3 Kasým Akrep Güneþ Tutulmasý Etkileri:Gömdüm Hepsini Geliyorum!
  


3 Kasım Akrep Güneş Tutulması Etkileri:Gömdüm Hepsini Geliyorum!

 

“Gömdüm hepsini geliyorum

İnsan yaşıyorken özgürdür

Yaklaştım iyice geliyorum

Her insan biraz ölüdür

Biz de biraz ölüyüz

Ölüler ki bir gün gömülür

İçimizdeki ölüler

Dışımızdaki ölüler

İnsan yaşıyorken özgürdür. “

Ben yalnız ölülerimi gömdüm,  geliyorum…!”

Edip Cansever

 

3 Kasım 2013 tarihinde, TSİ.14.46’da Akrep burcunun 11 ° 16’da Güneş Ve Ay’ın kavuşumuyla bir Güneş Tutulması (Hibrid= melez-karışık- döl-  doğurgan) gerçekleşecektir. Güneş Tutulması güzergâhında, Kuzey Amerika’nın Doğusu, Avrupa, Orta Afrika ve Ortadoğu’yu içine alacaktır. Hibrit Tutulma nedir önce o konuda teknik bir bilgi verelim. Hibrit kelime anlamıyla karışık –melez demek, bu tutulma ender görülen tutulmalardan, tam tutulma, halkalı tutulma aynı tutulum içinde cereyan edecek. 15 saniye kadar Kuzey Amerika’nın Doğusunda halkalı şekilde gözlemlenecek, tam tutulma anı 1 dakika 39 saniye ile Atlantik Okyanusu üzerinde oluşacak, tutulum finali, orta Afrika, Somali üzerinde tamamlanacak ve yeni ay burada doğacak. Toplamda 4 saat 23 dakika, yani 4,5 senelik bir etki için start verecek. 4 Ocak 2011 Güneş Tutulumu Arap Baharının vücut bulmuş hali idi, öncesinde yaşanan Akrep Burcundaki yeni ay ve Venüs retrosu tetikleyici rolde idi, 21 Aralık 2010 İkizler Ay Tutulması, gidişatın resmini göstermiş idi. Þimdi Amerika, Orta Avrupa, Ortadoğu ve Orta Afrika için bakalım Hakk Teâla hangi imtihanlarla yüzleştirecek halkları, yönetimleri ve kimler sağ salim çıkabilecek kimler evet hatalıydım diyebilecek toparlanabilecek. Þerdeki hayırlara inşallah.

 

1 Kasım’da yaşadığımız zaman diliminin en reel özeti olan Uranüs/Pluto Kare etkisinin 4.randevusunu yaşayacağız.

 

PLUTO: Başkalaşım, rejenerasyon, dönüştürme, metamorfoz(hepsi manada bir anlamda), baskı, güç, kontrol altında tutma, hükmetme, kitlesel ölümler, terörizm, sıkışan gazlar, patlamalar, karanlık ve gizli güçler, manipülasyon, casusluk faaliyetleri, şiddet, atıklar, zararlı kimyasallar.

 

URANÜS: İsyan, siyasi gerginlik, direniş, uyanış, özgürleşme isteği, anarşi, patlama, nihilizm, siyasette sağ kanat-fanatik düşünceler, kargaşa, kaos, yangın, grev, (sigortacılık terimidir kısaca;  G.L.K.H.H. )

 

OÐLAK: Sabit yapılar, kemikleşmiş toplumsal alışkanlıklar. Hükümetler, büyük kurumlar, finans dünyası.

KOÇ: Yenilik, reformlar, atağa geçmek, cesaret, savaş meydanı, öfkenin kontrolsüz tarafı.

 

