25 Mayýs 2013 Yay Burcunda Ay Tutulumu ve Etkileri Revizyon
  


25 Mayıs 2013 Yay Burcunda Ay Tutulumu ve Etkileri Revizyon

 

"Uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında
Hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor
Hiçbir düşünceyi sonuna dek götüremiyoruz.
- Böyle belirlenmiş sınırlar içinde
Bir iç denetimle, bir dış denetimle
Konuşmasak da eski tadını yitirdi -
Düşler kuruyoruz yeniden gelecek üzerine
Kaldırıp kirpiklerimizi ayak uçlarımızdan
Dağlara bakıyoruz, ufuklara, bulutlara
- Ah, o insan yüreğinin değişmeyen tutkusu" - Þükrü Erbaş

25 Mayıs 2013 tarihinde, TSİ 07.10’da, İkizler/Yay aksında, Yay Burcunun 4 ° de Yarı Gölgeli Ay Tutulması cereyan edecek.  28 Kasım 2012 tarihinde İkizler Burcunda gerçekleşen Kısmı Ay Tutulmasıyla paralel özellikleri taşımaktadır. Güneş Tutulumlarının etki zamanı; 1 saat, 1 yıla, Ay tutulumlarının etki süresi ise ay hesabına dayanır. Örnek: 4 saat 41 dk. süren bir Güneş tutulması, taşıdığı etkinin 4,5 yıla yakın süreceğini, 34 dakika süren bir ay tutulmasının ise, 1 ay kadar etkisini taşıyacağını söyleyebiliriz. Tutulum burcunun niteliği(sabit, öncü, değişken) ve unsuru(toprak, hava, su, ateş) bu hesaplamaya +/- etki etmektedir. Öncü Burçlarda cereyan eden tutulumlar, Koç-Terazi-Oğlak-Yengeç, harekete geçiren, Sabit Burçlarda cereyan edenler, daha bir zamana yayılan, kalın bir duvarı, tırnağımızla kazıya kazıya etkileyecek yaşam sahnelerimizi oluşturuyor. Değişken Burçlar ise, o anki havaya bağlı, mantığın daha üst seviyede olduğu, akıl ve kalbin bir derin muhasebede uzlaşmaya çalışıp,  etkinin hemen tezahür edeceği olaylara işaret etmektedir. Tutulum süresi olan, 1 ay boyunca her Allah’ın günü bu etkinin artçılarını elbette yaşamıyoruz, her tutulum bir tohum ise, bireysel haritalarımızda bu tohumla açı yapan diğer gök sakinlerinin tetiklediği dilimler, şuurun almaya açık, iradenin +/- değerde kendisini ortaya koyacağı olayları, sebepleri getiriyor. 

Tutulumlar, cereyan ettiği burca ait temel özellikler ve o burçların yaşam sahnesi (evler) olan alanlarda aktifleşmektedir. Örnek: Koç burcunda cereyan eden bir tutulum, öncü, ateş ve maskülen karakterde, Mars etkileri taşımakta ve 1.ev konularında; ben, çevrem, dönüm noktam olacak ciddi bir adım, yaşamımda radikal bir değişim, zorlayan, mücadeleyi içeren gelişmeler,  aniden ortaya çıkan husumetler, çatışma, tartışma ortamları, dikkatsizlik, fiziksel olarak yaşamıma etki edecek herhangi türden, bir ev kazası, düşmek, yakmak, yaralanmak, bedensel hareketlerimi kısıtlayacak, kemik kırılması, burkulma, spor yaparken ani bir kramp, darbe vs. Her tutulumun bir de, dünya sahnesindeki rollerine göre, etki sahası içinde olan meslek grupları vardır. Herşey olağanüstü bir nizam içinde, en ufak bir tesadüf yok! Koç burcunda ise bir tutulum (dolunay ya da yeni ay fazı değil, özellikle tutulumlar) nedir, askerleri, polisleri, güvenlik alanında çalışanları, sporcuları, şirketlerin yöneticilerini, liderlik edenleri vb. alanlarda faaliyette olanları daha yoğun etkiler.  Marsın yöneticiliğinde, cerrahlar da etki alanındadır.  Mars; bıçak, kan. Koç, Bıçak-Kan…Ne kadar özenli ne kadar muhteşem bir sistem. Basit anlatıyorum farkındayım, aslında herşey öyle aşikâre ki, basit anlatımı olan çoğu şeyi, karmaşık hale getiren sonra da içinden çıkamayan, bilgiyi hiç eden biz insanlarız.

