahmete dönüşür, insan iç âleminde yaşadığı miraç ile her nefsin her katında bir tortudan da kurtulur, ölmeden ölmek deyimiyle, ölü olduğu bu âlemde, vedalaşarak ölülerle, dirilişini gerçekleştirir.

Bir örnek: yeni yaşanmıştır. Anneciğimin çok eski bir komşusu, 25 senedir görmediği bir komşusu, akrabalarımızdan bir hanımı yanına alarak anneme ziyarete gelmiş, niçin mi? Helallik istemeye, gönül almaya, bağışlanmaya. Annem gözyaşları içinde anlattı bunu, özele elbette girmeyeceğim, anneciğime komşuluğu esnasında eza ve cefa eden hanımcağız tam 25 sene sonra anneme geliyor özür diliyor, helal et hakkını, cahildim, toydum, şimdi olsa öyle yapmazdım çok ettim sana helal et hakkını diyor. Annem sarılmış ve ağlamışlar, bir tevbeyi, bir helalliği, rahmet gözyaşlarıyla yıkamışlar. İşte buradaki hanım dirilişe geçen hanımdı, 25-30 sene evvel yaşattırdıklarını o günkü iç âlemiyle normal görüyordu, sonrasını düşünemiyordu, ama yıllar içinde, iç âlem geliştikçe, ruha verilen eziyet arttıkça, kulun yoğurt gönlü ayran oldukça, o düştüğü yerden dirilişe geçiyor ve bir anda bir tevbe ile geçiyor. Bu dünyadayken hatamızı anlayıp, helallik istemek, özür dilemek diriliş değil de nedir, beşeriyetten, ademiyete geçiş değil de nedir? Dünyaya halife olarak gönderilmiş âdem; insanın en büyük şahsiyeti, onuru değil de nedir? Daha da taçlandırmak varken, durup şimdi bir hayatımıza bakalım, bunca çirkeflikler, bunca pislik işler, bunca haram, bunca acımasızlık, bunca kan, kin, sevgisizlik, bencillik, hatırsızlık, hayâsızlık, kibir, doyumsuzluk, şükürsüzlük, kıskançlık, cehalet Allah aşkına kendimize zulümden gayrı nedir? İnsan kılığındaki hayvanlar!

"Ey adam olmadıkları halde adama benzeyen yaratıklar” Hz.Ali (ra) Gazzâlî, Meâricü'1-Kuds, s. 21.

"Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret kıldık..”(Bakara, 2/65-66)

 

Her bir satır birbiriyle bağlantılıdır, bu oluşan köprünün sonu ise Akrep Dolunay Etkilerine bağlanır. Bu defa 2 bölüm olarak yayınlayacağım yazımızı,  Bu ilk Bölüm, yıllarca takip edenlere, kalbimizin eklendiklerine, muhatap alanlarıma ve muhatap aldıklarımadır. 2.bölüm ise genel olacaktır, yıldız bahanelerini anlatacağımdır, idrakimce, süze süze…

 

2.Bölümde Akrep Dolunay Etkilerinde genelin anlayacağı dilde buluşmak duasıyla…

Sevgimle kalın emi

Elif Hece Öztürk

13 Mayıs 2014 -  Isparta Cerrâhiyesi

  astrolojistik@gmail.com

 



(4) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: Y1DF034L
cIFjl3AxRbo4 - slm alyk m ben altın şehirden nurcan sizi diymleene 15 g n oldu başlayalı ok g zel dinimizi anlatıyorsunuz inşallah bu pragramlar sayesinde kalplere kararmış insanlarda rabbimin sayesin de imana gelirler.birazcıkta ilahile re ok yer verirseniz sevinirim allaha emanet olun
8 Temmuz 2014, Salı, 11:37



Gönderen: Elif Hece
Özlem K. için - Selam Özlem Hanım, yazılardan tanışıyoruz ki birbirimizle, aşina olmasak bu kadar siz hiç tanımadan kalbinize alabilir miydiniz ki beni:)insan vücudunda girilmesi en zor olan yer gönüldür hem öyle geniştir hem de öyle sıkı sıkı kapalı kapkalın duvarları vardır, e o gönül setlerini aşıp girmiş ve almışsak gönüllere tanışız zaten:) memnun oldum, yazılarımızla halleşmeye devam inş. öperim ruhunuzdan...
14 Mayıs 2014, Çarşamba, 12:22



Gönderen: özlem kýlýç
sizi özledik - sizin sayenizde yük.akrep ruhumla tanıştım. güvercin olarak uçmak istiyorum. sizinle tanışmaya talibim. sizden iki çift kelam bekliyorum.Allah sizden razı olsun.
13 Mayıs 2014, Salı, 21:03



Gönderen: özlem kýlýç
varlığınıza ve haberlerinize teşekkür - sizin sayenizde yük. akrep ruhumla tanıştım. güvercin olarak uçmak istiyorum. sizinle tanışmaya talibim. sizden iki çift kelam bekliyorum.
13 Mayıs 2014, Salı, 21:43