En son 20 Mayıs randevusu ve öncesinde gerçekleşen 25 Nisan 2013'de Akrep Burcunda Ay Tutulmasının tetikleyen rolüyle, Yukarıdaki maddelerle ilgili bir gündemimiz oluştu,(Gezi Olayları) Bizler Plutonik bir ülkeyiz, Plüton’un yaptığı her hareket, geçiş Türkiye’yi elbette yakından ilgilendirmekte.  Ve şimdi 4.Randevusu öncesi bir Koç Ay tutulumu bir de şimdi Akrep Güneş tutulumuyla harman olan bu enerji, dünya çapında ve bireysel önemli değişim ve dönüşümlere işaret etmekte. Bu potansiyel olan enerjidir, nasıl harekete geçeceği, nasıl değerlendireceğimiz emin olun ki tamamen bizlerin ve yönetimlerin kemalatında. İnada inatla karşılık verirsek, uzlaşı yerine çarpışma dersek, yeri gelip başı eğmeyi bilmez ve yeri gelip tam zamanında ve yerinde başı kaldırmayı bilmezsek, dönüşen ve değişen şeyler elbette bir kaos ortamında bir gerginlikte bırakacaktır. Merkür retroda Akrep’te kısa bir süre sonra başaktaki mars Terazi burcuna 4.ev alanımıza geçiş yapacak, natal mars üzerinden geçecek, kış ayları niçin sert olsun ki, insanın kemalatı iyi niyetle isterse dilerse kışın dahi güneşi açtırabilecek kadar güçtedir. Bu defaki randevunun her ne kadar çetin bir tablo çıkarsa da önüme, gelenin şerrin dahi oldukça fazla hayra odaklı olacağını söyleyebilirim.

 

 

1.Randevu 24 Haziran 2012

2.Randevu 19Eylül 2012

3.Randevu 20 Mayıs 2013

4.Randevu 1 Kasım 2013

5.Randevu 21 Nisan 2014

6.Randevu 14 Aralık 2014

7.Randevu 16 Mart 2015

 

 

 

Ve şimdi Akrep Tutulumu ile devam edelim. Güneş, Hayy’dır, yaşamdır, yaşama ait belirtilerin tezahürüdür, kalptir,  hayatın atardamarıdır. Güneş tutulduğunda hayatımıza ait bir şeylerde tutulmaya başlar, atmaz olur o kalp, kan yürümez damarlarda, çekilir kan, vücut buz keser, hayat buz. Yaşam belirtileri azalmaya başlar, ayaklardan başlar soğuma, adım atılmaz, yürünmez, gidilmez, hiçbir şey yapmak istemez insan, istese de yapamaz. Böyle zamanları yaşamayan yoktur herhâlde, güneşine bir defa belki çok defa perde çekilmemiş kimse yok sanırım şu âlemde, gerçek olan ölüm anı evet de, ya yaşarken, ha yaşar ha yaşamaz olan, yaşayan ölüler…

 

 

Akrep için pek çok metin mevcut, bireysel ve dünya çapında nelerin hükmündedir hepimiz biliyoruz artık.  Akrep’in en çok görünür olan etkisi ve hiçbir zaman değişmemiş her akrebin ve doğum anında akreplikten payına düşen yaşam alanında herksin yaşadığı krizler, yeniden ayağa kalkmalar, kendinden kendini doğurmalar hani şu Anka miti, hani şu tırtıl-kelebek hikâyesi, hani şu akrep-yılan-kartal üçlemesi gibi. Dönüşüm dediğimiz hani, bir acı gelir çöreklenir yüreğe, nefessiz bırakır hani, o acıyla yaşanmaz bilirsin, cesursan, gerçekten yaşamak istiyorsan, inancımız gereği öyle ha deyince de ben sıkıldım oynamıyorum ya deyip çekip gidemeyeceğine göre, dönüştürürsün o acıyı,  çıkış yolu var mutlaka, bir deva var mutlaka, acıyı unutturacak, acıya sabrı artıracak, saplanıp kalmayacağın başka bambaşka alanlara yönelir, acıyı yönlendirir doğarsın yeniden. Dönüşüm budur işte. Evet, sürünürsün, evet gizlenirsin, evet karanlıktasındır, evet tırmalarsın, evet yanarsın, yakılırsın ve hatta yakarsın ne varsa atarasın, savurursun, yapmalısındır zira çok iyi bilirsin ki, fazlalıklarından kurtulmadan, gözüne gözüne batanları atmadan, yeniden var olamazsın, doğamazsın.