"Doğa basittir, karmaşık değildir. Karmaşık ve dolambaçlı olan bizim aklımızdır." – Sepherial

 

 

Tutulum güzergâhı, Amerika kıtasını, Afrika’nın büyük bir bölümünü ve Kuzeyde, Latin Avrupa ülkelerinden, Portekiz, İspanya’yı içine almakta. İngiltere’ye ise özel dikkat. Tutulumun gözlemlenmeyeceği bir ülke ama Tutulum eğrisinde ikiye böldüğümüzde Ay’ın negatif yönde olan karanlık enerjisini en çok hissedecek bölgelerden birisi gibi durmakta. Bakalım global olarak şu 1 ay içinde İngiltere’den nasıl gündem maddeleri çıkacak karşımıza.

Bakalım göksel tesirler, eylem ve düşüncelerimize ne gibi mesajlar getiriyor, yaşam sahnemize nasıl bir dekor yapmakta, mevcut rollerimizin üzerine ne türden roller eklemekte.

Tutulumun burcu YAY, niteliği değişken, unsuru ateş, yöneticisi Jüpiter. Değişken işarette olması, hızlı sarılmış bir filmin içinde gibi hissettirir, ateş unsuru olması, eylemlerimizde daha kaba, sezgilerimizde daha akışkan, bizi dürten karşı koyamadığımız, zorlandığımız, anlık öfkelere zemin hazırlayabilir. Yay iyimser bir dünya görüşünün ki bu iyimserlik bilmenin getirdiği güvendir, maneviyatımızın, ruhsal düzeyde kendimizi beslediğimiz, geliştirdiğimiz her birimizin yaşam standartına özgü, kimi doğaya, kimi hayvanlara, kimi insanlara verdiği hizmetlerle de maneviyatını zenginleştirir, inançlarımızın, bizi tutan ve Azad eden inançlarımızın, hoşgörünün, farklıklardan ortaya çıkan ortak yaşam içinde, evlilik, hükümetler, kardeşler, akrabalar, yakın uzak tanıdıklarla aramızdaki kültürel alışverişin, manasında ya da mecazi yolculuklarımızın ki, bazen kendimizden göç ederiz, bedensel olarak yaşadığımız yerdeyizdir ama ruhen oradan çoktan göç etmişizdir, bu türden uzaklaşmaların, yabancılığın etkilerini içerir. Eğitim, Gelişim, Bilgi, daha uzaklar en uzaklar adına faydası olacak karakterimize katacağımız uygulanabilir, pratik değişimler de Yay alanındadır. Öğretmen ve öğrencilik, uzmanlık, olgunluk, yeterlilik vb.

Yay burcunda olan bir tutulum, hayat ne kadar ağır görevleri getirse de, yükümüzün ipleri o ince boynumuzu kesse de, hastalık, aile içi geçimsizlik, fikirsel ayrılık, hoşgörüsüz, anlayışsız ortamların içinde debelensek de, bu tutulum hayatlarımıza dönüp baktığımızda, içinde umudu taşır. Revizyon, yani yeniden değerlendirmek, planlarımızı gözden geçirmek, eksiği gediği görmek, mutluluk / mutsuzluk tablomuza bakıp nedenlerini Yay’ın geniş vizyonuyla daha net idrak etmek adına olumludur. Bedensel olan rahatsızlıklarımız, ruhsal olarak oluşan, evham, kuşku, vesveseler, fısıltılar, sıkıntılar, keşkeler, pişmanlıklar, içimizin kaynaması şu, bu, hepsi temelinde insanlarla kurduğumuz iletişim ve ilişki ile… Kimlerle alışverişteyiz, günlük yaşamımızda en çok hangi temalar hangi bilgiler üzerine yoğunlaştık, içimizi kimlere döküyoruz, kimlerin derdini yüklendik o dertlerin türevi nedir, nelere müsemma gösteriyor, nerelerde tahammülsüz olmaktayız, soframıza oturup beslenenler, bizim sofrasından doyduklarımız, hayat okulunda, öğretmenlerimiz kim, bizler kime öğretmeniz, bu dünya için bir daha geliş yok, ne öğrenirsen, ne öğretirsen, nasıl yaşarsan nasıl kendini yetiştirir ve geliştirirsen sonsuz yaşamında o bilinçle uyanacaksın, buna benzer düşünceler içinde, bu konularda yoğun bir beyin fırtınasına tutulabiliriz.