 

Akrep için cehennem derler, 4.8.12.evler yaşama karşı duran evlerdir, 8.ev insanın cehennem halidir, kendisinin var ettiği cehennemidir, cennete ulaşmak için cehennemin arıtan, temizleyen ateşinde (mecazi) yanmak icap eder, toprak ateşte pişmeden temizlenmiyor, temiz bir kaba dönüşmüyor değil mi? Bu yüzdendir ki, işte Akrep Burcunun doğum anınızda düştüğü sahne ve 8.ev alanımız, cennete ve cehenneme en yakın olduğunuz sahnedir, bu yüzdendir ki, Akrep burcunun haritanızda düştüğü sahne, en iradeli ve en zayıf olduğunuz ikilik içindeki seçim haneniz sıratınızdır, bunun içindir ki, Akrep burcunun düştüğü yaşam sahnenizde siz de akrepsinizdir, burada akrebe özgü ne varsa hepsi sizin de üzerinizde bir potansiyeldir, mevcuttur, seçimlerinizle açığa çıkmayı bekleyen. Bu yüzdendir ki, akrep burcunun düştüğü yaşam sahnesi, nefsin en düşük hali olan nefs-i emmaredir. Bu yüzdendir ki o yaşam alanı en çetin sınavlara tabii tutulacağın alandır, bu yüzdendir ki, orası senin hem ölümün hem doğumundur, hem krizlerin hem fırsatların, hem alacağın destekler hem de paylaşman gerekenlerindir. Dönüşmen için, hani kirlendikçe uzaklaştığın aslına dönüşmen için vereceğin çabalarındır ve dönüştüreceğin alanlardır.  Bu yüzden akrepler suskundur, bu yüzden akrepler içinde taşıdıkları cehennemden dolayı huzursuzdur, bu yüzden akrepler derindir, bu yüzden savaşları çetindir. Bu yüzden geceye yazılmıştır yazgıları, bu yüzden gece uyumazlar, gündüz gizlenirler, içindeki cehennemden dolayı bu yüzden yalnızdırlar akrepler, senden kaçıyor ise sana olan merhametindendir o su unsuru üzerine halk olmuştur, suyun gazap tarafında, celali olsa da, kaçışı evet evet merhametindendir.

 

Bilir akrep gücünü, yapabileceklerini çok iyi bilir, kendi cehennemini de görmüş biri artık neden niçin korkar ki? Bu yüzden korkusuz olurlar. Günaha en dayanıksız olanlarda akreplerdir. Ha! Ehilleştirmiş ise o nefsi, kartal olmuş ise bu dönüşümde, vazgeçmenin, affetmenin, güçsüz olduğu hallerini göstermenin, yardım istemenin, “bak, hey! Bana bak acizim işte, güçlü değilim o kadar, uzat nolur bana yardım elini(mecazi) diyor ise, cennetine adım atmaya başlamıştır. Akrebin cehennemi, gücüdür ve o güç ki en büyük kötülüğü yine kendisine kendisi yapar, o gücü terk ettiğinde, öldüğünde, öldürdüğünde kendinde olanı kendine kötülük olanı,  akrep özgürdür… Gömdüm işte, Geliyorum!

 

Ve gelelim Akrep Burcunda TUTULACAK Güneşin manasına.  Etiketimiz, anahtar sözcüğümüz “Þoklama” evet evet şoklama. Yukarıda bi parça değinmiştim Güneş’in etkilerine, görevlerine. Akrep doğum ve ölüm içiçe geçmiş bir enerji taşır. Hani şimdi düşünelim, kalp krizi geçirir insan, ya da başka bir nedende kalp durmuştur, acil müdahale yapılır, yaşama dönmesi için kalbine basınç uygulanır, şok tedavisi uygulanır (defibrilatör). Kalbin durduğu o son 4 dk. (tıbbı olarak süresi ne emin değilim, bir zaman belirtmek adına 4.dk. Demişimdir)Ya dönecektir yaşama ya da veda edecektir (illa ki yazacağım, takdir-i ilahi ne ise amenna ve saddakna o olacaktır elbette, vade dolmadı ise şoklama o 4.dk da hayata dönmede sebeplere istinadendir, sebebine gör hayata dönecektir. ) O 4 dakikalık zaman diliminde yoğun uğraşlar verilir, kalp yeniden atsın diye, o 4 dk. ölü bir haldir. Hayata döndüğünde bu hal mutlaka bir değişim, dönüşüm yaşatır insan psikolojisinde, By-Pass ameliyatı sonrası olan değişimler bilimsel bir gerçek. O hale gelen insan, daha bir dikkat edecektir artık yaşantısına ameliyat olacaktır belki, kalbine başka bir alet takılacaktır, onunla yaşamayı öğrenecektir, ölümün kıyısındadır, ölüm ne kadar da yakındır. Ama bak yaşama dönmüştür şuan hayattadır.

 

Düşünmeye başlar insan, bu kalp neden böyle oldu, ne kadarı kendinden ne kadarı dışardan aldığı etkilerden, stres, huzursuzluk, sorunlar, derin derin endişeler, en son neye o denli sinirlenmişti, en son canı nerede yanmıştı, en son kim ağlatmıştı, kimlerin sayesinde, sebebiyle o kalp sekteye uğramıştı, hangi derin acılar denizinde boğulmuştu,  bu enfarktüs haybeye değildi elbette. Anlamaya başlar, anladıkça dönüşmeye, dönüştükçe değişmeye, değiştikçe gömmeye, gömdükçe unutmaya, unuttukça yaşama dönmeye başlar.  Hani ne Allah’tır kuluna zulm eden ne de başkası, biz izin verdiğimiz için zulme uğrarız insan eliyle, başkasının görevidir sana zulmetmek, ama sen ört kapını gir içeri! Dediğinde uzağında kalır ya da yiğitçe zulme meydan okuduğunda zalimin tahtı mutlaka sarsılır. Neyse şimdi sen takma ve takılma!

 

İşte bu güneş tutulması etkisiyle, Merkür’ün de akrep burcunda Retro seyri ve yaşamları inşaa etme görevi verilen Satürn’ün kimliğiyle, hepimiz için ama her birimzi için, ölümlerin eşiğindeyiz sanırım.  Güneş tutulmuş, kalp krizde, şoklama yaptık yaptık, yapamadık yapamadık! Önümüzdeki 3 ay süresince en çok bu alanlarda düşünceler içinde olacağız, sıranı ya şimdi sav, ya da sonra ama her birimzie uğrayacaktır. Rehberlikse bu ilim tedbir diyor ise, uyarı ise akıl sahiplerine şimdiden savarız inşaallah. Þoklamayı hemen yaparız, yapmayı başarabiliriz, işin ehli olan doktorlardan yardım isteyebiliriz, o güçlüyüz maskemizi indirebiliriz belki.

İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler, her biri bu tutulumla su yüzüne çıkabilir, akrep çürüklerin ayıklanması, atıkların dönüşmesi, şöyle bir bakıp, bu çürümüş, bu atık hale gelmiş, şunun için hala umut var diyeceğimiz olaylar, insanlarla ilgili 3 aylık bir gündemde şok tedavisine geçebiliriz.

 

Başak Burcunda Seyreden Mars, Oğlak Pluto ile tutulumun başrol sahibi ile oldukça uyumlu açıda, iki malefik enerji birbiriyle uyumlu açıda ise,  şerlerin ardına gelecek hayırlara gebedir yeryüzü. Balık şiron’un mars ile karşıt kontağı, hiç olmadığı kadar yaranın tedavisi için cesur yapacaktır. Bu etkilerin Tutuluma yaptıkları olumlu açılarla, başak mars, sağlıklı bir yaşam hali için enerji vermekte, şoklama yapacaksın ya hani, başak sağlık alanıdır, mars ise ameliyatlar, oğlak inşaat alanıdır hedeflerdir, Pluto ise dönüşüm, ölüm-doğum, akrep Satürn inşaat malzemelerin, tecrübelerin,  güneş tutulumu ardından gelecek olan Yeni Ay’ın da doğumu ile ölülerini haybeye besleyeceğine ki onlar ölü, yaşayan hala umut olanlar için kendini ve olanlarını besleyebilirsin.  Bu etkileri bu bahaneleri, vesile bilip, nasip bilip atağa geçebilirsin pekâlâ. Amma niyet be önce Salih bir niyet! Birinin canını yakmak için, bir yuvayı dağıtmak için, bencilce bir arzunla geride kalanları hiçe saymak içinse hiç adım atma otur oturduğun yerde zira Satürn akrepte devredeyse ekilenin biçilme hali ise bu dönemde yapılan her kötülük, Satürn’ün devir işleminde mutlaka bu dünyada karşına çıkar! Salih bir niyetin var ise vesile bil, nasibin olsun!