Aynılık-Farklılık, farklılıklardan insan kendini yeniden doğurabilir de, yok edebilir de, aynılık da öyle, ilişkilerimizle, iletişimimizle, başımıza sardığımız gönüllü/gönülsüz işlerle, sözlerle vb. tamamlanıyor ömür dediğin.

Hakkın emrindeki göksel tesirler teknik olarak nasıl bir nizam içinde, bir bakalım şimdi, yıldızlı gökyüzü tarlasına. Önce tutuluma eşlik eden, 20 Mayıs’ta gerçekleşen, OÐLAK/PLUTO-KOÇ/URANÜS karesinin 3.randevusunu yaşamaktayız. Bu etki daha 5 defa bizleri, yaşadığımız dünyayı, hükümetleri, dünyanın jeolojik yapısını yoklayacak;

3.Randevu 20 Mayıs 2013

4.Randevu 1 Kasım 2013

5.Randevu 21 Nisan 2014

6.Randevu 14 Aralık 2014

7.Randevu 16 Mart 2015

Uranüs özgürlük, Pluto esaret, birisi kalk gidelim yüreğim buralardan, diğeri ya benimsin ya toprağın, uzlaşmanın bir yolu kalkmamış, tıkanmış, geçici morfinlerle avunduğumuz yaşamımızda cereyan eden, morali dibe indiren, bir coşkulu bir pasif, dengesizlik içinde, şaşkınlıkla delalete düştüğümüz konularda neşter görevi üstlenmişler. Oğlak, sistem, düzen, kurulu, işleyen somut her yapı, ailen, yuvan, işin, aşın, maaşın, toplumdaki yerin, mevkiin, makamın, sabrın, azmin, Koç, yenilik, hareket, öncülük, acelecilik, tahammülsüzlük, gerilim hali... Bu etki ile yukarıdaki temalarda var ise göz önüne gelecektir o sorunlar, .ilişkilerimize bakalım, birarada olmak mecburiyet mi, toplumsal baskı mı, sabır ama niçin, neye sabrettiğini biliyor musun? Alışkanlık mı? Korkaklık mı? Tutuklandığımız ilişkiler mi? Negatif enerji aldığını bile bile neyin esareti, değişim mi? Dönüşüm mü? Koparmak bağları, daha mı iyiye ya da daha mı kötüye gibi düşünceler içinde bizleri dürtüp duracaktır. Bu tür şeyler her zaman hayatımızda olabilir, illa ki bu kare etkiden değil, lakin bu konularda düşünüp de radikal karar alanlar işte böyle zorlayan kare etkilerde adım atanlardır. Her zaman düşünürsün ama adım atmazsınız sürekli şikâyet edip durusun, pencerene gelen güneşi görmez bir de üstüne perde çekersin, sonra da neden güneş doğmuyor bu eve, hayatım hep böyle mi devam edecek, o suçlu bu suçlu diye sızlanmaya başlarsın. Demir tavında, döğeceksen şimdi döğ, ne seninle olanlara zulm et ne de kendine. Ya güt ya da çek git. İşte tam böyle zamanlardayız. İyi ya da kötü, yaptığın şeyin sorumluluğunu tamamen üzerine alıyor isen, en kötüsü olsa ada, umduğun gibi olmasa da, sahip çıkabiliyorsan, evet yaptım, istedim, ben istedim, iyisi de benim, kötüsü de benim, hiçbir şart geçmiştekinden daha kötü ve zor olamaz, olsa da yeniden yeniden kuracak, deneyimlerle büyüyecek, tecrübe sahibi olacak benim. Hayatımın sorumluluğunu aldım ve negatif aldığım, kendimi baskıda hissettiğim, kula kul durumuna düştüğüm herşeye rest çekiyorum diyebilirsin pekâlâ. Bazen bazı konularda sabır denilen haslet nafile ibadet gibi olur, Sabrında bir asaleti, sabrettiğin şeylerin de Hakk katında makbul bir yanı olmalı değil mi? Kıstasını belirleyecek konumda elbette değilim, kimse de değil hani, intikam almak adına bekleyen de sabrediyor? Buna göre kıstasını her insan, kendi malzemesiyle zaten belirlemiştir.

Balık burcunda seyreden Neptün, bu tutulumda, değişken etkide, t-karenin en etkin ve hatta başrolünü üstlenmiş. Neptün etkisi, çözen, sınırları zorlayan, kaldıran, dağıtan, daha içe dönükleştiren, ruhsal olarak kendimizi tedavi edeceğimiz vizyonları gösteren, aldatma-aldatılma fiillerini ortaya koyan, kişi kendini de aldatabilir bunları bizlere gösteren bir etkidir. Neptün vazgeçiş, Neptün kaçış, Neptün uzaklaşmak, Neptün kıyısız bir denizde yüzmek, Neptün manevi anlamda açılmak, yükselmek, kendi neşeni kendin bulmak, kafanın doğuştan güzelliği, her zaman kendisine yardımcı olacak ilahi bir vasıtaya ulaşmak. Ay ile yaptığı kare etki, kendimizi içsel olarak kandırdığımız konularda samimiyet sınavı yapıyor. Hani sen hep Relaks Ya Hu diyorsunuz ya, kendin cidden o kadar relaks mısın gibi, hani sen her zaman, insanı bağışla affet, teşekkür et yoluna devam et diyorsun ya, kendin ne kadar bağışlayabildin, ne kadar susabiliyorsun gibi, samimiyet sınavı vereceğin konuları önüne getiriyor. Hayallerini, uzak düşlerini, kendi içinde kendine doğru yaptığın göçleri, göçüşleri değerlendirmek adına dürtüyor. Bu tutulum için Revizyon demiştik. Yay, idealist bir burçtur, her zaman bir hedefi vardır, bu hedefe ulaşmak için, bilginin gücüne inanır, öyle bir anda yola çıkmış gibi görünse de, maceraperest gibi genel bir intiba bıraksa da, hiçbir yay, plansız programsız hedefi olmadan ve ön hazırlığını yapmadan çıkmaz yola, balık da idealist bir burçtur, her ne kadar hayatı hasbelkader olaylarla gelişse de, gelişigüzel, inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapsa da, çok ötelerde hayalleri olan, bedeni için değil ruhu için yaşayan, yapacağı işte, konuştuğu insanda, yapmasını bekledikleri işlerde ruh yoksa bir kutsal amaç yok ise, inanmıyor ise, parmağını dahi kaldırmayan balık enerjisiyle karelenen tutulum, ideallerimizi, inandıklarımızı, uzak hedefleri, hayallerimizi şöyle bir düşüncemize getiriyor olmalı. Yola çıkmak istersin de, e söyle bakalım ne kadar inandın, ne kadar ruhu var inandığının?

Boğa Burcunda 25 derecede seyreden Mars, sabit yıldızlardan en malefik etkili olan algol ile kavuşumda, tutulum enerjisine katkısı, gerilimli, hastalıklı, nefes almada zorlandığımız başımızın kopuyor gibi olduğu bizi rahatsız eden konuların verdiği eziyetleri göstermekte.

Meraklı, zihni karışık, birden fazla iş içinde olup oradan oraya koşturan, bir türlü istikrar gösteremeyip her işi yarım yamalak bıraktıran ikizler ’de, Venüs-Merkür ve Jüpiter kavuşumunu görmekteyiz. Jüpiter tutulumun gezgeni, etkisinin negatif değerde olduğu burçta seyretmekte, yanına hilebaz Merkür’ü, çalgıya çengiye meraklı Venüs’ü almış, tutulumda çocuksu yanlarımızı, kurnaz yanlarımızı artırmakta. Sözel olarak çenemizin düştüğü, merakımız yüzünden başımızı derde soktuğumuz, ciddiyet isteyen işlere yüzeysel kaldığımız, geçiştirdiğimiz, yüzeysel konularla oyalanmayı pek bi sevdiğimiz dönemleri gösteriyor. Bir yanda ay tutulması içsel olarak gerilimli bir hayat sahnesi getirirken, diğer yanda bu üçlü, boşver noktasına getirebiliyor. Med-Cezir hali, dengesizliğimiz: )