 

 

Tutulumda, Balık Þiron ve Başak Mars ile açısal ilişkide olan, Satürn’ün görevi çetin imtihanlar, sabrı ve dayanıklılığı test etmek,  endişelerimizi, korkularımızı su yüzüne çıkarıp, yaraları görünür hale getirip, tedaviye davet etmek, ameliyat yapacağım, narkozum yok deme, hayata döneceksen canlı canlı ameliyatları görmen, o anı acının acıyı yok edişini hissetmen gerek bazen.  İnşaat yapacağım ama malzemem yok deme sakın?  Kanaat libasını giymeden, samur kürklere ulaşamazsın! Köşk olmuyorsa,  başını sokacak kadar kulübe yap, ama bir yerden başla!  Anlıyorsun değil mi? –kendime diyorum diyeyim, ama gelinim sen anla be! Yazık üzüldüğüne yazık! Üzüleceğine, bir kabz halinde kendini yaşayan ölüye döndüreceğine, kulübenin inşaatına başlasan şuanda orayı cennet yapmıştın be annem! Sakın kader deme, kaderin dinamik tarafı sendedir!

 

“Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.”  (İsra 17/13)

 

(Fatoş, hatırladın mı? Soğuk betonlarda yatmadınsa, kaz tüyü yataklara talip olma! Bak bunu değiştirdim, soğuk betonlarda yatmadınsa, kaz tüyü yataklara ulaşamazsın! 200X220)

 

Akrep burcunda geriye giden Merkür ve Venüs, akrep burcunda gerçekleşen her ay fazı, gizlilik içeren işlere ait gündemler oluşturur. 4-5 Ekim 2010 akrep burcu yeni ay etkisi, 8 Ekim 2010 akrep burcu Venüs Retro etkisi, akabinde wikileaks, Arap baharı bir sürü hisseli kan kumpanyası… GİBİ GÜNDEMLER ORTAYA ÇIKMIÞTI, 2011 Mayıs ayı ise ya hayra ya şerre selam dediğim noktanın şer tarafında bir dünya çoğunluğu olduğunu gözler önüne sermişti. Bu tutulumla beraber, Gizler, sırlar, ülkelerarası istihbarat savaşları önümüzdeki günlerde daha da sertleşebilir. Ve şunu artık iyice anladık ki; yaşatmak adına değil, öldürmek için, yok etmek için tüm çabalar. Hani dünya nüfusu en fazla 500.000 olmalı diyen taşın diliyle…

 

Bireysel olarakta, sırları gizlediklerimizi, hani şu düz yollar varken çeperli, bataklık yollarında yürüdüğümüz alanlarla ilişkilerle ilgili açığa çıkmaları da bekleyebiliriz.

 

 

 

Sabit işaret tutulumları yerküre faaliyetlerinde artışlar meydana getirebiliyor bunu artık öğrendik. Ama her sabit işaretteki tutulumla da şurada burada deprem olacak manasına gelmez. Bizler iyi temennilerde bulunalım. zaten yerküre bizlerin negatif enerjileri, doyumsuzluğu, hırsları, şuursuzluğuyla beşik gibi sallanıyor! Güneş tutulsun ama tutulması gereken sözlerimiz üzerinde tutulsun.  Güneşin tutulma hali dünyaya hayr getirsin, şerrin içindeyiz zaten ve hayra değiştirmeye de pek hevesli olduğumuz söylenemez;

 

“…Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez; ve Allah insanlara (kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak) bir felaket tattıracağı zaman hiçbir şey bunun önünde duramaz: çünkü onların, kendilerini O'na karşı koruyabilecek kimseleri yoktur.” Ra’d- 11

 

Son iki tutulumda kuzey Amerika merkezli gerçekleşiyor, ulusal sembolü Kartal olan, dünyanın kartal gözüyle gördüğü Amerika’nın acziyeti, kartallıktan düşüşü… Türkiye Güneş Akrep Kimliğinde, her iki ülkede tevafuk işte (kedidir o kedi) asr vaktinin en büyük oyununun iki başrol oyuncusu, bir yanda akrebin kartal olma yolunda adımlarını atan Türkiye’si (erken öten horozun başı kesilir Allah muhafaza), diğer yanda Amerika, her iki ülkede bir dönüşüm içinde, doğum ve ölüm ikisi bir film karesinde.