Global duruma baktığımızda, yüzeysel anlaşmalar, geçmişi olan halı altı yapılmış anlaşmalar, gizli pazarlıklar ortaya çıkabilir şu 1 ayda, hukuksal konularda ülkelerin birbiriyle olan hukuksal mevzularda sona doğru gelinebilir. Durduk yere bir ülke hak talebinde bulunabilir, hava sahaları, deniz sahaları, yay idaresindedir, şu dönem buna benzer yüksek bir gerilim hattı var. Çatacak yer arıyorsan bahane mi yok adamım, yok tavuğun benim çimenimi yedi, yok horozun benim tavuğuma baktı, bahane çok. Eee ortada komşunun sahasındaki milli yer altı kaynakları, zenginliği ise, kapitalizm çılgın atmakta ise, buna yasal bir kılıf, doğal bir zemin oluşturulur, kendi öz vatanında parya da olur insan, haymatlos da. Manipülasyon altın devrinde nasıl olsa! Tutulumun yöneticisi Jüpiter, hukuku, kanunları, yasayı yönetir, Yay yasal düzenlemeler, anayasa, kitaplaşmış, resmiyeti olan kanunlar. Bu salt bizim ülkemiz için değil, dünyalıların hepsi için geçerli, şu 1 ay en çok yeni yasal uygulamalar, yepyeni yasaklamalar, sansürler, kısıtlamalar, ilahlığını ilan etmelerine ramak kalanların yeni dayatmaları, beyanları gündemde daha dramatik olabilir.

Yay, Dinleri, öğretileri, felsefeyi yönetir, 1 aylık zamanda, birbirine tahammülü olmayan, dini değil, kendine gör uydurduğu, bozduğu dini, öğretiyi yaşayanların arasında, örneğin Myanmar- Arakan’da, Müslümanlara yapılan şiddetle ilgili, psikolojik ve fiziksel baskıyla ilgili haraketli gündem içinde olabilir Dünya. Umarım iyiye, Umarım Yay'ın o iyimser havasıyla, Hoşgörüyle, merhametle, adaletle çözüme ulaşır. Suriye meselesinde, yeni anlaşmalar, uzlaşı yoluna gidilebilir, Esad’ı halkı istemiyor adam o yüzden 3 senedir ülkesinde! Geçici, değişken çözümler işte. 1 ay içinde, dış politika alanında uzmanlaşmış akademisyen dostlarım, yapılan yeni görüşme, anlaşmalar, söylentiler, hukuksal konular, yasal düzenlemeler vs. olur ise. Tarihlerini, mahiyetini özellikle not alsınlar, BÜYÜK ALDATMACININ birer parçasıdır. Hayr görünse de, Su görünse de! Yanılmak duasıyla. Yay ülkeler arası istihbarat, Jüpiter ikizler, casuslar, muhbirler, ikiyüzlü kolayca şekil değiştiren ikna gücü yüksek olan etkiler, Uluslararası çapta oldukça büyük ses getirecek ülkeler arası yepyeni krizler yaratacak casusluk haberlerinde artış olabilir. Vay be serhat! Neler dönüyor neler!

Uluslararası çapta, dolandırıcılık, kaçakçılık, tarihi eserlere, doğal kaynaklara ait yapılan yanlışlar, şunlar bunlar 1 ay ve devamında manşet olabilir. Bu konularda geçmişi olan, sabıkası olan bir şekilde haksız yollarla birilerinin ahı, kanı, üzerinden kendisine kazanç sağlayanların haberlerinde artış olabilir. Jüpiter-İkizler makalemizde değindiğimiz temalar, Bu tutulumla en dolu ve en deli haliyle görünür hale gelebilir. Venüs ve Merkür’de işin içinde olunca, işte tetiklenme dedikleri böyle.

2009’dan başlayan ve şu zamana kadar yazdığım yay burcunda gerçekleşen, tutulum ve diğer ay fazlarına ait yazılarda, global etkilerine sıkça değinmiştim, arşivden siteye ekledim, Orada yazdıklarım hala geçerlidir global yorum olarak, üşenmezseniz okuyun, hani dünya işlerine milli meselelere kafa yoran biriyseniz, Kaddafi’nin ölümünden, Esad' ın durumuna kadar hepsi yazmakta geçmiş makalelerde. Yok, be Elif, tefekkür halindeyiz, izliyoruz tiyatroyu, inanıyoruz ki;

“ENFAL 30. …çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir. “ Eyvallah der Elif: )

Bu da çok kıymetli! Balıkdaşım için; (etme! )

“ENFAL 56. Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.”