 

Amerika için şu 15 gün sonraki devam edecek olan, 1 sene için sıkıntılar olabilir, natal Neptün üzerinden mars –geçişi yaşayacak, bu tutulumlarda coğrafi bölgelerini hareketlendirmiş görünüyor, hem siyasi(9.ev) hem de yerküre açısından…

 

Ülkemizin 5.ev alanı oldukça hareketli yine,  büyük kentler, alışveriş merkezleri, çocuklarla, sanatçılarla ilgili gündemler, 3.ev alanında seyreden Mars ile kırıcı sözler, derin ve hararetli tartışmalar, medya, iletişim alanında olanlarla ilgili sıkıntılar 3 aylık gündemde epey bir yer bulacağa benziyor. Yerel seçimler yaklaşırken,  akrep güneş tutulmasıyla umarım bu uydum akıllı siyasetçiler birbirlerini bel altından vurmaya kalkışmaz. Yapan yapmıştır da, yapanın yaptığından, zaafından, kendine menfaat sağlamak ne kadar ilkel ve iğrenç bir şey öyle!

 

Ülkemizin kuruluş anında gökyüzünde, Uranüs balık Pluto yengeç ve şans noktası akrep üçlüsünde gerçekleşen büyük su üçgeni, transit Satürn’ün şans noktasıyla kavuşmasıyla harekete geçmiş görünmekte, 11dereceki tutulumla 2 derece yakınlıktaki bu etki kasım ayı içinde, ülkemizin kaderini gerçekleştirme konusunda kararlı davranacağını, ciddi adımlar atılacağını, önemli bir sorumluluğu üstleneceğini söylemek mümkündür. Su üçgenleri hatırlayanlar vardır, hayallerde olanın gerçekleşmesidir, ne ilginç değil mii? Bu ülke hükümetinin sloganıdır “hayaldi gerçek oldu” hükümetin başındaki kişi balık ve başkanı bir akrep su unsurları, 29 Ekimde açılması planlanan, asrın projesi olarak lanse edilen, Marmaray projesinin açılması da bu dönemlere denk gelmekte. Bir hayalin gerçek olması. Hepimiz kadar gündemden anladığımı aktardım, hayır mı şer mi? Olur mu olmaz mı? Kazancı, kaybı şuyu buyu girmiyorum, ben artık anlamak istemiyorum o ince hesaplardan… Marmaray projesi gerçekten büyük bir proje, 5.ev alanına ilişkin bir konu,  Satürn-akrep serüveninde, şans noktamız üzerinden geçişinde, Cumhuriyetin 90.yıldönümünde açılacak. Merkür akrepte geri giderken zorlar mı sonradan belki, ama kuzey ay düğümü ile Merkür’ün kavuşum halinde olduğu, gelecek için önemli bir düşüncenin gerçeğe dönüşmesi de gözardı edilmemeli. Bir şeylerin olması için elimizdeki bazı şeylerden feragat etmek gerekiyor dönüşüm olurken, insanlar dahi dönüşürken, insanlık dönüşürken, coğrafyalar dönüşürken, karasal parçalar üzerindeki yapılar dönüşürken, bir yanda çobanların(küçültme amaçlı değildir bir hadis-i şeriftir) bina yapmadaki yarışı da açığa çıkıveriyor.

 

 

 

Ve şimdi gelelim Bireysel Etkilerine. Etkileşim Sahasını okurken, Tutulumun olduğu burcu 1.ev olarak referans alın, güneş burcunuza kadar sayın,Yükselen, Ay ve Öz Burcunuza göre Tutulum Hangi yaşam sahnelerinize düşmüş ise, o alanlarda var ise mevcut bazı durumlar  harekete geçebilir. hepsini harmanlayın ve hayatınızda bu şekilde gözlemleyin.. Peki, ama niye? E anlatıyorum oku;

“Öz Burcunuz dışardan alma potansiyelinizin yüksek olduğu etkiler, Ay burcunuz bu aldığınız etkilerin iç âleminize nasıl yansıyacağına ilişkin potansiyeller ve nefsinizle, düşüncelerinizle nasıl bir tepki vermeyi, harekete geçmeyi düşünme olasılığınızın yüksek olduğu potansiyeller, yükselen burcunuz ise güneş ve ay ile birleşen bu potansiyeli nasıl ortaya koyacağınıza ait potansiyellerdir. Güneş Tutulumu ve diğer tutulum ve ay fazlarını bu şekilde düşünün işiniz kolaylansın emi. Þimdi bu ilim daha keyifli ve daha pratik oldu değil mi?