Sözün Özü: Tutulumlardan, doğa da insan da etkilenir, Doğum anınızda yay burcunun 4 derecesi hangi yaşam sahnenize denk geliyor ise o konularda aktifleşme olacaktır. Tutulum fotoğrafına baktığınızda, anda hangi yıldız ve gezgenler açı yapmış ve hangi evinizde ise, içsel ya da dışsal gelecek etkiler de o alanlardan olacaktır. Bu bir tür rehberlik, biz bilelim de, ne gelmekte, giden ne, ona göre bir plan yapalım, Takdir Mevla’dan yine. Hayatımıza ait, her konuda, kapı bir komşundan tut, yedi kat yabancı olduğun insanlara kadar, iş, eş, aşk, sağlık, eğitim, öğrenim, anne/baba, çevre, ideallerin, vazgeçişlerin, direncin her biri için bir keşif zamanı olabilir, ömrümüzün pasta karışımına ekleyeceğimiz birşeyleri fark edebiliriz, fazla gelen bir şey var ve fazlalık tadını tuzunu bozuyor ise ondan da vazgeçebiliriz, yeni tatlar ortaya çıkarabiliriz. Sadece ne istediğimizden emin olalım, iki arada bir derede değişken, depresif hallerde kendimizi ve bizimle olanları tüketmeyelim, diğerleri sebep ise ama öyle keyfi değil hakikaten diğerleri sebep ise bu depresif hallere değişken hallere, “ teşekkür ederim, güzel bir yolculuktu, aldık-verdik, paylaştık, öğrendik, öğrettik, ama artık istiap haddimizi doldurduk, negatif etkilemeye başladık birbirimizi, bundan fazlasında değişim olsa da, dönüşüm olsa da, bu hal değişmeyecek, vedalaşalım” diyebiliriz. Kendimizi de, diğerini de Azad edebiliriz, tutkunun aşırısı tutuklar!

Evet, ince ince, tüm motifleriyle yazdık, anlattık, ortaya bir örtü çıktı, ister battaniye olarak kullan, üşüyorsundur sen şimdi, çekiver üzerine ısınsın ruhun biraz, istersen paspas yap al ayağının altına, sokağın tozunu silsin, çok gezmiş, çok yorulmuşsundur sen şimdi!

Sevgimle Kalın Emi

Elif Hece Öztürk

22 Mayıs 2013- Ankara

astrolojistik@gmail.com


(6) YORUMLAR ( Yorum Ekle )

Gönderen: yaðmur:)
.... - selam sana ey kalbinin mürekkebiyle yazan,ruhlarımıza dokunan onları saran ...yazın müthiş olmuş..Hiç aklımda yokken cama yapışan bembeyaz kar-pare'lerinin verdiği huzuru gibisin ;)
27 Mayıs 2013, Pazartesi, 16:57



Gönderen: Denis
üşüyorsundur sen şimdi - ruhumun ısınması için üzerime çekip battaniye olarak kullanmak istiyorum...benim için yazılmış gibi sanki..yüreğine, kalbine sağlık hecem...
23 Mayıs 2013, Perşembe, 15:46



Gönderen: Ýlirya Seven
Üşüdüm üstümü örtsene anne,anne,anne,anneciğim... - Anneciğim!!!!!!!! İçimi donduran sıcak yaz günleri...yaz Elif yaz...Bak bu hayat!!!!Tut Elif tut, bak bu ben!!!!!!kaçıyorum kendimden... kim bilecek?kim görecek?üstümü ört Elif!!!! ört ki ölem...
23 Mayıs 2013, Perşembe, 02:03



Gönderen: ceylan yüce
ruhumu örttün sıcaklıgınla yıne.. - emek verip sanki hepimizin sevdıgı renkleri bilerek ördügün,şu sıcak ama kalbimizin,içimizin üşüdügü adeta bir topragını kaybetmemek adına savas verdıgı şu gunlerde.. sıcacık battanıyen yıne o kadar iyi geldiki elifim..bana hep güc verdi öncü oldu kalemın..hiç kurumasın..seni seviyorum..
22 Mayıs 2013, Çarşamba, 18:36



Gönderen: Birgül ermekin
yine dokturmussun Elifim. - emeğine, bilgine sağlık....
22 Mayıs 2013, Çarşamba, 15:54



Gönderen: gölge
üff - okudum okudum ve yine kaçasım geldi. Galiba korkaklık .... offf offff
22 Mayıs 2013, Çarşamba, 15:28