Örnek istersin sen şimdi, kendimden vereyim, Tutulum 1.evimde gerçekleşiyor yani Yükselen Akrep,  beni 1.ev teması etkiler, sonra Tutulumun gerçekleştiği burcu,1 ev gibi referans alınca, 5.evime düşüyor, kendi burcumdan doğum anı güneşimi referans alıp 1.ev kabul ettiğimizde, tutulum 9.evime düşüyor. Ne imiş, 1.ev yaşamda önemli bir dönüşüm, baştan ayağa çevre değişimi ve hatta kentsel değişim, dönüşüm. Sonra 5.ev işlerini zaten biliyorsunuz, bilmiyorsanız guguşda arayın karşınıza çıkar, 9.ev uzaklar, ikametgâh değişimleri, yolculuklar falan işte. Birleştir harmanla şimdi. Ve Natal Jüpiter’imin üzerinde bu tutulum, eh açıları da fena değil, demek ki bu bahaneleri hazmederek gidersem hayrıma, yok hazmedemez nefsimin eline kendimi bırakırsam şerrime davetiye çıkarırım gibi anlayabiliriz.

 

Kimsenin hayatı tekdüze bir hayat değil, herkesin hayatında, ova, vadi, yayla, dağlar, sarp kayalıklar mevcut. Ne zorluklar yalnız sana, ne de kolaylıklar hep ona.

 

Arşivden Gelen Bir Ek Not Hatırlatma: Normalde dolunay enerjilerinde kutuplaşma olduğu için, dolunay derecelerinin düştüğü ev alanları etki sahasındadır. Örnek 17 derece güneş başak, 17 derece balık ay, 2.ev ve 8.ev alanını kapsıyordur, 6.ev ve 12.ev alanına ait konular, 8.ev ve 2.ev konularıyla birleşir yorum getirilir. Örnek, kişi maddesel (2.ev ve 8.ev) konularda uğraşacaktır, hem kişisel kazancı hem de ortak gelirleri var ise bu konulara ait konular gündeme gelecektir. İş hayatı (6.ev)ve bilinçaltı korkuları (12.ev) işlerin sarpa sarmasına ya da çözülmesine yardımcı olacaktır. Bu dolunay enerjisinin çıkış kapısı 6.ev ve 12.ev alanıdır. Dolunay enerjilerinde genel yorum yaparken, 1.ev 7.ev aksı, 2.ev 8.ev aksı diye yorumlarız makalelerde burç bazına değinmeyiz, yeni ay enerjilerinde ise, güneş ve ay aynı burçta birleştiğinden dolayı, yükselen burcumuza göre, bu derece hangi evimize düşmüş ise o alanda etkin bir sonlanma ve bitişleri bekleyebiliriz, burada ise KOÇ burcu, Boğa Burcu diye sırayla yorum getiririz. Yorumda temel olarak yeni ayın Zodyak sıralamasına göre hangi evde ise örneğin akrepteki yeni ay balığın yükselen balığın ve güneş balığın 9.evi olur normalde buna göre yorumlarız. Fakat GÜNEÞ TUTULMASI alelade bir gökyüzü olayı değildir, evet güneş tutulması da yeni ay enerjisi taşır ama her yeni ay da güneş tutulması cereyan etmez. GÜNEÞ TUTULMASI aynen nasıl ki hayatımızla ilgili olaylarda 1.evi yükselen burcumuzu referans alıyor isek, aynen GÜNEÞ TUTULMASIDA, 1.ev gibi YÜKSELEN BURÇ gibi hayatımıza etki eder. Bu önemli bir ayrıntıdır. YÜZEYSEL yorumlar, klasik alışılmış yorumlar değildir astroloji. Derinliği vardır, her bir olayın farklı bir tekniği vardır, saros serisi örneğin neden her dolunay yeni ayda değil de güneş tutulmasında etkin oluyor? Niye dolunayın saros serisi önemli olmuyor. Zira saros serisi sadece tutulumlarla harekete geçiyor. Bu tekniği ülkemizde ilk uygulayan biri olarak, yabancısı olduğunuz bu konuda açıklama getirdim. LİNK: 13.11.2012- 13-14 Kasım Akrep Burcu Güneş Tutulması- Mihr-û mâh

 

 

Sevgimle Kalın Emi

Elif Hece Öztürk- Ankara

26 Ekim 2013

 

astrolojistik@gmail.com


(9) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: ZlQZukbenQKaKis
PcbeBDJpuGqIJvrB - Q1Niax http://www.FyLitCl7Pf7ojQdDUOLQOuaxTXbj5iNG.com
9 Ocak 2017, Pazartesi, 03:45



Gönderen: ömer
Zaman yaklaşıyor - Elif Hanım ilim sahibi tabi ama astroloji çok geniş ve büyük bir ilim. ALLAH C.C sonsuz ilimlerinde bize öğrenmeyi kapılarını açtığı bir ilimdir. Aciz hane çok bilgi sahibi değilim ama öğrendikçe Rabbimize hayranlığım artıyor. çünkü her insanda kendine özel doğum haritası var ve parmak izi gibi. muhteşem. bu ilim için birazda doğuşdan gelen yetenekler olması lazım diye düşünüyorum. Kendini bilme ve insanı tanımak için süper bir ilim. Elhammdullah.
3 Kasım 2013, Pazar, 03:09



Gönderen: Vildan
Muhteşemsin! - Gerçekten de ezber bozduran ilminiz, benim de çok işime yarıyor ; kendimi her geçen gün adeta yenide keşfediyorum sevgili Balıkdaşım. :-) İyi ki varsınız!
30 Ekim 2013, Çarşamba, 23:33



Gönderen: elif hece
ne kadar bilirsen o kadar bela başa:) - canım ablalarım, 24.seneme gireceğim benim de anlamadığım anlayamadğım yerler var:) vardır yani mutlaka, e diyorum ki ne kadar çok bilirsen o kadar bela başa. anahtar kelimeyi anlayalım gerisi valla billa bahane:)

öperim ruhunuzdan
29 Ekim 2013, Salı, 15:44



Gönderen: abla
icimizdeki tutulum - bir cogumuzun yaptigi en büyük hata olayi kendimizden degerlendirmeye almamizdan kaynaklaniyor sanirsam.. insan kendinde istemegi bir seyi kabullenemiyor anlamakta istemiyor..aslinda her bir tutulum veya gökyüzü olayi haritamizda cok önemli yerlere gelmese bile etrafimizdaki insanlarin haritalarini büyük ölcüde etkiliyor olabilir buda aslinda zincirleme olarak hepimize yansir ...bizler aynen bir vücudun icindeki hücreler gibiyiz birine birsey olsa aslinda hepimize olmus olur ama ne hikmetse durmadan kendimize bakiyoruz ...benlikten cikip sen senlikten cikip O na ulasmak umuduyla amin
29 Ekim 2013, Salı, 14:35



Gönderen: abla
ayfer abla - cok sükür sadece ben degilmisim bazi seyleri anlamayan bak elif kardesim tek degilim sevindim bu yanlizligimin icinde kendime ayfer ablayi umut gördüm :)
29 Ekim 2013, Salı, 14:41



Gönderen: abla
kader - emegine saglik ...bazen olur insan hic umudunu yitirmez kac dolunaylar kac yeni aylar gecirir ...tutulmalar gecirir ama vazgecmez umutlar bitti denilen yerde yeniden birseylerin yesermesi umuduyla...
29 Ekim 2013, Salı, 13:08



Gönderen: ayfer
Danışmanlık? - Yavrucum gönder butonuna basmamıştım ama isimde düzeltme yapıp enter yapınca gönderiyormuş iletiyi:) daha danışmanlık veriyor musun diye soracaktım..Zamansız da olsa meraktayım işte..Yapıyor musun danışmanlık?
Bu arada sevgiler selamlar diyorum, afiyet diliyorum bir yanlışlık yapmadan...Allah işini rast getirsin..

29 Ekim 2013, Salı, 04:39



Gönderen: Ayfer
3 Kasım - Güneş'im Akrep'te yaklaşık 11 derece (10, 53) ile 11. evde, (1. ev yay)..artık gerçekten vadem gelmiş gibi hissediyorum..Daha önce olmuşluğu var da bu yaştan sonra yeniden doğar mıyım bilmiyorum:) Senin verdiğin tablo çok açık ama anlayışım çok kıt benim. Ben 10. ev çıkardım..şu ablana bir iyilik yapsan da bi daha anlatsan benim için olmaz mı? hangi eve nasıl düşer tutulum?
29 Ekim 2013, Salı, 04:59